İBB Davası'nın 60'ıncı gününde tutuklu sanıklarından Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, savunmasının ikinci gününde, “Suç tarihi olarak gösterilen 2022 ile 2024 arasında bu işin sorumlusu kimdi? Ertan Yıldız’dı. Peki neden sanık değil?” diye sordu.
Eyleme ilişkin e-posta trafiği ve IP kayıtlarında kendi adına rastlanmadığını, buna karşın Ertan Yıldız’ın izlerinin bulunduğunu öne süren Murat Ongun, "Maillere bakıldığında benim adım yok, IP kayıtlarında ben yokum ama Ertan Yıldız var. Buna rağmen ben yargılanıyorum” dedi.
Ongun, soruşturmanın ilk aylarında kendisi ve Emrah Bağdatlı etrafında sistematik bir suç anlatısı kurulduğunu ifade ederek, 'Murat Ongun şeytan oldu, Emrah Bağdatlı şeytan oldu. 2,5 yılda toplam 7,5 milyon liralık resmi iş alan bir insanı dosyanın merkezine yerleştirdiler' dedi.
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 59'u tutuklu, 414 sanıklı İBB Davası'nın duruşması, 60'ıncı gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin 1 No'lu Duruşma Salonu'nda devam ediyor.
'NEDEN AYRIMCILIĞA TABİ TUTULDUĞUMUZU HALA ANLAMIŞ DEĞİLİM'
Savunmasına bir gün önce anlattıklarını özetleyerek başlayan Ongun, soruşturmadan haberdar olmalarına rağmen hayatlarında hiçbir değişiklik yapmadıklarını belirtti.
Dosyada 'ikili hukuk' uygulandığını savunan Ongun, 'Dün burada soruşturmadan nasıl haberdar olduğumu anlattım. Buna rağmen hayatımızda hiçbir şey değişmedi. Sonra da çok sayıda örnekle aynı fiillerin bize suç yazılırken, başkalarına suç sayılmadığını anlattım' diye konuştu.
Anayasa'nın 10'uncu maddesindeki eşitlik ilkesine işaret eden Ongun, 'Biz neden bu ayrımcılığa tabi tutulduk? Bu insanlar neden kayırıldı? Şimdiye kadar bu soruya tatmin edici bir cevap verilmedi. Siz bu konuda tatmin edici bir açıklama yaparsanız ben gerçekten huzur içinde cezamı çekerim' dedi.
'SORUŞTURMANIN ODAĞINDA BEN VE EMRAH VARDIK'
Savunmasının bu bölümünde Emrah Bağdatlı'ya ilişkin suçlamaları ele alan Ongun, soruşturmanın ilk 2,5-3 aylık döneminde dosyanın büyük ölçüde Medya A.Ş. ve Kültür AŞ üzerinden kurgulandığını söyledi. Ongun, 'Mayıs ve haziran aylarında etkin pişmanlık ifadelerinin pik yaptığını söylemiştim. Pek çok itirafçı aynı ve benzer cümlelerle beni ve Emrah Bağdatlı'yı suçlayarak tahliye oldu. Üç ay boyunca bu soruşturmanın odağında kendimi ve Emrah'ı gördüm' diye konuştu.
İktidara yakın medyada çıkan haberleri cezaevinden takip ettiğini belirten Ongun, 'Havuz medyasındaki yazılanları okudukça bu soruşturmanın çıkmazda olduğunu çok net anladım' ifadelerini kullandı.
'EMRAH'I 20 KÜSUR YILDIR TANIRIM'
Emrah Bağdatlı ile ilişkisini anlatan Ongun, tanışıklıklarının 2000'li yılların başına dayandığını söyledi. 'Ben o zaman ATV'de muhabirdim. Emrah da 'Bir Yudum İnsan' belgeselinde kamera asistanıydı' diyen Ongun, Bağdatlı'nın sonraki yıllarda prodüksiyon ve film alanında kendi şirketlerini kurduğunu anlattı.
'Emrah bu alanlarda tecrübe kazanmış biri. Medya, prodüksiyon ve etkinlik işlerini bilen biri. Benim de bu alanlarda fikrini aldığım insanlardan biridir' dedi.
'EMRAH BAĞDATLI'NIN ODASI YOKTU'
Bağdatlı'nın İBB'de resmi olmayan ama fiili bir pozisyonda çalıştığı iddialarını reddeden Ongun, bu anlatımın gerçeği yansıtmadığını söyledi.
