İBB Davası'nın 70. gününde savunma yapan tutuksuz sanık eski CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan, hakkındaki örgüt üyeliği suçlamasına tepki göstererek, 'Allah'ınızı severseniz bizi bu dertten kurtarın. Böyle bir niteleme olabilir mi?' dedi. Aydoğan, 'Bizler bu ülkeye lazımız. Yazık etmeyin bizlere. Bizlerden kolay yetişmiyor' ifadelerini kullanarak, hakkındaki yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını istedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında olduğu 53'ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın ikinci duruşmasına İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'ne inşa edilen yeni duruşma salonunda devam ediliyor.
Tutuksuz sanıkların savunmalarının dinlendiği ikinci duruşmanın 6. gününde, tutuklu sanıklar saat 11.10'da duruşma salonuna getirildi. Duruşmada bugün ilk olarak tutuksuz sanıklardan Metro İstanbul Bakım Mühendisi Mesut Taşkın savunmasını yaptı.
İddianamede Murat Ongun ve Emrah Bağdatlı isimli kişilerden Kaktüs Medya üzerinden para aldığı yönünde değerlendirme bulunduğunu söyleyen Taşkın, bu kişileri ve şirketi tanımadığını belirtti.
Taşkın, 'Bu dosyadaki hiç kimseyi tanımıyorum. Herhangi bir talimat veya para almadım. Dosyada tarafıma para verildiğine veya bu kişilerle suç teşkil eden bir ilişkim bulunduğunu gösteren somut bir delil bulunmamaktadır' dedi.
'YTÜ KAMPÜS HESABINI 2016'DA ÖĞRENCİLER İÇİN KURDUM, 2021'DEN SONRA KULLANMADIM'
İddianamede 'YTÜ Kampüs' isimli sosyal medya hesabını kullandığını kabul ettiği şeklinde bir değerlendirme bulunduğunu belirten Taşkın, bunun eksik olduğunu söyledi.
Hesabı 2016 yılında öğrencilerin ev arkadaşı ilanı, soru-cevap, ders notları ve benzeri içeriklerden yararlanması amacıyla kurduğunu anlatan Taşkın, 2021 yılında mezun olduktan sonra hesabı kullanmayı bıraktığını bildirdi.
'TELEFONUMUN ŞİFRESİNİ VERDİM, SAKLAYACAK BİR ŞEYİM YOK'
Taşkın, bugüne kadar herhangi bir örgüt, siyasi parti veya siyasi topluluk içerisinde yer almadığını belirterek, dosyada adı geçen kişilerle WhatsApp üzerinden de herhangi bir iletişim kurmadığını söyledi.
Kollukta telefonunun şifresini verdiğini anlatan Taşkın, 'Hiçbir şey saklamadım. Saklanacak bir şey elimde yoktur' dedi.
Taşkın, işi gereği zaman zaman yurt dışına çıkması ve fabrika kabul testlerine katılması gerektiğini belirterek, hakkındaki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını istedi.
Savunmasının sonunda hakkındaki iddiaları destekleyen somut delil bulunmadığını yineleyen Taşkın, beraatini, adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını ve el konulan cep telefonunun iadesini talep etti.
'BİR İBB BÜROKRATI ÇIKIP 'TURAN AYDOĞAN TAVASSUTTA BULUNDU' DERSE KENDİMİ YAKARIM'
Taşkın'ın ardından savunma yapan eski CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan, yaklaşık 40 yıllık hukukçu olduğunu, CHP Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeliğinin yanı sıra 27'nci Dönem milletvekilliği yaptığını ve İBB bürokratlarıyla herhangi bir 'akçeli' ilişkisinin bulunmadığını ifade etti.
Aydoğan, 'Bir tanesi çıkıp 'Turan Aydoğan bırakın akçeli işlerle ilgili, bize tavassutta bulundu' derse burada kendimi yakarım' dedi.
