Haber

İBB Davası'nda 56'ıncı gün! 20 yıldır İBB'de çalışan Sürmegöz'den bilirkişilere suçlama

İBB Davası'nın 56'ıncı günü, tutuklu Emlak Yönetimi Dairesi Başkanı Kağan Sürmegöz'ün savunmasıyla başladı.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 59'u tutuklu, 414 sanıklı İBB Davası'nın duruşması, 56'ıncı gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin 1 No'lu Duruşma Salonu'nda devam ediyor.

Duruşmaya, İBB Emlak Yönetimi Daire Başkanı Kağan Sürmegöz’ün savunmasıyla başlandı. Bugün İBB’de işe başlayışının 20’nci yılı olduğunu söyleyen Sürmegöz, “Eski dönemde ne yaptıysak, yeni dönemde de gelir getirici süreçlerimizin tamamını idame ettirdik. 16 yıllık tecrübem dikkate alınarak Emlak Daire Başkanı olarak atandım" dedi.

“Belediyemizin emlak ve reklam gelirlerini önemli ölçüde arttırarak görevime layık olmaya çalıştım" diyen Sürmegöz, mahkeme heyetine 2019 öncesindeki ihalelere katılım şartlarını gösterdi. Sürmegöz, "O dönemde yanlış yapıldı, o yanlışa devam edildi diye göstermiyorum bunları. O dönemde de doğru yapıldı, şirketlerden birebir aynı yeterlilikler istendi. Çok uzun yıllardır şartlarımız aynıdır" diye belirtti.

Sürmegöz, bilirkişilerin ve iddiaların mevzuatı nasıl tamamen tersten anladığını, sahayı bilmeden nasıl "niyet okuduğunu" ve her şeyin şeffaf yapılmasına rağmen nasıl suç yaratılmaya çalışıldığını anlattı. "Bilirkişiler en temel kanunları bile birbirine karıştırıyor. Bu ihaleler 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında değil, 2886 sayılı Kanun kapsamında yapılıyor" dedi.

'EKREM İMAMOĞLU'NUN CEZAEVİNDE NE İŞİ VAR?'

Tutuklu sanıklar saat 11.05 itibarıyla alkışlarla duruşma salonuna girdi. İmamoğlu, salona girdiğinde ise tüm izleyiciler ayağa kalkarak alkışlar ve sloganlarla karşıladı.

CHP Milletvekili Mahmut Tanal ise 'Ekrem İmamoğlu'nun cezaevinde ne işi var' diye seslendi. İmamoğlu da 'Sizlerin hakkını savunuyorum' diye karşılık verdi.

Duruşma saat 11.18'de, tutuklu Emlak Yönetimi Dairesi Başkanı Kağan Sürmegöz'ün savunmasıyla başladı. Sürmegöz'ün savunması şöyle:

KAĞAN SÜRMEGÖZ'ÜN SAVUNMASI

"Sayın Başkan, değerli üyeler; saygılarımı sunuyorum öncelikle. Savunmamda önce kısaca kendimi tanıtacağım, daha sonra iddianamedeki hususlara karşı genel bir değerlendirme yapacağım. Sonrasında da eylemlere yönelik olarak detaylı savunmamı arz ettikten sonra sonuç kısmı ile neticelendireceğim. Kısaca kendimi tanıtayım. 1985 yılında İstanbul Yeşilköy'de doğdum. Aslen Konyalıyım. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilk tanışmam, henüz üniversitedeyken 2005 yılında belediyemize bağlı İstanbul Metropoliten Planlama Merkezi'nde staj yaparak oldu. O dönem mimarlık ve şehir planlama öğrencilerinden oluşan uluslararası bir çalışma grubu oluşturulup, Karaköy Perşembe Pazarı'ndan günümüzdeki Galataport olarak bildiğimiz alana kadarki kıyı şeridinin kentsel tasarım projelerinin hazırlanması sürecinde kısa bir staj dönemim olmuştu.