'Emrah Bağdatlı'nın İletişim Koordinatörlüğü'nde bir odası yoktur. Şu salonda bir Allah'ın kulu Emrah'ın odasında çay içmemiştir' dedi.
Bağdatlı'nın haftada bir ya da iki gün uğradığını anlatan Ongun, 'Bazen haftalarca gelmezdi. Geldiğinde de en fazla 1-2 saat kalırdı. Benim odama gelir, benim odamda otururdu' diye konuştu.
'ARKADAŞLARIMA SIRTIMI DÖNMEM'
Ongun, Bağdatlı'ya yöneltilen suçlamaların abartılı olduğunu savunarak arkadaşını savunmaktan geri durmayacağını söyledi.
'Ben arkadaşlarımı, kendi hakkında ne yapıp ne yapmadığını bildiğim insanları savcı suçladı diye sırtımı dönmem' diyen Ongun, 'Bu benim karakterime ters. Yanlışının yanında durmam ama bir insanın ne yapıp ne yapmadığını biliyorsam, savcı suçladı diye o kişiyi kaderine terk etmem' ifadesini kullandı.
'PARALEL YAPI İDDİASI TEPEDEN TIRNAĞA YALAN'
İddianamede kendisinin Medya A.Ş. ve Kültür AŞ'ye paralel bir yapılanma kurduğu ve bu yapının başına Emrah Bağdatlı'yı getirdiği yönündeki iddiaları da reddeden Ongun, 'Bu ifadeler tepeden tırnağa kadar yalandır' dedi.
Geçen hafta tahliye edilen eski Medya AŞ Genel Müdürü Elif Atayman'ın ifadesine dikkati çeken Ongun,''Burada Emrah Bağdatlı ile ilgili en doğru tanımı Elif Atayman yaptı. Dedi ki: 'Bizim Emrah Bağdatlı ile resmi ilişkimiz vardı.' Doğru tanım budur' diye konuştu.
'EMRAH'IN İHALELERE GİRMESİNİ NEDEN ENGELLEYELİM?'
Bağdatlı'nın uzun yıllardır etkinlik ve prodüksiyon sektöründe faaliyet gösteren şirketleri olduğunu vurgulayan Ongun, bu şirketlerin ihalelere girmesinin doğal olduğunu söyledi.
'Emrah Bağdatlı'nın 15 yıldır bu alanlarda faaliyet gösteren şirketleri var. Neden ben bu insanın ihalelere girmesini engelleyeyim' diye soran Ongun, 'Neden gizli, örtülü, paralel bir yapı kurayım? Neden 50 tane firma organize edip iş yürütmeye çalışayım? Dün burada gördük; bir yıllık şirkete 5 ayda 600 milyon lira ihale verilmiş' ifadesini kullandı.
'WAYTOSAY İLE 9 AYRI SÖZLEŞME YAPILDI'
Bağdatlı'nın ortağı Seda Hoşel Kiraz ile kurduğu Değişik Hikayeler Waytosay şirketiyle yapılan sözleşmelere de değinen Ongun, bu şirketle Medya AŞ arasında 2019-2022 yılları arasında toplam 9 sözleşme imzalandığını, bu sözleşmelerin marka konumlandırma, iletişim stratejisi, logo tasarımı ve prodüksiyon hizmetlerini kapsadığını belirtti. Ongun, 'Biz ciddi kurumlardan bahsediyoruz. Her şey yazılı ve belgeli. Kaçak göçek bir ilişki yok' dedi.
'SEDA HOŞEL'E GENEL MÜDÜRLÜK TEKLİF ETTİM'
Seda Hoşel Kiraz hakkında da bilgi veren Ongun, kendisinin Boğaziçi Üniversitesi mezunu ve stratejik iletişim alanında başarılı bir isim olduğunu söyledi. Ongun, Medya AŞ Genel Müdürlüğü için kendisine teklif götürdüğünü, ancak kamu görevi kabul etmediğini anlattı.
'2,5 YILDA TOPLAM 7,5 MİLYON LİRA'
Waytosay şirketinin 2,5 yılda toplam 1 milyon 975 bin liralık iş aldığını söyleyen Ongun, Bağdatlı'nın diğer şirketi Şimdi Yapım'ın ise yaklaşık 5,6 milyon liralık iş yaptığını belirtti. Ongun, 'Savcılığın fenomen zanlısı ilan ettiği Emrah Bağdatlı ve ortağının 2,5 yılda aldığı toplam resmi iş yaklaşık 7,5 milyon lira. Dün burada 5 ayda 600 milyon lira ihale alan şirketi gördük. O insanlar dışarıda geziyor. Emrah'ı ise şeytan yaptılar' dedi.
