Ulusal egemenlik soyut bir kavram değildir. Ulus egemenliğini somut şekillerde kullanır.

Ulusun egemenliğini kullanmasının en somut hali oy kullanması ve temsilcilerini yönetici olarak seçmesidir. Ama bir süredir ulusal egemenlik, sadece bu haline, ulusun beş yılda bir oy kullanmasına indirgenmiş durumda.

Oysa ulusun egemenliğini kullanması bununla sınırlı değildir. Ulus sadece seçerek değil, örgütlenerek, düşüncesini açıklayarak, alanlara çıkarak, eylem yaparak, hatta “direnme hakkını” kullanarak egemenliğini uygular. Bunlar anayasalarda siyasi parti, dernek ve sendika kurma, toplantı ve gösteri hakları olarak yer alır.

Başka?

ULUSUN HABER ALMA HAKKI
Ulusun egemenliği, haklarını “kayıtsız şartsız” kullanabilmesi ile ilgilidir. Ulusun/milletin en önemli anayasal haklarının başında haber alma hakkı gelir. Bu da düşünce ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, bilgi edinme hakkı vb. haklar üzerinden sağlanır.

Oysa bir süredir ne acı ki Türkiye, halkın haber alma hakkının en sert şekilde engellendiği bir ülkeye dönüşmüş durumda. Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle gazeteciler sıra sıra hapis yatıyor. Son örnekler Alican Uludağ ve İsmail Arı oldu.

Sırf gazetecileri hapse atabilmek için çıkarılmış kanun var: “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu” diyerek gazetecilerin üzerinde kılıç gibi kullanılıyor.

Monarşiyi savunan Tom Barrack'tan tepki çeken 23 Nisan mesajı
Monarşiyi savunan Tom Barrack'tan tepki çeken 23 Nisan mesajı
İçeriği Görüntüle

Tabii bazı tür gazeteciler üzerinde uygulanıyor. Örneğin “Şimşek’in enflasyonla mücadele programı çöktü” manşetini Yeni Şafak yerine muhalif bir gazete atmış olsaydı, ertesi sabah şafak operasyonu başlardı.

Neyse, asıl tartışmak istediğim başka.

MERDAN YANARDAĞ’IN İSYANI
Görmüşsünüzdür mutlaka. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, el koyduğu televizyonumuzu, Tele1’imizi satışa çıkardı. Hem de 28 Milyon TL’ye.

Bu para, İstanbul’da iyi bir semtte ev parası artık. Demek ki bir yandaşa ucuza peşkeş çekilmek isteniyor.

Tele1’in kumpasla içeri atılan genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ, haliyle isyan etti. Bunun bir “yağma ve çökme operasyonu” olduğunu söyledi ve kendisine yapılan operasyonun asıl amacına işaret etti: “Yalan ve iftiraya dayalı ‘casusluk’ kumpasının amacı böylece bir kez daha tartışmasız şekilde gözler önüne serildi. Amaç Tele1’e çökmek, susturmaya çalışmaktı.”

OPERASYONUN AMACI
Her tarafından hukuksuzluk dökülen bir operasyondur bu:

Merdan Yanardağ Tele1’in sahibi değil yöneticisi ama buna rağmen Yanardağ’a “kumpas casusluk” davası açılır açılmaz kanala el koydular, kayyım atadılar.

Ve bırakın hükmü, Merdan Yanardağ daha mahkemeye bile çıkmadı, daha savunmasını bile yapmadı, ama hızla kanalı satma peşindeler.

Asıl mesele budur: Yapılan operasyon Tele1’den çok, halkın haber alma hakkına yapılmaktadır. Tele1’e bizler çıkıp doğruları anlatamayalım ve yerimize Nagehan Alçı boy gösterebilsin diye bu operasyon özetle.

YANARDAĞ’IN HEPİMİZE ÇAĞRISI
Başta belirttiğimiz gibi ulusal egemenlik soyut değil, somuttur. Ulus, somut haklarını kullanarak kayıtsız, şartsız egemenliğini kullanmış olur. Ulusun haklarını kullanmasına engel olmak, egemenlik ilkesine aykırıdır.

Ulusun, milletin, halkın en önemli haklarından biri de haber alma hakkıdır. İşte Tele1’e yapılan operasyon, bu hakkın engellenmesi operasyonudur.

O nedenle Merdan Yanardağ’ın şu çağrısına hepimiz omuz vermeliyiz: “Bütün namuslu insanlara, medyadaki dostlarımıza, iş dünyasına, Cumhuriyetçilere ve topluma çağrı yapıyorum: Tele1’in yağmalanmasına engel olalım, bize sahip çıkın!”