2006 yılında üniversiteden, mimarlıktan mezun olduktan sonra, yine aynı yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde Kentsel Tasarım Müdürlüğü'nde vekil memur olarak işe başladık. Bu süreç içerisinde de Mimar Sinan Üniversitesi Şehir Bölge Planlama Bölümü'nde yüksek lisans yaparak yüksek mimar unvanını kazandım. Belediyemizdeki sürecim nasıl oldu? 2006 yılında başladığım memuriyetime, 2013 yılında şef oldum. 2015 yılında Kentsel Tasarım Değerlendirme Komisyonu Başkanı oldum. 2016 yılında da merhum Kadir Topbaş Başkanımızın döneminde meclis kararıyla kurulan Reklam Yönetimi Müdürlüğü'ne müdür olarak, kurucu müdür olarak atandım. Bu görevler hep mesleki birikimim ve kurumsal tecrübem dikkate alınarak tarafıma tevdi edilmişti. Klasör içerisindeki ilk başlıklı dosya açabilir misiniz?

Şimdi, 2016 yılında göreve başladığım dönemde belediyemiz iştirak şirketlerinde dağınık şekilde yürütülen reklam alanlarını idari koordinasyon altında topladık. Örnek olarak İETT, İSPARK, Metro A.Ş. gibi iştirak şirketlerimiz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden bağımsız olarak kendi alanlarına reklam ihalesi yapmak ve gelir elde etmek suretiyle kendi iştigal alanlarının dışına çıkmışlardı. Yaptığımız düzenlemeler ile iştirak şirketlerinin kendi uzmanlık alanlarına yönelmesini sağlamış ve reklam gelirlerimizi kurumsal bir yapıya taşıyarak önemli ölçüde artırdık. Belediye bütçemizdeki durumu da şimdi size, okunuyor mu bilmiyorum ama biraz bulanık herhalde. Biraz yaklaşabilirseniz. 2016 yılında göreve başladığımızda yaklaşık 27.000.000 olan reklam gelirimizi, 2017 yılında 40.000.000'a taşıdık ve 2019 yılında da 95.000.000'a taşıdık. Daha sonra ilerleyen süreçlerde, 2026 yılında da 2025 yılını 1.668.000.000 ile kapattık. 2026 hedefimiz de 3.000.000.000'ları geçecek diye umut ediyoruz.

Sayın Başkan, bu süreçten sonra 2019 yılında 31 Mart seçimleri gerçekleşti ve Sayın Ekrem İmamoğlu mazbata sürecinden sonra yaklaşık 17 günlük bir başkanlık süreci olmuştu. İlk tanışmamız da o kısa süreç içerisinde oldu. O tarihte bütün ana arterlerde "Teşekkürler İstanbul" afişleri asılıydı. Sayın Başkan o zaman genel sekreter yardımcımızı, daire başkanımızı ve müdür olarak beni çağırmıştı. "Yakında artık Anneler Günü, 19 Mayıs vesaire var, bunlarla ilgili iletişim çalışması yapacağız. Bunları artık kaldırın vesaire" diye bize bir talimat vermişti. Fakat daha sonra mazbata süreci iptal edildi ve yani o süreç gerçekleşmedi. İlk tanışmamız buydu. Daha sonra seçimler yenilendi ve Sayın Başkan tekrar Belediye Başkanı olarak seçildi. O süreçten sonra biz de Genel Sekreter Yardımcımızın yanına gittik. Dedik, "Bu süreçten sonra ne olacak?" Genel Sekreterimiz ve Genel Sekreter Yardımcımız o gün istifa ettiler. Bize de "İşte hani sizlerin devam etmesini istiyoruz. Çünkü bizler siyaseten geldik, sizler kendi tecrübenizle geldiniz bugünlere. Hani sizin siyasi bir süreciniz yok, kendi kurumsal hafızanızla, tecrübenizle, liyakatinizle geldiniz. Sizlerin devam etmesini istiyoruz" dedi. “Tabii Sayın Başkan takdir ederse, devam ederseniz, etmezse de yapacak bir şey yok” dedi ve onlarla o süreçte ayrıldık.