'EKREM İMAMOĞLU NEREDE DÜŞERSE İLK TEKMEYİ BİZ ATACAĞIZ' DEDİLER'
Aydoğan, tahliye sürecinin ardından şikâyetçilerden birinin kendisine KİPTAŞ'a ilişkin bir video gönderdiğini ve 'Düşmez kalkmaz bir Allah'tır. Ekrem İmamoğlu nerede düşerse ilk tekmeyi biz atacağız' dediğini ileri sürdü.
Aydoğan, daha sonra avukatlarını azletmek isteyen kişilerin ücret iadesi talebinde bulunduklarını, kendisinin de yalnızca bu uyuşmazlığı çözmek amacıyla araya girdiğini söyledi.
'ASLINDA HEDEF İMAMOĞLU VE ALİ KURT, BEN KULLANIŞLI APARATIM'
Şikâyetin kötü niyetli olduğunu savunan Aydoğan, asıl öfkenin kendisine değil, Ekrem İmamoğlu ve KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt'a yöneldiğini ileri sürdü.
Aydoğan, 'Bu öfkenin ana öznesi Turan Aydoğan değildir, ana öznesi KİPTAŞ Genel Müdürü ve Sayın İmamoğlu'na yönelmektir. Turan Aydoğan'ı kullanışlı aparat olarak 'Burada atarsak iyi olur' diye söylenmiştir' dedi.
Dosyada hiç kimsenin açık bir rüşvet anlaşmasından söz etmediğini savunan Aydoğan, 'Kime verilecek bu rüşvet? Burada memur kim? Alan kim, veren kim? Parayı alan avukatsa Turan Aydoğan'la ne ilgisi var? Gerçekten 40 yıllık hukukçuyum, aklımı oynatıyorum bunları görünce' ifadelerini kullandı.
HÂKİM 200 BİN DOLARLIK SENEDİ SORDU
Mahkeme Başkanı, avukat Rahman Özdemir'in ifadesinde, 'Memleketini seven adam kaçar mı? Biz bu ülkeye sevdalıyız, kaçar mıyız?' diyen Aydoğan, adli kontrol tedbirinin entelektüel ve uluslararası faaliyetlerini engellediğini belirterek kaldırılmasını talep etti.
Duruşma, gazeteci Şaban Sevinç'in savunmasıyla devam ediyor.
'Bu işi çözeriz ama 200 bin dolarını alırız' dediğine yönelik anlatım bulunduğunu hatırlattı.
Aydoğan bunun üzerine, 'Siz olsanız verir misiniz?' diye sordu ve Rahman Özdemir'in hiçbir borcu yoksa 200 bin dolarlık senet vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savundu.
Aydoğan, Özdemir'in senedi ödeyemediği için baskı altına alınmış veya birtakım beyanlarda bulunmaya ikna edilmiş olabileceğini ileri sürdü.
SAVCI SES KAYDINI OKUDU
Savcı ise Aydoğan'a ses kayıtlarında Hüseyin Aydın'a söylediği belirtilen, 'Senin tek muhatabın benim. Sözümün arkasındayım' ifadelerini sordu.
Aydoğan, bunun parayı kendisinin aldığı anlamına gelmediğini, Rahman Özdemir'in ücret iadesini sağlamaya yönelik bir güvence verdiğini söyledi.
Savcının, 'Neden muhataplığı kendi üzerinize alıyorsunuz?' sorusuna Aydoğan, tarafları Özdemir'le görüştüren kişi olması nedeniyle paranın iade edilmesi konusunda baskı yapacağını anlatmak istediğini söyledi.
'RÜŞVETİN BELGESİ Mİ OLUR?' SÖZÜNE AÇIKLAMA: 'ESPRİ YAPMIŞ OLABİLİRİM'
Savcı, ses kaydında Aydoğan'a atfedilen 'Rüşvetin evrakı mı olur?' ve 'Rüşvetin belgesi mi olur?' sözlerini de gündeme getirdi.
