İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nin yürüttüğü davanın ikinci celsesi, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısında inşa edilen yeni duruşma salonunda devam ediyor. Duruşmanın ikinci günü saat 10.45'te başlayıp 23.55'te sona erdi ve 13 saati aşkın sürdü. Davanın ikinci celsesinin üçüncü günü Silivri'de devam ediyor.

İkinci celsenin ikinci gününde sırasıyla Seyfi Beyaz, Muzaffer Beyaz, Veysel Erçevik, Furkan Hamzaoğlu, Yüksel Hamzaoğlu, Zafer Gül, Oktay Hamzaoğlu, Mustafa Keleş, Dursun Keleş, Fuat Keleş, Cemal Üneş, Esra Huri Bulduk, Adem Ok, Elif Yıldız Kızılca ve Sezgin Paydaş savunma yaptı.

Duruşmanın en dikkat çeken gelişmelerinden biri, tutuksuz sanık Muzaffer Beyaz'ın sorgusu sırasında yaşandı. Savcılık, Beyaz'ın "çelişkili ifadeler verdiği" gerekçesiyle tutuklanmasını talep etti. Avukatların tepki gösterdiği talebi mahkeme heyeti oy çokluğuyla reddetti.

Ekrem İmamoğlu, Resul Emrah Şahan, Mehmet Murat Çalık, Necati Özkan, Murat Ongun ve Mehmet Pehlivan gibi isimlerin de aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın ikinci celsesinde üçüncü duruşma günü başladı.

İMAMOĞLU'NUN KORUMASI SAVUNMA YAPTI
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda görülen davada bugünkü ilk savunmayı İmamoğlu’nun yakın koruma ekibinden Emin Türe yaptı.

Kasımpaşa-Trabzonspor maçındaki bir holigan 20 yıllık sanat birikimini kül etti
Kasımpaşa-Trabzonspor maçındaki bir holigan 20 yıllık sanat birikimini kül etti
İçeriği Görüntüle


İmamoğlu’nun programları sırasında otelde bulunan kameraları bantlama suçunun isnat edildiği eylem 15 ile suçlanan Türe, verdiği ilk ifadeyi tekrar ettiğini belirtti.

Daha sonra ise yine kamera bantlama eylemiyle suçlanan İBB ulaştırma personeli Emre Manav’ın savunmasına geçildi. Manav, söz konusu eylemde yalnızca görev ve sorumluluklarını yerine getirdiğini söyledi.

Ardından yine aynı eylem için savunma yapan İBB Protokol Görevlisi Özgür Türkmen de kamera bantlama eylemi için kimseden talimat almadığını, bunun İmamoğlu’na yönelik tehditler yüzünden rutin bir işlem haline geldiğini ve kıyafet değiştirme esnasında uygulandığını söyledi.

İBB BORSASI İDDİALARIYLA ALINAN AVUKAT SAVUNMA YAPTI
Çeşitli sanık avukatlarının yönelttiği soruların ardından Özgüner’in avukatı olan ve ismi İBB Borsası iddialarıyla anılan Mehmet Yıldırım savunma yaptı. Özgüner’in ifadeleri nedeniyle 27 kişinin tutuklandığı iddiasının yalan olduğunu söyleyen Yıldırım, kendisi hakkında YENİ Parti lideri Özgür Özel, dava avukatları ve basın tarafından algı operasyonu yapıldığını ileri sürdü.


Özgüner’in savunma kısmının tamamlanmasının ardından, KOBİL şirketinde yazılım geliştirme uzmanı olarak çalışan Abdullah Uygun, savunmasına başladı.

GEÇEK’İN AVUKATINDAN ÖZGÜNER’E SORULAR
Verilen aranın ardından, Özgüner’in savunmasında “yalan söylemekle” suçladığı İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu, Özgüner'e çeşitli sorular yöneltti. Koçoğlu, İmamoğlu'nun ikinci telefonu olarak kamuoyuna duyurulan cep telefonuyla ilgili "12 Mayıs 2025 tarihinde telefon ele geçirildi ama servis edilen fotoğraflarda telefonun tarihi 23 Mart olarak görünüyordu. Bu nasıl mümkün oldu?" diye sordu. Özgüner, "Telefon uzun süreli kapalı kalırsa eski tarihi gösterebilir" dedi.

Koçoğlu ardından, Özgüner’in tutuklanmasının ardından tahliye edilme sürecinde İBB’deki görevlerinden ayrıldığını ancak İBB’deki kurumsal e-posta adresinin istifasının ardından pasif hale getirilmesine karşın geriye dönük e-postalarını nasıl elde ederek savcılığa teslim ettiğini sordu.

Özgüner, istifa etmeden önce İBB’nin kurumsal adresindeki e-postaları kişisel hesabına geçirdiğini belirtirken Koçoğlu, “Yani siz tutuklanmadan önce İBB’nin kurumsal maillerini kendinize mi çektiniz?” sorusunu yöneltti. Özgüner ise “Doğrudur” diye yanıtladı.


MAHKEME BAŞKANI VERDİĞİ FARKLI SAVCILIK İFADELERİNİ SORDU, ÖZGÜNER HEPSİNİN İÇERİĞİNE "DOĞRU" DEDİ
Özgüner’in savunmasını tamamlamasının ardından çapraz sorgulamasına geçildi. Özgüner; 29 Nisan, 14 Mayıs, 10 Temmuz ve 30 Ekim 2025 tarihlerinde savcılıkta verdiği ifadelerin doğru olduğunu belirterek aynen tekrar etti.

Mahkeme Başkanı ile aralarında şu diyalog yaşandı:

Hakim: “30 Ekim 2025 tarihli savcılık ifadeniz var, doğru mudur içeriği?”