'MURAT ONGUN, EMRAH ŞEYTAN OLDU'
Soruşturmanın ilk aylarında medyanın, tanık ve etkin pişmanlık ifadeleriyle belli isimler etrafında sistematik bir suç anlatısı kurduğunu öne süren Ongun, bu durumun insanları korkuttuğunu söyledi. Ongun, 'Fasit bir daire oluşturuldu. Medyada yazıldı, sonra tanıklar gelip aynı şeyleri söyledi, sonra tahliye olup gittiler. Murat Ongun şeytan oldu, Emrah Bağdatlı şeytan oldu' ifadelerini kullandı.
MURAT ONGUN'UN İKİNCİ GÜN SAVUNMASININ TAMAMI:
"Peki, Bayram'ın hangi iddiası doğru, hangisi değerli Başkanım? Savcılık, bu ayrımı hangi kritere göre yapıyor? Yani gizemli bir pikap, plakası ne? Modeli ne? Rengi ne? Markası ne? Yalandan Yemek Sepeti gidiyormuş da Yemek Sepeti parayla çıkıyormuş da Mustafa Akın’mış da Fatih Keleş'miş de Murat Ongun'muş. Saçma sapan bir hikaye. 4 tane gariban şoförün iddiayla… Ya benim şoförümün 4 tane evladı var değerli Başkanım. Allah razı olsun, bıraktınız. Ama yani bu adam yattı 7 ay ya? Ekmeğinde uğraşan 1 tane adam ya. Saf da temiz de bir çocuk ya. Hani sorsan söyler ya yani böyle, bu Bayram Yıldırım gibi, Hüseyin Bey'in şoförlerinden biri olan Servet Yıldırım gibi böyle cin değil yani çocuk. Bir saf, kendi halinde bir çocuk. AK Parti döneminde işe girmiş. Benle çalışıyor. Mazbut bir aile. Kendisi Sinoplu, eşi Bingöllü. 4 tane evlatları var. 4 tane evlat, 2 tane karı koca, minicik bir evde kalıyorlar 2+1. Küçükçekmece'de. Çalışanlarımızın hayatıyla tabii ki ilgileniyoruz değerli Başkanım, o yüzden bunları anlattım. Ama bu insanların, bu gariban insanların evlatlarına, eşlerine yapılan hak mıdır? Madem bu Bayram bu insanları tutuklattı da bu Bayram'ın diğer ifadelerine niye itibar edilmedi? O zaman kim, kimin ifadesi kimin için olunca geçerli? Öyle bir iş mi çıkacak bizim karşımıza? Ha, kimi neye atıyor? O yüzden dedim, ben hakikate ulaşmak için doğru soruları soracağım. Şüphe artı doğru sorularla bir yere varmaya çalışacağım diye, umarım varabilirim. En azından vicdanlarda, milletin vicdanında.
Değerli savcım, özür dilerim. Herhalde beni andınız. Değerli Başkanım, Fatih Türk merakım, böyle olunca daha çok arttı. Bir kez daha ilginç bilgilere ulaştım. Ama ulaştığım bilgilerin kaynağı sosyal medyada. Bu operasyonun inanılmaz savunucusu, iddia makamının en büyük destekçisi, beni çok seven, sevgili Emre Erciş. Dün bir adını geçirdim burada, 5-6 tane tweet atmış dün. Emre'ye öncelikle çok teşekkür ediyorum, savunmama verdiği katkı nedeniyle. En rahat şükranlarımı sunuyorum. Görsel 52'yi rica edebilir miyiz lütfen? Emre Erciş, küçültelim. Emre Erciş tweet'i. Ekrem İmamoğlu soruşturmasının eksik parçası, eski AK Parti Beylikdüzü İlçe Başkanı Mehmet Türk ve Fatih Türk kardeşlerin ihale network'ü. Çizmiş oraya şirketler, şirketler, şirketler. Sahip oldukları firmalar Ocak 2022-Ağustos 2024 arası İBB ve iştiraklerinden 926 milyon liralık ihale aldılar. Allah Allah. Bunu alalım, bunu kapatalım. Hani reytingi olmasın çocuğun. Yok, kapatalım, oraya şimdi geleceğiz. Şimdi değerli başkanım, AK Parti'nin eski Beylikdüzü İlçe Başkanı Mehmet Türk. Ben Mehmet Türk'le başkanımızın tanışıklığını biliyorum ama bu şahsın ifade ettiği gibi bir dostluk ilişkilerine dair bir tanıklığım yok yani, öyle yakın bir ilişkisini görmedim. Tanışıklıkları da Ekrem Başkanım CHP Beylikdüzü'nün İlçe Başkanı olduğuna göre, o da AK Parti İlçe Başkanı olduğuna göre demek ki, 2009'lu 10'lu yıllarda hep bir olmuşlardır diye düşünüyorum. Şimdi, ama bizi tutuklatma listemizi yayınlayan bu arkadaş, her şeyi bilen bu arkadaş eksik parça diyor, İmamoğlu'yla dost diyor, iştiraklerden ihaleleri almış diyor. Onun dediği adamın kardeşi, rüşvet sayılan tablet veriyor, telefon veriyor. Ekrem İmamoğlu'na selam veren gözaltına alınıyor, tutuklanıyor ama bu arkadaşlar çok rahat, çok özgür. Arayan soran yok. Şüphelenmemek ne mümkün?