Bu süreçten yaklaşık 1 hafta sonra Sayın Ekrem İmamoğlu tüm daire başkanları ve müdürleri o zaman Yenikapı'daki Kültür Merkezi'nde bir toplantıya çağırdı. Tabii biz de o süreçte giderken de herhalde dedik bize teşekkür edecek, istifamızı isteyecek vesaire diye bu süreçleri yürütecek dedik. Fakat Sayın Ekrem İmamoğlu dedi ki: "Bugüne kadar kıymetli emekler verdiniz. Bundan sonra hepinizin tecrübesine talibim, hepinizle devam etmek istiyorum" dedi. "Tabii bir deneme süreci olacak" dedi. "Ondan sonra bakacağız ama hepiniz bugünlere güzel çalışmalarla geldiniz. Daha güzellerini üretebilmek amacıyla birlikte bir yola çıkacağız. Hepinizin tecrübesi kıymetli, süreci sizlerle yürütmek istiyorum" dedi. Akabinde tabii aramızdan ayrılan arkadaşlarımız da oldu. İşte bakanlıklara, ilçe belediyelerine giden, işte farklı devletimizin kurumlarına geçen arkadaşlarımız da oldu istifa eden. Benim de o süreçte 1.5 yaşında bir oğlum vardı. 2 ay sonra da ikinci çocuğumuz dünyaya gelecekti. Hani farklı bir düşünce içerisinde de olmadık. Özel sektöre vesaire de geçmedik, çünkü kurumda 14 yıldır çalışıyordum o süreçte. Sayın Ekrem İmamoğlu da hani bizi denemek istediğini, çalışmak istediğini dile getirince biz de tekrar var gücümüzle işlerimizi devam ettirmeye çalıştık.

Tabii bu süreçte şirket genel müdürlükleri değişti. Medya A.Ş.'ye İpek Elif Atayman Hanım geldi. Kültür A.Ş.'ye Serdal Bey geldi. Tanıştık, onlar da çok kıymetli insanlardı. Daha önceden imzaladığımız sözleşmelerdeki yükümlülükleri onlara anlattık, istişarelerimizi yürüttük. Yani çalışmalarımız devam etti. Eski dönemde ne yaptıysak, yeni dönemde de gelir getirici süreçlerimizin tamamını idame ettirdik. Ardından 2022 yılının Nisan ayıydı. Emlak Daire Başkanlığı makamı boşaldı ve daire başkanlığı içerisindeki 16 yıllık tecrübem dikkate alınarak vekaleten atamam gerçekleşti. Yaklaşık 6 ay sonra da asaleten atandım. Tutuklanana kadar da bu görevde devam ediyordum. Yani Sayın Başkanın belediyeye gelişi, ondan sonraki süreçler, benim daire başkanı olma sürecim kendi çerçevemde bu şekilde devam etti Başkanım.

Ve tabii belediyemizdeki bir de tevafuk oldu. Ben tam bugün başlamıştım 20 yıl önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne. Tam da bugün de karşınıza çıktım. Farklı dönemlerde, farklı yönetimler altında de çalıştık. Merhum Kadir Topbaş, Sayın Mevlüt Uysal, Sayın Ekrem İmamoğlu. Verilen görevleri layığıyla ifa etmeye çalıştım. Tabii bu daire başkanlığı görevi de geçmişteki tecrübem dikkate alınarak tevdi edildi ve bu süreçte de belediyemizin emlak ve reklam gelirlerinde önemli ölçüde arttırarak görevimize layık olmaya çalıştım. Dolayısıyla görev sürem boyunca sadece vatanımın ve milletimin menfaatine çalıştım. Hakkımda böyle örgüt isnadıyla bağdaştıracak hiçbir şekilde bir talimat süreci, gizli bir iletişim ya da kişisel menfaat asla söz konusu olmamıştır. Yani kapalı bir yapı asla olmamıştır. Bizim bağlı bulunduğumuz tek yer İstanbul Büyükşehir Belediyesi'dir Başkanım.

