Medya manipülasyonları, içi boş ama renkli mi renkli seçim kampanyaları, ezberlenmiş sloganlar ve bolca dış destekle otoriter sağ popülist bir iktidar sandığa gömüldü. Yerine yine otoriterleşmesi pek muhtemel, Avrupa Birliği (AB) teknokrasisinin ve savaş kışkırtıcısı Avrupa sermaye çevrelerinin oyuncağı bir başbakan koltuğa oturtuldu. Muhafazakâr soslu otoriter popülist sağ iktidar gitti, demokrasi soslu neoliberal popülist sağ iktidar geldi. Sözünü ettiğim ülke Macaristan, sandığa gömülen Fidesz (Macar Yurttaşlar Birliği) ve Viktor Orbán... Seçimi kazanan 'demokrasi kahramanı' Péter Magyar ve partisi Tisza (Saygı ve Özgürlük Partisi)... İşin daha da beteri, Macaristan parlamentosunun neredeyse tamamı popülist sağ partilerin hegemonyası altına girdi. Seçimlerde Tisza oyların yüzde 53.7'sini alarak 138 milletvekili çıkarırken, Fidesz yüzde 38.43 oy oranıyla 55 milletvekili kazanabildi. Parlamentoda bu iki parti dışında temsil edilebilen bir parti daha var; o da Mi Hazank Mozgalom (Vatan Hareketimiz), ki bu parti de aşırı sağcı!
SOL, SOL OLMAYINCA MEYDAN SAĞA KALIR
AB'de genel siyasî atmosfer uzun süredir, kıta tarihinin en müptezel, amorf ve gerici hâline bürünmüş durumda. Pandemi öncesinde de böyleydi, pandemide iyiden iyiye bu yozluk egemen oldu, Ukrayna-Rusya savaşıyla birlikte ise Avrupa'nın semalarında Nazizm hayaleti dolaşmaya başladı.
Sosyal demokrat, sosyalist ve yeşil partiler ABD'nin 'demokrasi ihracatı'nın taşeronu olup merkez sağ, liberal ve muhafazakâr partilerle aynı hizaya yerleşirken, ırkçı, gerici, irrasyonel, otoriter aşırı sağ ise özellikle dış politika konusunda 'ulusal çıkar' söylemlerini yükseltir oldu. Garip ama Avrupa'da işçi sınıfı, çiftçiler, işsizler, kent yoksulları AfD ve benzeri partileri, kendi çıkarlarını gözeten, ülkeye refah getirecek partiler olarak görmeye başladı. Bu, aşırı sağın başarısından çok, abuk sabuk bir woke kültürden beslenen, sınıfsallıktan uzaklaşan merkez sol ve sosyalist partiler sayesinde oluyor.
BRÜKSEL YAPIMI BİR PARTİ: TİSZA
Tisza köklü bir parti sayılmaz. Viktor Orbán'ı 16 yıl boyunca bir türlü tahtından deviremeyen muhalefetin yetersiz kalması sebebiyle kurulmuş bir parti diyebiliriz. 2020 yılında kuruldu ve güç kazanmaya başladı. Bir zamanlar Fidesz'in siyasî figürlerinden biri olan Péter Magyar'ın katılımıyla hızla yükselişe geçti. 'Muhafazakâr ve Avrupa yanlısı' olarak tanımlanıyor, ancak hemen tüm özellikleri sağ popülist bir partiyle aynı. Tisza'nın Fidesz'den farkı, Brüksel'in kararlarına harfiyen uyma sözünü vermiş olması ve Ukrayna-Rusya savaşında kayıtsız şartsız Ukrayna'nın yanında yer alacağını garanti etmesi...
Tam da AB'nin kendi ordusunu kurmayı planladığı ve ABD ile gerilimli bir süreç yaşadığı dönemde, Brüksel için Orta Avrupa'da sorun çıkarmayacak bir iktidar her zamankinden çok daha önemliydi. Hele ki Orbán gibi 'ulusal çıkarlar'ı 'Brüksel'in kararları'nın önüne koyan bir otoriter lideri koltuğundan etmek şarttı. Başardılar! Üstelik gerek kişisel gerekse politik hayatı fazlasıyla karışık, 'psikopat' olma ihtimali çok yüksek bir siyasî figürü makyajlayıp piyasaya sürerek...
