Kahramanmaraş’ta 8 öğrenci ve 1 öğretmenin hayatını kaybettiği katliamın ardından gözler okul güvenliğine çevrildi. İzmir Seferihisar’da ise bir okulun kapıları 24 saat açık, giriş-çıkışlar kontrolsüz. Mahalle sakinleri uyarıyor: Bugün önlem alınmazsa yarın yaşanacak bir olayın sorumluluğu yetkililere ait olacak.
Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da okullarda yaşanan, 8 öğrenci ile 1 öğretmenin hayatını kaybettiği trajik olaylar, Türkiye’de derin bir üzüntü ve endişe yarattı.
Bu acı tablo, eğitim kurumlarında güvenliğin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne sererken, İzmir’in Seferihisar ilçesinden gelen bir durum, “Benzer bir risk kapıda mı?” sorusunu gündeme getirdi.
Seferihisar Düzce Mahallesi’nde bulunan Seferihisar Borsa İstanbul Meslek ve Teknik Anadolu Lisesi’nde uzun süredir devam eden bir uygulama, ciddi bir güvenlik zafiyetine işaret ediyor.
Kahramanmaraş trajedisinin ardından Millî Eğitim Bakanlığı ve valilikler, okullarda alınacak güvenlik tedbirleri konusunda uyarılarını sürdürüyor.
Birçok okulda öğrencilerin kontrolsüz giriş-çıkışlarını önlemek amacıyla velilerin okul bahçesine girmesine izin verilmeyeceği, okul saatleri içerisinde öğretmen, öğrenci ve görevli personel dışında hiç kimsenin okul binasına alınmayacağı vurgulanıyor.
Velilerin yalnızca randevu sistemi üzerinden ve kimlik ibraz ederek okula giriş yapabileceği, öğrencilerin eşyalarının sınıfa bırakılmak yerine öğretmenler tarafından alınmak üzere güvenlik noktasına teslim edileceği belirtiliyor.
Ancak alınan bu yeni tedbirlerin söz konusu okul için geçerli olmadığı görülüyor.
Velilerin dahi okul bahçesinde beklemesine izin verilmezken, bu okulun kampüsü içerisinde üç ayrı sürücü kursu faaliyet gösteriyor. Haftanın yedi günü acemi sürücülere kampüs içinde direksiyon eğitimi veriliyor. Bu nedenle okul kapıları 24 saat açık tutuluyor.
Giriş-çıkışların kontrolsüz olması nedeniyle kampüs, bir eğitim kurumu olmaktan çok sürücü kurslarının kullanımına bırakılmış bir alan görüntüsü veriyor. Gün boyu süren yoğunluk nedeniyle kimlerin okula girip çıktığı ise bilinmiyor.
Sürücü adayları ve yakınlarının oluşturduğu kalabalık, okul ortamını sürekli bir hareketlilik içine sokarken; bu durumun öğrenci ve öğretmen güvenliğini doğrudan tehdit ettiği belirtiliyor.
Özellikle Kahramanmaraş’ta yaşanan katliamın ardından, bu tür bir kontrolsüzlük çok daha büyük bir risk olarak değerlendiriliyor.
Mahalle sakinleri, sürücü kurslarının okulu adeta kendi faaliyet alanları gibi kullandığını, bunun da eğitim ortamını bozduğunu ve okul disiplinini zayıflattığını ifade ediyor.
Yaşanan yoğunluk ve düzensizlik yalnızca okul sınırlarıyla da sınırlı kalmıyor. Mahalle içindeki yollarda acemi sürücülerin dolaşması ve oluşan kalabalık, çevrede yaşayan vatandaşların günlük yaşamını da olumsuz etkiliyor.
Edinilen bilgilere göre mahalle sakinleri bu durumu defalarca İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü, Kaymakamlık ve belediyeye yazılı ve sözlü olarak iletti. Ancak bugüne kadar somut bir adım atılmadı.
Vatandaşlar, Türkiye’yi yasa boğan son olayların ardından yetkililerin daha fazla gecikmeden harekete geçmesi gerektiğini vurguluyor.
Mahalle sakinleri, gerekli önlemler alınmadığı takdirde yaşanabilecek olası bir olayın sorumluluğunun, denetim görevini yerine getirmeyen kurumlara ait olacağına dikkat çekiyor.
Sorunun yalnızca bir mahalleyi değil, tüm toplumu ilgilendirdiğini belirten vatandaşlar, taleplerini şöyle sıralıyor:
Okul kampüsünde yürütülen sürücü kursu faaliyetlerinin derhal durdurulması,
Okulların asli işlevine uygun, güvenli eğitim alanları haline getirilmesi,
Bu uygulamaya bugüne kadar göz yuman sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılması.
Mahalle sakinlerinin ortak mesajı ise net:
“Okullar ticari faaliyet alanı değil, çocuklarımızın güvenli geleceğinin teminatıdır.” (Kaynak: Haber Merkezi)