Şimdi dava konusundaki eylemlere gelecek olursak, bu iddialar daha önce kurulunuzca görevlendirilen ve iddianamede de ek olarak sunulan tevdi raporunu hazırlayan aynı mülkiye müfettişi bu soruları daha önceden tarafımıza yöneltmişti. Yani 2021 yılının sonuydu, 2022 yılına geçtiğimizde bu süreci kendisiyle, mülkiye müfettişi beyefendiyle yürüttük. Tabii birçok sorular sordu, akabinde de tarafımıza sıralı amirlerle beraber, Sayın Ekrem İmamoğlu ile beraber soruşturma izni verilmesine karar verdi. Biz de bu süreci tabii Danıştay'a karşı dava açarak kendimizi anlatmaya çalıştık. Şimdi iddianamede doğrudan yer verilen eylemler ve benzer hususlara karşı Danıştay'da etraflıca bir değerlendirme yaptı ve tarafımızı haklı görerek de bu soruşturma iznini kaldırdı. Dolayısıyla iddianamede bulunan ve üzerime atfedilen bu suçlamaların asılsızlığını da yani tüm iddianameyi okuduğunuz zaman bizim eylem 61'den itibaren 118'e kadar gelin Başkanım ve 7 sayfalık o Danıştay kararını okuyun, zaten tüm cevapları aslında bulacaksınızdır. Bizim için çok kıymetli bir karardı. Aslında özetini de orada alabilirsiniz, size de ek olarak sunduk.

Bu sürecin ardından daha önce idari soruşturma kapsamında değerlendirilmiş, tarafımca ayrıntılı şekilde de cevaplanmış ve sonucunda da haklı çıktığımız konularla ilgili olarak 19 Mart'ta gözaltına alındık. 4 günlük gözaltı sürecince ilgili mercilere de kapsamlı şekilde cevaplarımı verdim. Savcılık sorgusunun ardından Sulh Ceza Hakimliğine çıkartıldık. Aynı beyanlarımı orada da tekrar ettim ve serbest bırakıldım. Ancak verilen karara savcılık makamınca itiraz edilmesiyle birlikte 4 gün sonra gözaltına alındık. Rüşvet ve örgüt üyeliği suçlamasıyla Asliye Ceza Mahkemesine çıkartıldık bu sefer. Serbest bırakılmama ilişkin itirazı değerlendirdi ve rüşvet suçlaması kapsamında herhangi bir somut bilgi veya belgeye rastlanılmaması, anormal bir mal varlığı artışı ya da herhangi bir mali menfaat bulunmaması sebebiyle rüşvetten tutuksuz yargılanmama, ancak örgüt üyeliği nedeniyle tutuklanmama karar verildi. Dolayısıyla yaklaşık 15. ayı da dolduracağız yakında, 16 aydır ailemizden uzak bir şekilde tutuklu bulunuyoruz.