NATO VE AB DESTEKÇİLİĞİNE FRAPAN DEMOKRASİ MAKYAJI
Magyar'ın 'sansasyonel' kişiliğine geçmeden önce seçim vaatlerine bir göz atmakta fayda var. Sıralayalım: Başbakanlık görevi iki dönem, yani sekiz yıl üstlenilebilecek. 16 yıldır görevde olan Viktor Orbán bu süreyi aşmış kabul edilecek, Orbán'a siyaset yasağı getirilmiş olacak. Yolsuzlukla Mücadele Bakanlığı kurulacak. Geçmişteki kamu ihaleleri incelenecek. AB'yle ilişkiler normalleştirilecek. Avrupa Savcılığı, Macaristan'da da kurulacak. AB ile hukuk devleti uygulamalarına geri dönülecek. Orbán hükûmeti tarafından önce kaçak göçmenler nedeniyle ilan edilen, sonra da pandemi ve Ukrayna savaşı gerekçesiyle sürdürülen OHAL kaldırılacak. Devlet kurumlarına yerleştirildiği iddia edilen Fidesz'in kadroları görevden alınacak. Fidesz çevrelerine aktarıldığı iddia edilen ulusal servetin geri alınması için özel takip birimleri ve soruşturma savcılıkları kurulacak. Devlet televizyonun haber dairesi feshedilecek. Bağımsız yayıncılık için devlet radyo ve televizyonları yeniden yapılandırılacak.
Otoriter, kleptokratik, nepotik, göçmen karşıtı bir iktidardan devleti arındırma programı gibi değil mi? Bu yanıyla gayet hoş görünüyor. Soru şu; bu yeniden yapılandırmada Tisza hükûmetinin ne kadar tarafsız olacağı meselesi! Hukuk devletinin kurallarına ne kadar riayet edileceği... Gerek Tisza'nın kadroları gerekse lideri Magyar'ın kişiliği dikkate alındığında, bu yeniden yapılanmanın demokratik bir işleyişten çok bir 'cadı avı'na dönüşmesi muhtemel.
URSULA'NIN ESERİ: PSİKOPATTAN 'DEMOKRASİ ŞÖVALYESİ' YARATMAK
AB açısından Macaristan'da demokratik değerlerin yeniden siyasî hayatta egemen olmasından çok, Budapeşte'nin yeniden Brüksel'in uydusu olması önem taşıyor. Böylece Avrupa Birliği Komisyonu'nun kararlarına muhalif çatlak seslerden biri susturulmuş olacak. 'Şahin'' politikaların savunucusu, Rusya düşmanı, Avrupa'nın kolonyalist ve faşizan genlerinin simgesi AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in Magyar'ın seçilmesi için elindeki kozların tümünü masaya sürmesi işte bu yüzden! Leyen açısından tam bir zafer olduğunu söylemek gerekir. İstediğinden bile fazlası oldu! Kolay değil; lümpen, skandallarla dolu bir geçmişi olan, psikopat özelliklere sahip birinden bir 'demokrasi kahramanı' çıkardılar el birliğiyle...
Magyar, seçim propagandalarında, Macaristan'ın AB ve NATO ile bağlarını yeniden kurma, yolsuzluk ve kayırmacılığı ortadan kaldırma ve 'denge ve denetleme sistemini yeniden tesis etme' sözlerini yineledi. Önemli olan ilkiydi, yani AB ve NATO'ya bağlılık yemini, gerisini reklam sloganları olarak görebilirsiniz! Ancak, Magyar'ın göçmenler ve Macaristan'da bayağı bir gündem olan LGBTQ+ meselesine ilişkin yorum yapmaktan kaçındığı dikkatlerden kaçmıyor. Göçmenler konusu AB için önemli, çünkü o yükün bir bölümünü Macaristan'a yıkmak istiyorlar. LGBTQ+'lar ise umurlarında değil, onları Fidesz'i şeytanlaştırmak için araçsallaştırmışlardı, şimdi pek üstüne düşmeyeceklerdir!