Özgüner: “Doğru.”

Hakim: “Yine 10 Temmuz 2025 tarihli bir ifadeniz var. İfade içeriği doğru mu?”

Özgüner: “Doğrudur sayın başkanım.”

Hakim: “29 Nisan 2025 tarihli bir ifadeniz söz konusu, doğru mu ifadeniz?”

Özgüner: “Doğrudur.”

Hakim: “14 Mayıs 2025 tarihinde iki ayrı ifade mi var aynı gün?”

Özgüner: “Valla savcılık öyle takdir etti efendim. Ben tek tek oturumda anlattım hepsini.”

Hakim: “Doğru mu ifadeleriniz?”

Özgüner: “Evet.”

Hakim: “Aynen tekrar ediyor musunuz bunları?”

Özgüner: “Doğru.”

Hakim: “Bir ekleyeceğiniz başka husus var mı?”

Özgüner: “Beraatimi istiyorum.”

İMAMOĞLU İLE ÖZGÜNER ARASINDA “TELEFON” VE “ÖRGÜT” DİYALOĞU
Özgüner'in savunmasının ardından başlanan sorgusunda Ekrem İmamoğlu da söz aldı. İmamoğlu’nun, “Benim telefonumu neden evinizde sakladınız?” sorusuna Özgüner, “Ben sizin telefonunuz olduğu için evimde saklamadım, muhafaza ettim diyelim buna çünkü siz o akşam da çıkabilirdiniz, iki gün sonra da çıkabilirdiniz” diye yanıt verdi.

İmamoğlu daha sonra, “Yıllardır bizimle çalıştınız. Ve çalıştığınız ortam dürüst, namuslu insanların olduğu bir ortam diye düşünüyorum. Yani burada kimse namussuz değil. Bir namussuz olsa ben onunla ilgili gerekli işlemin yapılmasını ilk önce isteyecek kişiyim, doğru mudur Erol Bey?” diye sordu. Özgüner, “Doğrudur” yanıtını verdi.

İmamoğlu ile Özgüner arasındaki soru-cevap şu şekilde devam etti:

İmamoğlu: “Hiç suç örgütü şüphesi yaşadınız mı? 5-6 sene burada beraber çalıştık, böyle bir izlenim yaşadınız mı?”

Özgüner: “Ben o konuda net bir şey söyleyemem Başkanım ama ben bir suç örgütü üyesi değilim. Var ya da yok diye bir şey söyleyemem.”

İmamoğlu: ‘Söyleyemezsiniz’, tamam. ‘Platform veri sızdırabilir ama ben bunu bilmem’ diyorsunuz, ‘Bence de yoktur’ diyebiliyorsunuz. Böyle çelişkili cevaplar veriyorsunuz. Erol Bey, ne oldu size? Ne oldu size?

Hakim: “Bu soruya cevap vermek zorunda değilsiniz. Ya böyle bir soru yok ki yani?”

İmamoğlu: “Soruyorum. ‘Ne oldu size?’ diyorum. Ne oldu? Size ne oldu? Ne oldu ki yani, kötü bir soru sormadım yani? Aşağılamadım, bir şey yapmadım.

Hakim: “‘Ne oldu?’ diye bir soru mu var yani Ekrem Bey? Sıradaki sorunuza geçin.”

İmamoğlu: “Ama siz benim soruma niye itiraz ediyorsunuz?”

Hakim: “Nedir yani, tabii ki burada her şey sorulamaz ki böyle.”

İmamoğlu: "Benim daire başkanım. Bırakın kısıtlamayı da bırakın kendisi cevap versin.”

Hakim: “Kısıtlayacağız tabii”

İmamoğlu: “Bakın hakaret yok, bu sorunun içinde tehdit yok, bu sorunun içinde hiçbir şey yok. Yani ben diyorum ki Erol Bey, ben burada hapse girdiğimde siz üç tane bilişim şirketinin başındaki kişiydiniz. Yani bu görevi talep ettiniz, ben de layık gördüm size, Daire Başkanlığına bu görevi verdim. Kabul ettiniz, sonra da Genel Sekreterimiz, diğer arkadaşlarımız bu görevi size tevdi etti ve yaptınız. 31 Mart'tan öncesi ve sonrası ne değişti? Yani niye karar veremiyorsunuz suç örgütü var ya da yok?”

Hakim: “Ekrem Bey, biraz önce soruyu sordunuz.”

İmamoğlu: “Böldünüz. Sorumu böldünüz, ben şimdi sorumu tekrarlayıp bir sonraki soruya geçeceğim.”

Hakim: “Anlıyoruz Ekrem Bey, yani burada ne yapmaya çalıştığınızı şu an çok iyi anlıyoruz yani.”

İmamoğlu: “Müdahale ediyorsunuz yani.”

Hakim: "Müdahale edeceğim tabii ki yani.”

İBB DAVASINDA YENİ DÜZEN: “SANIKLAR SAVUNMA YAPAN SANIĞA DOĞRUDAN SORU SORAMAYACAK”
İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasında yaşanan soru sorma polemiği üzerine avukatlar duruma tepki gösterince mahkeme başkanı, “Söz hakkı vermeden ses çıkaran avukat olursa çıkaracağım salondan" dedi.

Bundan sonra duruşmada CMK 201'i uygulayacağını dile getiren mahkeme başkanı, ”Sanıklar doğrudan soru sormayacak bundan sonra. Sanıklar sorusunu bize iletecek, biz savunma yapan tanığa soracağız" ifadelerini kullandı.

Ardından duruşmaya ara verildi.

Kaynak: Cumhuriyet / Halk TV