Şimdi Başkanım, bizim eylemlerimiz aslında içerik itibarıyla farklı ve bağımsız fiillerden ziyade benzer nitelikteki idari işlemlerden sorguların sorulduğu uygulamalara ilişkin. Dolayısıyla bunu bir genel savunma olarak değerlendirip tüm eylemlere cevaben mesnet tutmanızı rica ediyorum sizden. Şimdi birincisi; ihaleye fesat karıştırma. Bu da her eylemde tarafımıza isnat ediliyor. Şimdi bunların içeriklerine cevap vereceğim. İddianamede deniyor ki Sayın Başkanım; aranan mali ve teknik yeterlilik kriterlerinin sınırlandırıldığı, bu nedenle de rekabetin daraltıldığı yönündeki değerlendirmeler yer almakta. Şimdi, bizim ihalelerimizin yapıldığı kanunumuz, Başkanım, 2886 sayılı Kanun'dur. Bunun 16. maddesinde de ihalelerin en elverişli koşullarda sonuçlanmasını sağlamak amacıyla isteklilerden belirli mali ve teknik kriterler aranabilir, nitelikler aranabilir diyor. Bu kapsamda da yani belediyemizin yaptığı uzun yıllardır tüm ihalelerde bu nitelikler aranmaktadır. Aynı zamanda bizim yaptığımız ihaleler bir başka ihalelere de benzemez; yatırım maliyetleri çok yüksektir ve İstanbul'un genelini kapsamaktadır. İşi üstlenecek firmaların operasyonel kabiliyeti çok elzemdir. Bu kapsamda hani firmaların geçmiş deneyimi, mali gücü, iş hacmi bütün bu ölçütlerle ilişkilidir.

Yani belediyemiz ödenen kira bedelleri Sayın Başkanım, milyarlarca lirayı bulmaktadır. Keza yanında bir de yatırım süreci vardır. Kira artı yatırım, yani çok büyük bedellerdir. Bu yeterlilikleri istememiz gayet de normaldir. Aynı zamanda iddianamede de belirtiliyor aslında, İTO verilerine göre de yani İstanbul Ticaret Odası verilerine göre de birçok firmada bu ihalelere katılmaya haiz olduğunu da aslında görüyoruz. Tabii NACE kodlarına bakmışlar İstanbul Ticaret Odası. Diyor ki yani bir firmanın unvanındaki reklam unvanı varsa şayet, İstanbul'da 25.000'e yakın firma varmış. Bunlar katılamamış, sadece 73 firma bizim yaptığımız, açıkladığımız, ilan ettiğimiz ihalenin yeterliliklerine haizmiş. Dolayısıyla katılım sınırlandırılmış denmiş. Yani bizim kaç firmanın katılımı söz konusu olsa bu eleştiri tarafımıza yapılmazdı? Yani 173 mü olsa, 1073 mü olsa, 10.073 mü olsa? Yani yıllardır bu sürecin de içerisindeyiz. Hani ben tamam, 2006 yılında girdim. Hani o süreçte, o süreçten itibaren de az çok Kentsel Tasarım Müdürlüğü'nde de çalışmam itibarıyla biliyoruz.

Yani bir reklam ihalesine Türkiye'nin herhangi bir yerinde 5'ten fazla firma da girmemiştir. Yani şöyle de yapabilirsiniz bir tereddüt yaşıyorsanız bu firmalarla ilgili, hani kaç firma bu işte iştigal alanında diye: Yani tüm büyükşehir belediyelerine bir yazı yazın, diğer il belediyelerine de yazın. Deyin ki hani, "Siz reklam ihalesi yaptıysanız hangi firmayla çalışıyorsunuz, bir liste oluşturalım." Bakalım kaç firma varmış? Yani İstanbul'daki 25.000 firmanın unvanında reklam var diye bu işi kısıtladığımız iddia edilemez ki 73 firma da bence yüksek bir firmadır. Kaldı ki bizim ihalelerimiz sadece İstanbul'da kapsamaz, tüm Türkiye'yi kapsar. Yapılan araştırma sadece İstanbul'da çalışan firmalara yöneliktir. Ayrıca uluslararası ilanlarımız da vardır. 2010'lu yıllarda uluslararası firmalarla çalışmışlığımız da vardır. Yani yabancı şirketlerin de yaptığımız ihalelere çok da fazla ilgisi olduğunu da söyleyebilirim daha önceden çalıştığımız için.

