CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile çok sayıda belediye başkanı ve yetkilinin tutuklanmasını protesto etmek amacıyla başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingleri devam ediyor.
“Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 93'üncüsü Burdur'da düzenleniyor.
Mitingde kürsüye çıkan CHP Genel Başkanı Özgür Özel önemli açıklamalarda bulundu.
İşte Özgür Özel'in açıklamaları;
'Şubatın sonunda kışın ortasında bu güzel günde, meydanda olana, uzaktan kulak kabartana güzelim Burdur'a selam olsun. Alnının terini toprağa damlatan emekçilere, ömrünü bu ülkeye adamış emeklilere yiğit Burdur'a selam olsun.
Daha önce Tayyip Bey, aylar aylar önce demişti ki: 'Göreceksiniz bir aya kalmaz insan içine çıkamayacaklar. Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar, eşlerinin gözüne bakamayacaklar' demişti. O lafı dedikten sonra bırakın bir ayı, 11 ay geçti.
Bugün ben Burdur’da meydandayım. Her gün bir başka meydanda, sokakta, tarlada, çarşıda, kahvede, iş yerlerinde, işçi servislerini uğurlarken ya da ev hanımlarının evinde ziyarette Cumhuriyet Halk Partililer meydanda. Siz hiç AK Partiliyi şimdi çarşıda görüyor musunuz? Pazara çıkabiliyorlar mı? Hatır sorabiliyorlar mı?
Çünkü artık onlar siyaseti bıraktılar. Kadın kollarına güvenmiyorlar, gençlik kollarına güvenmiyorlar, ana kademeye güvenmiyorlar. Varsa yoksa yargı kolları; varsa yoksa siyasi davalar, iftiralar, hakaretler, tutuklamalar ve bu şekilde bizim iktidarımıza engel olacaklarını sanıyorlar.

Ancak bir yanda ağır ithamlar var. Biri birine diyor ki, biri birine: 'Sen hırsızsın, sen yolsuzsun' ya da 'Sen ajansın, sen muhbirsin, sen teröristin, sen her türlü kötülüğün içindesin.' Biri birine bu lafı dediğinde ikisinden biri sokağa çıkamaz. İddialar doğruysa söylenen çıkamaz, iddialar yalansa öbürü çıkamaz. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi sokaktadır, meydandadır, milletin içindedir, milletin yüzüne bakmaktadır. Milletin yüzüne bakamayanlar iftiracılardır, iftiracılar!"
TANJU ÖZCAN'IN GÖZALTINA ALINMASI: ''MAKSAT İTİBAR SUİKASTI''
(Tanju Özcan'ın gözaltına alınması) Bu sabah ben Muhittin Başkana ulaşmak için günün erken saatlerinde uçağa giderken Bolu'dan bir haber geldi. Bolu Belediye Başkanımız Tanju Özcan’ı jandarma tarafından çağrılsa gideceği, zaten her gün çöpünü aldığı, önünü temizlediği, her gün hizmet ettiği Bolu'nun adliyesine jandarma zoruyla götürdüler. Maksat itibar suikastı, amaç küçük düşürmek, amaç suçluymuş gibi göstermek.
Hal böyle olunca biz Bolu'ya hukukçu arkadaşlarımızı, siyasi arkadaşlarımızı yönlendirdik. 'Neymiş, ne soruyorlarmış?' dedik. Cevap geldi, cevap geldi. Suçlandığı husus şu: Bir vakıf var, vakıf. Bu vakfa para giriyor, para çıkıyor. Çıkan para Bolu'da, Boluluların; Bolu'da ve Türkiye'de okuyan çocuklarına ya da yoksul ailelerin Bolu'ya gelmiş çocuklarına burs veren vakıf. Bu vakfa iş insanları yardım yapmışlar.
Efendim, sen Bolu Belediye Başkanı olarak iş insanlarına diyorsun ki: 'Bu vakfa para yatırın, ondan sonra gelin bakalım işlerinizi yapalım.' Şimdi bu iddianın neresi doğru, neresi eğri bilmem; ama eğer iş adamına 'İş yapıyorsun, şunun %20'si bizim, 10'u bizim, 10'u üst tarafın, yukarıların' diyen bir anlayış var mı? Var, biz onu çok iyi tanıyoruz. Ancak bizde belediye başkanı kendine kör kuruş almamışsa, bir başka tarafa para istememişse, devletin kontrolündeki bir şey 'Verecekseniz vakfa verin, garibanın çocuğuna burs olsun' demişse vallahi de billahi de bunda utanılacak değil, övünülecek bir şey var kardeşim.

