Özel İtalyan Lisesi’nde görev yapan Türk öğretmenler, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde uzlaşma sağlanamaması ve ücret ile özlük haklarında yaşanan eşitsizlikler nedeniyle greve çıktı. Grev alanında TÜRK-İŞ'e bağlı Tez-Koop-İş Sendikası yöneticileri ile öğretmenler bir araya gelirken, öğretmenler taleplerinin yalnızca ücret artışıyla sınırlı olmadığını, eşit iş yükü ve eşit muamele istediklerini vurguladı.

“Sadaka değil, hakça pay istiyoruz”

TÜRK-İŞ 1. Bölge Başkanı Halil Faki Erdal, grev alanında yaptığı açıklamada, Tez-Koop-İş Sendikası’nın Özel İtalyan Lisesi’nde yasal çoğunluğu sağlayarak yetki belgesini aldığını ve toplu sözleşme sürecine başladığını hatırlattı. Erdal, arabuluculuk süresi boyunca sendikanın tekliflerinin okul yönetimi tarafından dikkate alınmadığını belirterek, şunları söyledi:

“Toplu sözleşme, çalışanların anayasal haklarını kullanarak yaşadıkları adaletsizlikleri gidermek için vardır. Burada mesele sadece ücret değildir. İtalyan öğretmenlerle Türk öğretmenler arasında çok ciddi bir ayrım vardır. Biz haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşıyız. Sadaka istemiyoruz, hakça pay istiyoruz. Uzlaşmadan yanayız ama teslimiyetçi değiliz. Uzatılan eli çevirmeyin, aksi halde bu grev büyüyerek devam eder.”

Erdal, açlık sınırının 31 bin lira, yoksulluk sınırının ise 101 bin liraya ulaştığını belirterek, öğretmenlere önerilen ücretlerin bu sınırların altında kaldığını söyledi. TÜRK-İŞ olarak öğretmenlerin yanında olduklarını vurgulayan Erdal, grev süresince dayanışmanın süreceğini kaydetti.

F44A3E8F 257C 4E78 963B 55C5Adba6911 W

“Söz bitti, son sözü grev söyleyecek”

Tez-Koop-İş İstanbul 5 Nolu Şube Başkanı Selahattin Karakurt ise açıklamasına “Söz bitti, sıra grevde” diyerek başladı. Karakurt, grevin yalnızca bir ücret uyuşmazlığı olmadığını, mesleki onur ve eşitlik mücadelesi olduğunu ifade etti. Karakurt, yaklaşık 2 aylık müzakere sürecinde okul yönetiminin hiçbir somut adım atmadığını belirterek, “10 Aralık’tan bugüne tek bir karşı teklif dahi sunulmadı. Diyalog kanalları kapatıldı. Grev, okul yönetiminin bu tutumu nedeniyle zorunlu hale geldi” dedi.

Okul yönetiminin tutumunun yalnızca öğretmenleri değil, velileri ve öğrencileri de mağdur ettiğini söyleyen Karakurt, “Bu grev, ‘aynı okul, iki farklı dünya’ dayatmasına karşı bir haysiyet mücadelesidir. İtalyan öğretmenlerle aynı sınıflara girip aynı akademik sorumlulukları üstlenen Türk öğretmenlerin 6 kat daha düşük ücretlere mahkûm edilmesi kabul edilemez” diye konuştu.

“Özlük haklarımızda, maaşlarımızda bir iyileşme olmadı”

Özel İtalyan Lisesi’nde 7 yıldır tarih öğretmeni olarak görev yapan İlhan Gülek, yaklaşık 6 aydır süren görüşmelerden sonuç alınamadığını belirtti. Gülek şunları anlattı:

"Yaklaşık 6 aydır özlük haklarımızın iyileşmesi, yoksulluk ücretinin altındaki maaşlarımızın düzeltilmesi ve İtalyan öğretmenlerle eşit eş yükü için görüşmelerde bulunduk. Bu görüşmelerden hiçbir sonuç çıkmadı. Özlük haklarımızda, maaşlarımızda bir iyileşme olmadı. Ben 60 bin lira alıyorum. 2026 yılı için yüzde 15 gibi bir zammın dışında, 2027 için de yüzde 0 gibi bir zam teklifiyle gelindi. Ve hiçbir teklifimiz olumlu karşılanmadı. Dolayısıyla grev kararımızı aldık, astık, okul itiraz etti, oylama istedi. Oylama yapıldı. Yine öğretmenlerden yana çıktı. Yine itiraz ettiler. Bugün mahkeme de bizden yana kararını verdi. Ve bugün Türkiye'de hiç olmayan bir şeyi bir yabancı okuldaki ilk öğretmen grevini yapıyoruz. 1969’daki TÖS grevinden sonra ilk defa hakları için grev yapıyorlar.