Ayrıca önemle belirtmek istiyorum ki bu ihalelerdeki yeterlik şartlarını biz 2019 yılı sonrasında ortaya çıkartmış değiliz Başkanım. Belediyemizin hani ben 2011 yılından itibaren size liste hazırladım. Yaptığımız bütün reklam alanı işletme ihalelerindeki istenen ihaleye katılım yeterlilikleri rakamsal ve niteliksel olarak aynıdır. Şimdi bunun aynı şekilde olduğunu ve bu hususların kurum içerisinde teamül haline geldiğini de sizlere evrak sunarak göstereyim. Geçen gün Sayın Buğra Gökce'nin sunumunda da siz, ilginizi çekmişti, istemiştiniz hatta. Tabii burada gözükmüyor, biraz yaklaşabilirsek. Mesela 2011 yılı billboard ihalesi Sayın Başkanım. En çok eleştirildiğimiz konu bizim cironun yüksek olmasıydı. O zaman 2011'de 20 milyon ciro istenmiş. O günün değerine göre bakarsak 11 milyon dolar yapıyor. Aynı zamanda işi alan kim? Yine Kültür A.Ş. 2013 yılında LED ekranların ihalesi yapılmış. Asgari 15 milyonluk bir yeterlilik istemiş. İşte web sitesi yazılımı vesaire, bakım, onarım... Bunun karşılığı da 7.5 milyon dolar. Sermaye istenmiş 5 milyon TL, bugünün 2.5 milyon doları. Kazanan İSBAK ve Kültür A.Ş., yine kendi iştirak şirketlerimiz.

2015 yılında taşınırlardaki, yani bütün araçlarımızın içerisine ekran konulmasıyla ilgili bir ihale yapılmıştı. Burada da istenen yeterlilikte, son 5 yılda 10 milyon yolcuya hizmet etmek denilmiş. Hani biz bu yeterliliği yeni ihalelerimizde kullanmadık, onları da size eylemlere gelince göstereceğim. Benzer ihalelerimiz var çünkü. Aynı zamanda o yıl içerisinde 2 milyon brüt satış geliri elde etmek denilmiş. O 10 milyon yolcuya hizmet edecek, bir de 2 milyon brüt satış geliri elde edecek. O da 800 bin dolar yapıyor. Sermaye şartı 1 milyon TL denilmiş, 400 bin dolar. 2018 yılında otobüs duraklarındaki reklam alanlarını ihaleye çıkmışız. Ciromuz, yani ciro şartımız 13 milyon doların üstünde. Son 3 yılda 5.1 milyon dolar iş deneyimi istemişiz. Sermaye şartı 3 milyon dolar, kazanan Medya A.Ş. Metro istasyonlarındaki reklam alanları ihalesi yapılmış. 40 milyon TL ciro istenmiş, 7.5 milyon dolar yapıyor. İş deneyim kriterlerine bakıyoruz, 20 milyon TL iş deneyimi istenmiş, 3.7 milyon TL. Sermaye 5 milyon TL, yaklaşık 1 milyon dolar. Yine kazanan Medya A.Ş. Yani el tutamaçları ihalesi yapılmış, 50 milyon TL ciro istenilmiş. 9 milyon dolara geliyor. Son 3 yılda 20 milyon TL iş deneyimi, 3.5 ya da 4 milyon dolara geliyor. Dolayısıyla kazanan Kültür A.Ş. - Medya A.Ş. ortaklığı.

"ÖNCEKİ DÖNEMLE HİÇBİR FARKLILIK YOK"

