Bilinir ki, iktidar Marko Paşa’yı kapatınca yerine “Malum Paşa” çıkarılır. O da kapatılınca “Merhum Paşa” yayınlanır. Mücadele böyle sürüp gider. Türkiye’nin aydın geleneğidir bu. Soylu bir tarihi vardır, batıya benzemez.
Bu ülkenin devrimci aydınları ile ilerici edebiyatçıları belki “esir” alınabilir ama teslim olmazlar. Namık Kemallerin, Şinasilerin, Tevfik Fikretlerin 200 yıllık geleneğidir bu. O nedenle bu ülkenin sonraki aydınları, yazarları, devrimci liderleri soy adlarını “Kemal” diye almıştır. Bu, Namık Kemal’e bir saygı ve onun devrimci geleneğine, aydın namusuna bir bağlılık işaretidir.
Orhan Kemal, Yaşar Kemal... ve bir Jön Türk olduğu anlaşılan öğretmeninin okulun zeki ve parlak öğrencisi Mustafa’ya verdiği “Kemal” soyadının tarihsel ve estetik anlamı budur. Oysa hiçbirinin gerçek soyadı Kemal değildir. Sonradan bir bilinç ve ahlaki tercihle alınmıştır o isim. Sanırım Yahya Kemal bile böyledir.
İşte TELE2’yi yaratan arkadaşlarımız da bu ülkenin söz konusu soylu aydın geleneğini sürdürüyorlar. Umarım arkadan TELE3 ve TELE4 vb. gelmez. Ama gelirse de hoş gelir, sefa gelir. Bu ülkenin Kemalleri tükenmez... Denizleri gibi, ozanları gibi...
Bu nedenle bütün dostlarımızı eski TELE1 izleyicilerini, bu ülkenin cumhuriyetçi, yurtsever, toplumcu yurttaşlarını TELE2’ye destek vermeye çağırıyorum. Bu karanlığın dağıtılması ve bu ablukanın kırılması, ancak birlik ve dayanışma ile sağlanabilir.
Daha önceki bazı mesajlarımda da paylaştım ama tekrar etmekte fayda var... İktidarın son “casusluk” kumpasının, bu yalan ve iftira operasyonunun iki nedeni var.
Birincisi, Ekrem İmamoğlu için yedek bir tutuklama kararı çıkarmak. Çünkü İBB soruşturması tam anlamıyla bir fiyaskoya dönüşüyor. Fiyaskonun belgesi hazırlanan iddianamedir. Yandaş medyada köpürttükleri bütün suçlamaların birer iftira olduğu ortaya çıktı. Bu nedenle İmamoğlu ve arkadaşlarını daha fazla tutuklu yargılamaları zor görünüyor. Dolayısıyla, Türkiye’nin en güçlü cumhurbaşkanı adayını içeride tutacak bir önlem almaya çalıştılar. Sökmeyecek! Türkiye’nin sonraki cumhurbaşkanı Silivri’den çıkacak. Bunu herkes görecek.
İkincisi, Türkiye’nin en etkili, karar vericilerin izlediği, mesleği gazetecilik olanların kurduğu ve yönettiği, halkın desteği ile yol alan televizyon kanalı TELE1’e el koymaktı.
Böylece beni ve arkadaşlarımızı susturmayı amaçladılar. Bu da sökmeyecek!
Kendisi bir Amerikan projesi olan, emperyalizmin ve siyonizmin desteği ile iktidara getirilen, cumhuriyet ve demokrasi düşmanı AKP, yurtseverleri “casus” diye suçlamaya kalkıyor. Bu talan ve yağma düzeninin üzerini yeşil bir şal ile örtmeye çalışıyor. Yapamayacaklar! Ergenekon kumpası nasıl çöktüyse, bu tertip de bozguna uğrayacak. Çünkü hiçbir yalan gerçekten daha güçlü değildir.