GENÇ YAŞTA KAŞARLANAN TİPİK BİR SİYASET EBABI
Gelelim şu 'Macar ovalarına akan' Magyar'a... Carî siyasetin her türlü kirli çamaşırını giymiş biri... Magyar, 21 yaşında Fidesz’e katıldı, hukuk eğitiminin ardından avukatlık yaptı ve 2006’daki hükûmet karşıtı protestolarda gözaltına alınan göstericilere ücretsiz hukukî destek verdi. Bu arka plan, onun sonradan 'dışarıdan gelen' bir muhalif değil, 'içeriden kopan bir figür' olarak algılanmasının temel nedeni oldu. AB bürokrasisi ve kamu şirketleri deneyimi olan bir isim olarak da ön plana çıkıyor. 2010’da Dışişleri ve Ticaret bakanlıklarında AB mevzuatı alanında çalıştı; daha sonra Macaristan'ın AB nezdindeki daimî temsilciliğinde görev aldı. Sonraki yıllarda Macar Kalkınma Bankası’nda AB hukuk direktörlüğü, Macaristan Kamu Yolları’nda yönetim kurulu üyeliği, 2019-2022 arasında Macaristan Öğrenci Kredi Merkezi’nin CEO’luğu ve 2022’de özel sektörde yöneticilik yaptı. Yani Brrüksel teknokrasisinin tezgâhından geçmiş biri.
ORBAN AŞIĞIYDI BİR ZAMANLAR
Magyar ve o zamanki eşi Judit Varga, yıllarca Brüksel'de yaşadılar; Varga Avrupa Parlamentosu'ndaki Macar üyelerine politika danışmanı olarak görev yaparken, Magyar diplomattı. Politico'nun 2025 Avrupa siyasî figürleri sıralamasında Magyar, o dönemde 'önemli ama gizli bir iç çevre figürü' olarak tanımlanıyordu. 2019'da Varga, Orbán hükûmetine adalet bakanı olarak atandı. Macaristan'da ise Magyar'ın görevleri arasında kamuya ait Öğrenci Kredisi Merkezi ve Macaristan Kalkınma Bankası'nın hukuk departmanının yönetimi yer alıyordu.
Başarılı bir çift mi, belki... Hırslılar mı, orası kesin!.. Ancak evde işler yolunda gitmiyordu ve 2023'te boşandılar.
O dönemde Magyar, Orbán'ın uzun süredir destekçisiydi. Son yıllarda, Budapeşte'deki çocukluğunda yatak odasının duvarında o zamanlar liberal ve anti-komünist olan Orbán'ın bir posterinin olduğunu ve üniversitede Fidesz saflarına katıldığını ballandıra ballandıra anlatıyordu. Ancak 2024 yılının başlarında Fidesz'in skandalla sarsılmasıyla işin rengi değişti. Fırsatı gördü!..
BİR SKANDAL ZİRVEYE GİDEN YOLU AÇIVERDİ
Macaristan'ın o zamanki cumhurbaşkanı Katalin Novák, devlet tarafından işletilen bir çocuk yuvasında reşit olmayan erkek çocuklara yönelik istismarı örtbas etmekten suçlu bulunan eski bir yetkiliyi affeddince kıyamet koptu. Bu olay, kısmen aile değerlerini koruma üzerine kampanya yürüten bir parti olan Fidesz açısından rezaletti. Novák istifa etti; aynı şekilde, adalet bakanı sıfatıyla affı imzalayan Varga da...
Magyar, siyasî kurnazlığını kullanmayı bildi ve Orbán hükûmetini açıktan eleştirmeye başladı. 'Partizán' adlı yayın organına verdiği 2024 tarihli bir video röportajında, hükûmeti sadece yolsuzlukla değil, eski eşi gibi kadın liderleri günah keçisi ilan etmekle suçladı. Woke söylemleri muhafazakâr bir retorikle piyasaya sürdü: 'Gerçek suçluların kadınların eteklerinin arkasına saklandığı' bir sistemin parçası olmak istemediğini söyledi. Magyar'ın mesajı müthiş etkili oldu. Milyonlarca kez izlendi. Fırsat bu fırsattı; o baharda düzenlediği halk mitinglerinde yeni bir siyasî hareket başlattı.
Haziran 2024'teki Avrupa Parlamentosu seçimlerinden Tisza çarpıcı bir çıkış yakaladı ve oyların yüzde 30'unu alarak seçimi kazandı. Magyar da Avrupa Parlamentosu üyesi oldu.
KAVGALI, KOMPLOLU BİR EVLİLİĞİN SONU
Boşanma süreci oldukça sancılıydı. Magyar, Varga ile evliliğinin sona ermesinin en azından kısmen siyasî anlaşmazlıklardan kaynaklandığını ileri sürdü. 2023'te boşanmaları kesinleşmeden sadece birkaç ay önce, aralarındaki konuşmalardan birini gizlice kaydedecek kadar da gözü karaydı. Varga bu kayıtta, hükûmet yetkililerinin bir yolsuzluk davasına müdahale etme girişiminden bahsediyordu. Magyar, kaydı ertesi yıl af skandalının ardından yayınladı ve yolsuzluk iddialarına güç kazandırdı. Ancak savcılık soruşturmayı destekleyecek hiçbir kanıt bulamadı. Tüm bu olayların ardından Varga, 2024'te siyasetten elini eteğini çekmek zorunda kaldı.