Biz kimlerin lakabının %10 olduğunu, kimlerin tarifeyi %10'dan 20'ye çıkardığını, 'Benim dönemimde zengin oldun, nasıl başka tarafa selam verirsin?' diye mala çökenleri biliyoruz. Biz kazanılan her kuruştan payını isteyenleri de biliyoruz. Biz şu kadarını biliyoruz; bizim arkadaşlarımızın kör kuruşa tenezzül etmediğini, ne yaptıysa şehir için, kent için, fakirin fukaranın kursağından geçecek bir şey için yaptığını biliyoruz, hepsiyle de gurur duyuyoruz.
''İRAN'IN KARARINI İRAN HALKI VERECEKTİR''
İran'ın kendi geleceğini tayin etmesi en büyük temennimiz. Ama şimdi oradaki durumdan istifade Trump ve Netanyahu oraya sivillere de zarar verecek şekilde saldırmaya başladılar. Türkiye'nin son derece dikkatli bir diplomasiyi takip etmesi gerekir. İran'daki kadınları kurtarmak ne Trump'a ne de eli kanlı Natenyahu'ya düşer. İran'ın kararını İran halkı verecektir.
Bütün belediye başkanlarımızdan memnunuz. Mitingin yapıldığı ilçedeki hizmetler sayılıyor ama diğer üç başkanımız da kısıtlı imkanlarına rağmen çok önemli gayretler gösteriyorlar. İlçelerinde yaptığımız memnuniyet anketleri geçen sene çok iyiydi; bu sene de mart ayının 15'inde başlayarak bir ay içinde bütün Türkiye ile birlikte bu memnuniyetleri ölçeceğiz.
Ancak şu kadarını söyleyeyim; Cumhuriyet Halk Partisi'nin tüm belediyeleri, teker teker yapılan bütün ölçümlerde, çok ufak tefek istisnalar hariç, seçildiklerinden çok daha iyi bir noktadalar. Memnuniyetin en temeline gittiğinizde eskiden yapılan borçların eridiğini görüyorsunuz; aynen Burdur'da olduğu gibi. Bizim İller Bankası paylarımız %40 kesiliyor ama yeni aldığımız belediyelerde yine de borçlarımız eriyor.
Ayrıca CHP seçim kazanmadan önce özellikle küçük ilçelerde ya da nüfusu daha az olan illerde 'CHP gelirse sosyal yardımları keser' yalanının çöktüğünü; en az artan yerde 3 kat arttığını, ortalama sosyal yardımların belediyelerimizde 5 kat arttığını, küçük çocuklara özellikle 'Hoş Geldin Bebek' paketleriyle çocuklara, yeni doğum yapan annelere yapılan hizmetlerin, kreşlerin ve okul çağındaki çocuklara yapılan desteklerin büyük bir karşılık gördüğünü görüyoruz.

"İKTİDAR ZENGİNE ÇALIŞAN BİR İKTİDARDIR"
Buradan bütün Türkiye'ye büyük bir mutlulukla, umutla söylemek isteriz ki şu anda Cumhuriyet Halk Partisi -'silkeleyin' diyorlar- bütün maddi imkanların yetersizliğine rağmen hepinizin hissettiği, gözle görülür, evde hissedilir sımsıcak bir belediyecilik yapıyor. Elini arkanızdan çekmiyor. Şunu herkes bilsin ki siyaset öncelik belirleme işidir. Nasıl bir evde para her şeye yeter ama hepsine birden yetmez; öyle olunca evi geçindiren anne-baba nasıl önceliği evladına veriyorsa, evladının boğazına, giyimine kuşamına veriyorsa, onun eğitimine veriyorsa; sonra diğer öncelikler geliyorsa Türkiye'de de iktidarın Türkiye'nin var olan kaynaklarını hangi öncelikle harcadığına bakmak lazım.
Bugünkü iktidar maalesef zengini seven, fakiri görmeyen, emekliye selam vermeyen, emekçinin sesini duymayan, çiftçinin derdiyle dertlenmeyen, süt üreticisinin derdini tasasını duymayan, varsa yoksa zengine çalışan bir iktidardır. O yüzden Türkiye'nin kaynak sorunu yoktur, Türkiye'nin öncelik belirleme sorunu vardır. Ve şubatın 28'inde Burdur'un meydanından and olsun ki Cumhuriyet Halk Partisi gelecektir, halkın partisi gelecektir; önceliği emekliye, önceliği çalışana, işçiye, emekçiye, önceliği çiftçiye, hayvancıya, arıcıya, önceliği esnafa, önceliği millete verecektir, millete verecektir!"