Aydoğan, bu sözlerin gerçekten kayıtta bulunup bulunmadığını net hatırlamadığını belirterek, 'Ben o kadar kefalet baskısı altında kalınca espri yapmışımdır orada. 'Rüşvetin belgesini mi istiyorsunuz?' diye. Yoksa adam kendisi söylüyor ya 'Bu rüşvet değil' diye. Adamın rüşvet demediği şeyi ben niye rüşvet diyeyim?' dedi.
Aydoğan ayrıca kaydın bazı bölümlerinin eklenmiş olabileceğine yönelik itirazını yineledi.
ALİ KURT: 'BU EYLEMDEN TUTUKLU YARGILANAN TEK KİŞİ BENİM'
Aydoğan'a sorgusunun ardından KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt da soru yöneltti.
Kurt, söz konusu taşınmazla ilgili KİPTAŞ lehine kesinleşmiş mahkeme kararının 13 Mart 2024'te alındığını, Necmettin Şimşek'in kendisiyle daha sonra görüştüğünü ve kendisine 'Kesinleşmiş kararı ben değil, Ekrem İmamoğlu da değiştiremez' dediğini anlattı.
Kurt, Aydoğan ile şikâyetçilerin görüşmelerinin kesinleşmiş karar sonrasında gerçekleştiğine dikkati çekerek, 'Konunun hiçbir yerinde ben yokum. Ama maalesef 29 numaralı eylemden yargılanan tek tutuklu benim' dedi.
AYDOĞAN: 'BU KONUDA ALİ KURT'LA HİÇ GÖRÜŞMEDİM'
Ali Kurt, Aydoğan'a bu meseleyle ilgili aralarında herhangi bir telefon görüşmesi bulunup bulunmadığını sordu. Aydoğan, 'Hayır' yanıtını verdi ve söz konusu dönemde de Kurt ile bu konu hakkında hiç konuşmadığını belirtti.
Kurt ise dönemin HTS ve baz kayıtlarının incelenebileceğini söyledi.
'KESİNLEŞMİŞ KARARI KİPTAŞ İNFAZ ETTİ. RÜŞVET OLSAYDI NEDEN TAHLİYE ETSİNLER?'
Ali Kurt'un avukatı Şeref Dede, KİPTAŞ lehine kesinleşmiş mahkeme kararının infaz edilip edilmediğini sordu.
Aydoğan, 'Etti tabii ki' yanıtını verdi.
Dede'nin, 'Yani KİPTAŞ yapması gereken işi zaten yaptı' sözleri üzerine Aydoğan, 'Aynen. KİPTAŞ yapması gereken işi yaptı, kararı infaz etti. Doğal olarak yapması gereken işi yapmamak ya da yapmaması gereken işi yapmak gibi bir pozisyonu söz konusu değil. Kaldı ki öyle bir anlaşma da söz konusu değil. Burada bir kamu görevlisinin bu işe dahli de söz konusu değil' ifadelerini kullandı.
'ALLAH'INIZI SEVERSENİZ BİZİ BU DERTTEN KURTARIN'
Savunmasında hakkındaki örgüt üyeliği suçlamasına da tepki gösteren Turan Aydoğan, 'Allah'ınızı severseniz bizi bu dertten kurtarın ya! Böyle bir niteleme olabilir mi? Bizler bu ülkeye lazımız. Yazık etmeyin bizlere. Bizlerden kolay yetişmiyor' dedi ve hakkında uygulanan yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını istedi.
'Memleketini seven adam kaçar mı? Biz bu ülkeye sevdalıyız, kaçar mıyız?' diyen Aydoğan, adli kontrol tedbirinin entelektüel ve uluslararası faaliyetlerini engellediğini belirterek kaldırılmasını talep etti.
Duruşma, gazeteci Şaban Sevinç'in savunmasıyla devam ediyor.