Ardından Varga, Magyar'ı sözlü ve fiziksel tacizle suçladı. Magyar, kendisine yöneltilen suçlamaları reddederek, bunların Orbán hükûmetinin henüz yeni başlayan siyasî kariyerini itibarsızlaştırma girişimi olduğunu iddia etti. Benzer şekilde, hükûmeti, 'bal tuzağı' operasyonu olarak adlandırdığı bir yöntemle kampanyasını baltalamakla suçladı. Şubat ayında, bir yatak odasına ait fotoğrafların internete düştü. Magyar, fotoğrafların 2024 yılında yaşanan bir olaya ait olduğunu ve o zamanki kız arkadaşının kendisini bir partiden sonra Budapeşte'deki bir daireye götürdüğünü ve rızaya dayalı cinsel ilişkilerini yasadışı 'gizli servis yöntemleri' kullanarak gizlice kaydettiğini iddia etti.
"Yetkililer ayrıca suçları kimin emrettiğini de araştırmalı. Ben de yardımcı olacağım. Hükûmet merkezinde arama yapmalılar" dedi. Böyle bir soruşturmanın yapılıp yapılmadığı belli değil; sonuçta hiçbir video yayınlanmadı.
KADIN DÖVÜYOR, KÖPEK YAKIYOR!
Şimdi düşman olan, evlilikleri evlere şenlik bu iki siyasetçi, birbirlerine zarar verebilmek için ellerinden geleni yapıyor. Artık Magyar başbakan, ardında kabarık bir suç ve skandal heybesi var. 2023'te eşiyle boşanması sırasında, onu birden fazla kez dövmekten ve bu sırada bir kemer kullanmaktan suçlu bulundu.
Kokain kullandığını itiraf etti ve çok az miktarlarda tükettiğini söyledi. Kendisini böyle savunuyor ama ortada bir video dolaşıyor: Bir barda, kendinden geçmiş, pantolonuna pislemiş, garip hareketler yaptığı bir video!..
Bu tip adi suçların yanı sıra, insider trading suçlamaları da var. İddialara göre, bu sayede çok zengin oldu.
Bitmedi; boşandığı eşinin kaleme aldığı bir kitap var; 'Canavarla 16 Yıl'!.. Bu kitapta Varga, eski kocası hakkında çok ciddi suçlamalara yer veriyor. Örneğin, bir yerde şöyle yazıyor: “Beni dövdü, çocukların gözü önünde mastürbasyon yaptı ve yavru köpeklerden birini mikrodalga fırında gözümüzün önünde öldürdü. Bundan sonra çocukların psikolojik yardıma ihtiyacı vardı”.
İşte Macar halkının alternatifsizlik içindeyken, başbakan koltuğuna layık gördüğü insana ilişkin söylentiler böyle!
FARKLI RENKLERDE GÜN BATIMI BİLE MAGYAR'IN DEMOKRATLIĞINDAN GERÇEKÇİ
Gerçekten alternatifsizler miydi? Yani Magyar'ın üç aşağı beş yukarı böyle bir portresi varken, hemen her şey alternatif değil midir? Söz gelimi Macarlar, 'Macar İki Kuyruklu Köpek Partisi'ne (Magyar Kétfarkú Kutya Párt) oy verebilirlerdi. Parti, 2006 yılında kuruldu ve 2014'te resmî bir politik parti haline geldi. Sistemle uzlaşmayan, carî düzenle dalga geçen bir siyasî oluşum... Vaatlerinden bazıları; sonsuz yaşam, dünya barışı, haftada bir gün çalışma, günde iki defa çeşitli renklerde gün batımı, daha az yer çekimi, bedava bira ve düşük vergiler!.. Bir vaatleri daha var; Büyük Macaristan Ovası'nda bir dağ inşa etmek! Şu kesin; bu partiye oy verselerdi, en azından kadınlar, çocuklar ve yavru köpekler daha güvende olurdu! Lanet olsun, Fidesz ile Tisza arasında bir seçim yapmak zorunda kalan bu düzene...