"VATAN EVLATLARININ DEVRİ BAŞLAYACAK"
Yapılacak seçim bir referandum niteliğindedir. 'Demokrasi' diyenlerle 'otokrasi' diyenler sandıkta karar verecektir. Ülkeyi 'her şeyi ben bilirim' diyen, sert, başına buyruk, kendini ve yandaşını seven bir iktidar mı yönetecek? Yoksa yumuşak, kapsayan, kucaklayan, emekliyi, emekçiyi seven, köylünün dostu, köylüyü milletin efendisi gören bir iktidar mı yönetecek?
O gün karar vereceğiz; artık bundan sonra bu devir böyle mi gidecek, yoksa bir devir kapanacak yeni bir devir mi açılacak? Sandığa gitmeye ve bir devri kapatıp bir devri açmaya var mısınız? Hazır mısınız? O zaman o sandık gelecek ve bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak, vatan evlatlarının!

Sesimi duyan herkese, sesimi duyan herkese şunu bir oturup düşünmesini bekliyorum: Bugüne kadar bu oyları alan iktidar kime iyi geldi, kime iyi geldi? Sekiz çeyrek altın alırdı emekli, bugün bir buçuk çeyreğe düştü. Yedi çeyrek alıyordu asgari ücretli, bugün iki buçuk çeyreğe düştü. Ya da bir kilo buğday satıp bir kilo mazot alıyordu çiftçi; şimdi altı kilo buğday satıp bir kilo mazot alamaz duruma düştü. Demek ki sana, bana iyi gelmeyen iktidar, iyi geliyorsa başkasına zamanı gelmiştir artık bu tercihleri değiştirip milleti koruyacak bir partiyi iktidar yapmaya!
ÖZEL İMAMOĞLU'NA AÇILAN YENİ DAVAYI DUYURDU
Özel, 'ilk kez benden duyacaksınız' diyerek, İmamoğlu'na 'Makam Aracı' davası açıldığını duyurdu. Özel, şöyle konuştu:
"Ekrem Başkan'a, bunu benden ilk duyacaksınız, yeni bir dava açmışlar. Dava ne? Makam aracı davası. Suç? Kendi şirketinden belediyeye araç kiralamak. Neymiş? Ekrem İmamoğlu Beylikdüzü Belediye Başkanı olmuş, belediyenin makam aracını beğenmemiş, kendi şirketinden makam aracı vermiş, o aracı belediyeye kiralamış; bundan dolayı dava açmışlar.
Şimdi dava iddiası bu; hepinizin göreceği, mahkemenin de göreceği gerçek şu: Beylikdüzü Belediyesi AK Parti’den alınır, borç buraya kadar. Makam aracı AK Partili bir şirketten fahiş fiyata kiralanmış. Ekrem İmamoğlu der ki: 'Bu aracı gönderin geri, bu parayı ödeyemeyiz bu lüks makam aracına'. Makam aracı gider. Ekrem Başkan kendi şirketinden bir makam aracı ister. Savcılığa sunulacak ve şu anda resmi kayıtta o günden beri duran belgeye göre Beylikdüzü Belediyesi'nde şu kayıt var: 'Kendi şirketime ait olan şu şasi, şu plaka numaralı aracı makam aracı kullanmak üzere bilabedel, ücretsiz olarak belediyeye tahsis ediyorum'.
Alçak adamlar! O tarihte Ekrem İmamoğlu kendi arabasına biniyordu diye duymuş, plakaya bakmış şirketin üstündeymiş o tarihte; 'Kendi şirketinden araba kiraladı' diyor. AK Partili yandaş şirketten kiralanan pahalı araç yollanıp kendi şirketinden bilabedel araç tahsis etmiş İmamoğlu’na yine davaya kalkıştılar. Ama ne demiştim? Oğlum, oğlum, sert kayaya çarptın sert kayaya! Teslim olmayacağız bu kötülüğe, teslim olmayacağız!
AK Parti'nin, Sayın Erdoğan’ın bu sorunları çözecek ne iradesi, ne becerisi, ne enerjisi kalmamıştır. AK Parti yaşlanmıştır, yorulmuştur, tükenmiştir. Millete tepeden bakan, kendisini ve çevresini zenginleştirip milleti fakirleştiren AK Parti’nin siyasi ömrü nihayete ermiştir. Türkiye büyük bir değişime, bir yenilenmeye gebedir."