Belirtmiş olduğum, evraklarını da sunmuş olduğum bütün reklam işletme ihalelerindeki istenen yeterlilikler ve nitelikler aynıdır Sayın Başkanım. Yani bize sorgu yapılan, yani yeni dönemdeki, 2019 sonrasında yaptığımız ihalelerdeki bütün yeterlilikler ve istediğimiz nitelikler aynıdır. Rakamsal olarak bakarsak, o dönemdeki yapılan ihalelerin, yani eski dönemde yaptığımız ihalelerin şartlarının daha yüksek olduğu da görülmektedir. Şimdi, bütün bunların o dönemde yanlış yapıldığı, bizim de o yanlışı devam ettirdiğimiz diye anlaşılmıyor. O dönemde da doğru yapıldı. 2886 sayılı Kanun'un 16. maddesi kapsamında bu yeterlilikler istenilmiş. Ama yeni dönemde de biz aynı şekilde, yine aynı kanun kapsamında aynı yeterlilikleri istedik. Birebir aynı. Rakamsal olarak yüksek diye eleştiriliyoruz, ihaleye fesat karıştırdınız deniliyor. Daha düşük istenmiş. Kazanan firmaya bakıyoruz, yine Medya A.Ş., yine Kültür A.Ş. Yani dolayısıyla süreçlerimizde hiçbir farklılık bulunmamaktadır. Bunları da size ek olarak sundum Sayın Başkanım. Bu duruma rağmen de suçlanmamı açıkçası kabul etmiyorum. Tekraren belirtiyorum; rakamsal ve niteliksel olarak talep edilen yeterliliklerimiz çok uzun yıllardır aynıdır ve kurumsal bir süreklilik içerisinde, mevzuat çerçevesinde yürütülmüştür.

Faaliyet kolları konusuna geleceğim. O da aynı şekilde. Deniyor ki yaptığınız ihalelerde kent mobilyası üretimi, dijital baskı, matbaa, reklam ve dijital yayıncılık hizmetleri gibi istenen deneyim kolları pratikte faydası yok denilmiş. Ve iş kollarında çalışma şartları alt yüklenicilerde aranmamış. Yani neredeyse bütün eylemlerde bu söyleniyor Sayın Başkanım. Diyor ki yani siz ihaleyi yaptınız, bu şartları istediniz, Medya A.Ş. ya da Kültür A.Ş. bu ihaleleri aldı da alt tarafta istemedi. Şimdi bu faaliyet kollarını istememeli miydik? Şöyle söyleyeyim, biz bu faaliyet kollarını istemesek problem olur. Niye? Kent mobilyası üretimi işi zaten işin yatırım tarafının tamamını oluşturuyor. Dijital baskı ve matbaa işleri ise işin yapılmasındaki, yani uygulanan afişlerin ana konusu. Şimdi yaklaşık 1 milyon metrekare baskı yapılıyor Sayın Başkanım. Reklam ve dijital yayıncılık hizmeti ise işin zaten asli konusu. İhalelerde yatırım ve işletmecilik yapılacaksa bizim bu faaliyet kollarını istememiz gerekiyor. Başka da isteyeceğimiz nitelikler olamaz. Yani biz evimize bir tadilat yaptırırken bile bir aplikasyona giriyoruz, işin adını yazıyoruz, teklifler alıyoruz. Bakıyoruz oradan hani uygun bir fiyat teklifi geldiyse sonra yapacak firmaya bakıyoruz. Daha önceki iş deneyimine bakıyoruz, yorumlarına bakıyoruz, ona göre karar veriyoruz. Yani dolayısıyla milyarlarca liralık yatırımlarda bu istenen yeterlilikler gayet normaldir Başkanım, çok uzun yıllardır da istenmektedir ve doğru yapılmaktadır.

Şimdi Sayın Başkanım, biraz önce da bahsettim. Hani Kültür A.Ş. ile Medya A.Ş. işi aldı, alt tarafa verirken bu yeterlilikleri istemedi, böyle söyleniyordu. Başkanım, 2016 yılından beri her yıl Sayıştay gelir, bize bu soruyu sorar. Yani bu bilirkişilerin böyle bir şey yazmasına da şaşırmadım baş muhasebe arkadaşlarınızın. 2 dakika istişare edebilseydik zaten bu bulguyu buraya yazmazlardı. Yani bunun bir devir olmadığını hani 5 dakika içerisinde anlatırız Sayıştay denetçilerine. Akabinde de tamam deyip ikna olup bulguyu kaldırırlar. Çünkü bu bir devir değildir Başkanım. Devir olsa haklı bunu yazmakta. İstemesi lazım, kanuna aykırılık teşkil eder. Ama bunlar bir devir değil, bunlar bir alt işletmecilik ihaleleridir. İşin tamamı bir kişiye verilebilir, işin tamamını parçalayabilir. Ki kaldı ki siz bunları da zaten benden önce de detaylıca dinlediniz. Dolayısıyla devir olmadığı için istediği şekliyle şirketlerimiz bunları ister kendi yapar, ister alt taşeron firmalarla çalışarak bu işlerin yükümlülükleri kısmını neticelendirir.