"Biz köle değiliz"

Öğretmenler toplumun öncüleridir. Bıçak nasıl kemiğe dayanmış ki sınıfından çıkmak istemeyen, öğrencisinden ayrılmak istemeyen ve canla başla bu işi yapan öğretmenler bugün yağmur altında, soğukta ve ne kadar süreceğini bilmediğimiz bir greve çıktık. Biz içeride olmak istiyoruz, öğrencilerimizle olmak istiyoruz, öğretmek, işimizi yapmak. Fakat onlara bugün belki en büyük derslerini veriyoruz. Onurlu olma, mücadeleci olma, baskıdan yılmama dersini veriyoruz. Yani bugün biz grevde öğrencilerimize belki hayatının en güzel, en önemli, en akılda kalıcı dersini vermek için buradayız. İtalyan öğretmenlerle Türk öğretmenlerin maaşlarının arasındaki yaklaşık altı kat fark var. Diğer yabancı okullardaki Türk öğretmenler bizim üç mislimiz maaş alıyor. Piyasası da bu. Yani 180 - 240 bin bandında hemen hemen. Bizimki altmış bin lira. Dolayısıyla bahsettiğim gibi paradan da geçtik. Bir önemsenmeme boyutu var. Yoksa bunun ekonomik bir açıklaması yok. Bu kadar diyen köleci bir mantık var burada. Biz köle değiliz. Buraya davet alarak girdik. Onlar bizi çağırdılar. Velilerimiz, öğrencilerimiz o yüzden yanımızda. Öğrenciler ağlayarak ve alkışlarla uğurladılar bizi. Herkes buranın öğretmenlerini tanıyor. Burada yazarlar var, müzeciler var, çevirmenler var. Gerçek anlamda akademisyenler var. Öğretmen kadrosu Türkiye'nin özlediği, hayal ettiği bir öğretmen kadrosu. Bu fiyatın bizi aşağılama fiyatı olduğunu artık söylüyoruz. Susamıyoruz o nedenle de buradayız”

“İtalyan öğretmenlerin maaşı ile bizim maaşımızın arasında yüzde 600 fark var”

Özel İtalyan Lisesi’nde 9 yıldır Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak çalışan Sabri Ergün de grevin Türkiye emek tarihi açısından önemli olduğuna dikkat çekti. Ergün, şunları söyledi:

Donald Trump'tan eyalet çıkışı! 'Grönland 52, Venezuela 53...'
Donald Trump'tan eyalet çıkışı! 'Grönland 52, Venezuela 53...'
İçeriği Görüntüle

“Bu bizim için değerli bir şey çünkü Türkiye emek tarihi için önemli bir şey. 1969’dan sonra ilk defa lise düzeyinde bir yerde grev yapılıyor. Bunun Türkiye'deki bütün Türk öğretmenlere örnek olmasını da istiyoruz. Bu nedenle bizim için önemli, değerli. Önce tabii ki kendi haklarımız ve sonra bütün meslektaşlarımızın da haklarını almasını istiyoruz tabii ki. Biz sendika üyesiyiz. Sendika toplu sözleşmeyi okul yönetimiyle yürütüyor. Şu ana kadar İtalyan Lisesi bu konuda görüşmeye yanaşmadı. Zaten bu yüzden biz grev kararı aldık. Grev üç günde sürebilir üç ay da. Bu bizim mücadelemiz için dirençli olmasına ve okul yönetiminin bizi anlamasına bağlı. Yani biz de bilemiyoruz. Ama biz bu yola baş koyduk, başladık. Ne kadar sürecekse burada grevimizi sürdüreceğiz. Yapılan en büyük haksızlık İtalyan öğretmenlerin bizim 6-7 katı maaş alması. Tabii ki alabilirler. İtalya'dan buraya geliyorlar. Başka bir ülkeye geliyorlar. Yüksek maaş alacaklar. Biz İtalyan öğretmenlerin maaşını istemiyoruz. İtalyan öğretmenler gibi 350-400 bin maaş beklentimiz yok zaten. Bizim beklentimiz kendi ülkemizde yaşayabileceğimiz yoksulluk sınırının üzerinde bir maaş almak. İtalyan öğretmenlerin karıları, kocaları buraya gelip çalışmadıkları halde bizden fazla para alıyor. Yani biz girdiğimiz nöbetlere, derslere karşı emeğimizi almak istiyoruz. Şu an tabii bildiğim kadarıyla yoksulluk sınırı 90 binin üzerinde. Buradaki öğretmenlerin hepsi Türkiye'nin gerçekten iyi nitelikli, yüksek lisanslı doktorasını yapmış, akademik üretim yapmış, nitelikli öğretmenler. Yoksulluk sınırının altında bir maaşla burada çalışması mümkün değil. Yani bunu demek istiyorum. Yani buradaki öğretmenlerle aramızda yüzde 500-600’lük bir fark var ve daha fazla çalıştığımız halde onların beşte biri altıda biri maaşla çalışıyoruz” dedi.

