İstanbul’un Sultanahmet semtinde yer alan ve uzun yıllar Marmara Üniversitesi tarafından rektörlük binası olarak kullanılan bina, alınan idari karar doğrultusunda Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’ne tahsis edilmişti.
İstanbul Yüksek Ticaret ve Marmara Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Mezunları Derneği üyeleri, tarihi rektörlük binasının Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi"ne tahsis edilmesi protesto etti.
Rektörlük binası önünde yapılan açıklamada, şu ifadeler yer verildi:
“Tarihi gerçeklere ve eğitim etiğine dayanmaktadır”
"Bizler, kökleri 1883 yılına dayanan, Cumhuriyet tarihimizin ve iktisadi hayatımızın mihenk taşlarını yetiştiren İstanbul Yüksek Ticaret ve Marmara Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Mezunları Derneği olarak; okulumuzun sembolü, kurumsal hafızamızın kalbi olan Sultanahmet'teki tarihi binamızın akıbeti hakkında derin bir endişe içerisindeyiz. Resmî Gazete'de yayımlanan son atama kararları ve sonrasında yapılan açıklamalarla; Marmara Üniversitesi rektörlük binası olarak hizmet veren tarihi yapının, 'Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'ne tahsis edildiğini üzülerek öğrenmiş bulunmaktayız. Bu tasarrufa karşı duruşumuzun gerekçeleri, sadece duygusal bir bağdan ibaret olmayıp, tarihi gerçeklere ve eğitim etiğine dayanmaktadır.
“İstanbul'un çok katmanlı eğitim kültürüne zarar vermektedir”
Sultanahmet Meydanı'nın güney ucunda yer alan bu bina, 1883 yılında Sultan Abdülhamit Han'ın emriyle kurulan Hamidiye Ticaret Mekteb-i Alisi, 1915'de Ticaret Mekteb-i Alisi, 1924'te Ulum-u Aliye-i Ticaret, 1936 yılında Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebi, 1959'da İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi olarak faaliyet göstermiş olup, 1982'de Marmara Üniversitesi'ne dönüştürülmüştür. Bu bina herhangi bir taş yapı değil; 143 yıllık 'yüksek ticaret' geleneğinin yuvasıdır. Söz konusu binanın hemen arkasında yer alan ve yine tarihi bir değer taşıyan Sultanahmet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin de 'restorasyon' adı altında boşaltıldığı, öğrencilerin başka bir okula nakledildiği bilinmektedir. Tarihi yarımadanın bu bölgesindeki köklü eğitim kurumlarının birer birer boşaltılarak, bölgenin tek bir amaca yönelik dönüştürülmeye çalışılması, İstanbul'un çok katmanlı eğitim kültürüne zarar vermektedir.
“Bu ruhun sürgün edilmesine sessiz kalmayacağız”
Biz mezunlar olarak talep ediyoruz ki: Marmara Üniversitesi ile özdeşleşmiş, binlerce mezunun hatırasını taşıyan Sultanahmet'teki rektörlük binasının, başka bir üniversiteye veya vakfa devredilmesi işlemi derhal durdurulmalıdır. 143 yıllık 'yüksek ticaret' mirası, kendi evinde, kendi adıyla, Marmara Üniversitesi çatısı altında yaşamaya devam etmelidir. Binalar sadece tuğla ve harçtan ibaret değildir. İçlerinde yaşatılan bilim, kültür ve insan hikayeleriyle ruh kazanırlar. Marmara Üniversitesi rektörlük binasının ruhu 'yüksek ticaret'tir ve bu ruhun sürgün edilmesine sessiz kalmayacağız. Sürecin yasal ve toplumsal takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz”
Basın açıklaması sonrası açıklamalarda bulunan Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümü Muhasebe ve Finansman Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuran Cömert, şunları söyledi:
“Okulun tarihine bu kültür mirasına sahip çıkmak herkesin ödevi”
“Bu okulun öğrencisi, asistanı, yardımcı doçenti, doçenti, profesörü, sonunda dekanı olmuş bir kişiyim. 45 yılım bu kurumda geçti. Burası bizim sembolümüz. Bizim muhasebe tarihçisi bir hocamız var bu camia çok iyi bilir. Prof. Dr. Oktay Güvemli, Suphi Paşa Ticaret Meslek Lisesi mezunudur kendisi. Muhasebe tarihine gönül verdiği gibi Dünya Muhasebe Tarihçileri Ödülü almıştır. O bu binada onunla çok konferanslar yaptık. Okulun oryantasyon günlerinde öğrenciye okulun tarihini anlatırdı. 'Burası bizim mabedimiz' derdi. Okulun 143 yıllık kocaman bir geçmişi var çok büyük badireler atlatmıştır. Bütün savaşları görmüş. İşgal kuvvetleri tezkire yazmış saraya. Biz kullanacağız diye o zamanki hocalar bile direnmiş. Yani okulun tarihine bu kültür mirasına sahip çıkmak herkesin ödevi. Başta Turizm ve Kültür Bakanı'na da buradan sesleniyorum, yalvarıyorum ona, lütfen bu tarih ve kültür mirasımızı korumamızda bize destek olsunlar.
“Bütün diplomalarımızın üzerinde bu okulun sembolü var ve elimizde kalan tek tarih eser bu”
Biz bakın burada hepimiz ben 70 yaşına dayanmış bir insanım. Ama üzülüyorum öğrencilerime ne diyeceğim? Nasıl anlatacağım? Bütün diplomalarımızın üzerinde bu okulun sembolü var ve elimizde kalan tek tarih eser bu. Bunu korumak herkesin vazifesi. Ben de istiyorum burası bir Oxford Üniversitesi gibi sembol bina, Marmara'nın tarihini temsil eden bir kültür mirasıdır. Bir taş bina gibi 'burası tarihi eser, burada İslami bir şey' bu değil. Marmara Üniversitesi'nin kendisinin içinde Mekteb-i Şahane'de var, İlahiyat Fakültesi de var. 1982'deki kuruluş ruhuna bakın, inanamazsınız. Burayı yapan mimar Aranko bu binayı yaptıktan sonra kendi ülkesinde çok meşhur bir mimar olmuş. İnsanlar tarihlerine değer veriyorlar. Niye bize bu kötülük yapılıyor? Anlamıyoruz ve bir hoca olarak gerçekten hicap duyuyorum üzülüyorum. Bütün Marmaralıları ki yolu Marmara'dan geçmeyen bir tane bürokratta yoktur. Herkes burada bir yükseltme almıştır, bir diploma almıştır buradan bir feyzalmıştır. Bunun hakkını versinler ve kurumlarına sahip çıksınlar."