"İhaleler resmi gazetede yayımlanır"

Yani özetle bizim istediğimiz yeterlilikler ihaleye katılımı kısıtlamak için değil; işletme ve imalat operasyonel hızlılığı sağlamak için kendi iştirak şirketlerimizle kazanılmış ve alt yüklenici alması da işin devredildiği anlamına gelmez.

Bir de Başkanım, ihaleye katılma yeterliliğine sahip olan kişilerin ihaleye katılımının engellenmesiyle alakalı, biraz önce de bahsetmiştim, hani katılım kısıtlandı vesaire. 73 firma katılıyor, tamamı katılabilirdi belki diye böyle bir eleştiri var. Şimdi kanunun bize böyle bir emri de var. Yani biz yeterlilikleri belirleme konusunda bize bir 16. madde bir hak vermiş ve o hak kapsamında yıllardır İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu yeterlilikleri istemiş, istiyor ve devam ediliyor. Yani mesela fiyatı çok düşük olan yeterliliği olan ihalelerimiz de var, onlarda da yine eylem şekline dönüştürülmüş. Yani çok düşük eylem, yani çok düşük yeterlilikler istemiş belediye, onlara da ihaleye fesat istinadı yapılıyor. Bunları tabii eylemlerde daha da detaylı değineceğim ama biz kimseyi engellemedik. Özetle onu söyleyebilirim. Yani ben bu ihaleye bugüne kadar giremedim diyen bir dilekçe görmedim. Yani encümende kapıya gelip "Bu yeterlilik şartlarını istediğinizde biz buraya katılamadık." diyen hiç olmadı. Bir dava süreci içerisine hiç girmedik. Eleştiren olmadı, talep eden olmadı. En fazla gelirler, şartname alırlar, incelerler, onun haricinde de hiçbir süreç tarafımızca intikal etmemiştir, şikayet yapılmamıştır, suç duyurusu yoktur. Yani dolayısıyla biz kimseyi engellemedik Sayın Başkanım.

Ayrıca bizim ihalelerimiz Resmi Gazete'de yayınlanır, ulusal gazetelerde yayınlanır, internet ilanlarına çıkar. Yani kamuya açık şekilde ilerleyen bir ihale sürecinde hiçbir şekilde bizim birisini engelleyebilmemiz söz konusu bile değildir. Yani denetime de elverişli bir süreçtir. Bugüne kadar böyle bir eleştiri de hiçbir şekilde almadık Sayın Başkanım. Bazı etkin pişmanlık değil de tanık beyanları var. Diyor ki: "Biz işte Medya A.Ş.'nin ihalelerine, İBB'nin ihalelerine, Kültür A.Ş.'nen ihalelerine hiç davet edilmezdik" diyor. Şimdi firmayı da tanıdığım için biliyorum. Yani 4-5 tane duvar reklamları işleten bir firma diyor ki "Biz hiç davet edilmedik." Yani bir düşünün ki bir havalimanı projesi yapılıyor, orta ölçekli bir inşaat firması "Biz hiç davet edilmedik" deniyor. Bu kadar bize komik geliyor, abes geliyor. Yani küçük ölçekli ya da orta ölçekli bir inşaat firmasının büyük bir projeye "Biz hiç davet edilmedik" demesi ne kadar anlamlıysa bize de o kadar anlamlı geliyor. Bu konunun devamında bir de sürekli şu söyleniyor: "Gizli bilgilerinin başkalarına ulaşmasını sağladınız" deniyor."