“Okul müdürü ‘hepinizi kovacağım kapı orada’ dedi ”

7 yıldır İngilizce öğretmeni olarak görev yapan Şebnem İtil ise sürecin yaklaşık 3 yıldır devam ettiğini söyledi. İtil, sendikalaşma öncesinde okul yönetimiyle iletişimin tamamen koptuğunu belirterek, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Bu süreç aslında üç yıldır devam ediyor. Biz üç yıl önce tabii biz o zaman sendikalı değildik ve ne yapacağımızı da tam bilmiyorduk. Müdürle konuşmayı denedik. Çünkü fermuar açıldı. Bizim maaşımızla devlet öğretmenlerinin, özel okul öğretmenlerinin maaşları artarken biz euro üzerinden hesaplandığı için hep geride kaldık, hep geride kaldık. Bir ara denemelerimizden biri kabul edildi bazı şartları. İki ikramiye, yemek yardımı gibi. Ama daha sonra hiç bir şey yokmuş gibi olmamış gibi davranıldı. Biz bunu sorduğumuzda size çok kızdım. Hepinizi kovacağım. Kapı orada. Bakın şu yeşil kapıyı görüyor musunuz? O kapıdan hepiniz çıkıp gideceksiniz diye bas bas bağırdı ve o gün bütün iletişim kesildi müdürle. Günaydın diyoruz, kafa çevriliyor. Arkada başka biri var mı diye bakıyor. Bir anda bütün iletişim koptu. Biz çok şaşırdık. Ne yapabiliriz diye düşündük. Sözleşme yenilendiği zaman tek söylenen şey beğenmeyen gitsin. Kapı orada. Sokakta çok adam var. Tarzı çok çirkin muamelelere maruz kaldık. Daha sonra araştırdık ne yapılabilir? Çünkü kontratımızda olan şartlar uygulanmıyor. Baktık olmuyor. Sendikalaşmamız gerektiğini fark ettik. Hiçbir şeye yanaşmadılar. Yüzde on beş teklif edildi. Yüzde on beşle birlikte aylık yetmiş beş bine denk geliyordu bizim maaşımız. Hayır dedik ve bitti.

“Bir öğretmene zorla itiraz dilekçesi yazdırdılar, daha önce böyle bir ırkçılığa maruz kalmadım”

Bir öğretmene zorla itiraz dilekçesi yazdırdılar. İtiraz da bugün reddedildi ve grev bu şekilde gelişti. İçeride korkunç bir ayrım oluştu. İtalyan meslektaşlarımız ki hepsi Avrupalı sosyalist arkadaşlarımızdı. Bir anda sizin yüzünüzden okul kapanacak. Ya da işte bizim maaşlarımızı açık ettiniz. Bizi kaçıracaklar. Ev kiralarımızı arttıracak ev sahiplerimiz gibi absürt şeyler söylemeye başladılar. Biz de çok şaşırdık, onlar da şok geçirdi. Yani bir anda her şey değişti. İşte bugüne geldik. Öğrenciler şaşırdılar. Alışık olmadıkları bir süreç ama çok destekliyorlar. İçeriden alkışlarla çıktık. Kalpler yaparak uğurladılar. Çok hoşumuza gitti. Daha önce de veliler de destek oldu. Öğrenciler her zaman bir çözüm olması gerektiğini ama bizim tarafımızda olduklarını hep söylediler. Veliler ve öğrencilerden en büyük desteği aldık. Artık para meselesini çok aştı işler. Burada hani kendi. Irkçılığa uğramak da biraz ayıp oluyor diye düşünüyorum. Daha önce 11 yıl Robert Koleji’nde çalıştım. Orada bile böyle bir ırkçılığa maruz kalmadım ben. Buradakilere inanamıyorum. Hakikaten inanamıyorum.”