Şimdi Fatih Türk, Mehmet Türk network'ü, şebekesi dedi ya değerli Başkanım, bir tablo yayınladı bu Emre Erciş X hesabında. O haberinde Ataköy'de bir adres veriyor. Burası için “şebekenin merkezi” diyor. Dahası Ertan Yıldız'ın Ertan İnşaatçılık firmasının da Ocak 2020'de bu şebekenin adresine taşındığını söylüyor. Ertan Yıldız da ifadesinde o mülk zaten benim diyor, evet taşındım ama benim diyor. Ama iştirakler tarafında işverenlerin başında olan adamla 926 milyon liralık ihale alanların aynı iş yerinde bulunmasından bahsediyoruz. Şimdi göstereceğim. Gerçekten skandal bu. Bunu, bulabilirim Başkanım. Son Nokta TV diye bir sitede de aynısı yazıldı çizildi. Eğer arzu ederseniz de eğer arzu ederseniz, eğer arzu ederseniz. Şimdi değerli Başkanım, bu Türk kardeşler, bir son, sıradaki tabloyu verebilir miyiz? Bakalım ne yapmışlar? Bunları bir görelim. Şimdi bazı iddialar var. Biraz bir şey yapalım. Şu alttaki 3 satırı saymayın değerli başkanım, şurası. Niye saymadığımı da açıklayacağım. Aşağı inebilir misiniz lütfen? Şurası var ya Sarılar, Sarılar Grup, kurumsal yapı. Hani yanına gizli ortak falan yazıyor o 30 milyar dedi de bu 24 milyar bu sarıların. Hani bunlarla zaten bu dosyada sanık da. Hani şu kısmı, atmasyon olabilir. Yani ben bunu kanıtlayamam gizli ortak gizli ortak, o yüzden bunu kesebilir miyiz, indirebilir miyiz biraz? Hani böyle hayali, kanıtlayamadığım, yok yok aşağı doğru inelim lütfen. Lütfen yok yok yani özür dilerim yukarı doğru çıkalım. Heh, yok bir tık inelim. İnfinidiyum'a hah hah. Şimdi şurada yazdıkları şu isimler firmaların, firma isimleri, sahipleri, adresleri, aldıkları ihaleler ve sahibi olduğu isimler. Bunların hepsini teyit ettim ben. Yani Emre Erciş doğru yazmış. Teşekkür ediyorum Emre.
Okuyalım: Mat Bilişim Yazılım, sahibi Serdar Özkan, Kuştepe'de. Şu iki adres aynı, uzatmayayım. Bayağı bir ihale almış. Kim? Mehmet Türk'ün kız kardeşinin oğlu. Melen Bilişim, yine Serdar Özkan. 111 milyon ihale almış. Kim? Mehmet Türk'ün kız kardeşinin oğlu, teyze çocuğu. Capture Bilgisayar, Uğur Öztürk, Kabaklı'da, Mehmet Türk'ün teyze oğlu. Formalnet, Mustafa Furkan Türk, Ataköy, network dediği adres burası Emre Erciş, 41 milyon ihale, Mehmet Türk'ün oğlu. Formalnet İnfinidiyum, Mustafa Furkan Türk, oğlu, Mehmet Türk'ün. Winnet Bilgisayar Yazılım, Alican Fersan. Bakın adresler aynı değerli başkanım, görüyorsunuz değil mi? En üstte de MFT var, Mehmet Fatih Türk İnşaat, onun adresi de o. Hop, Mehmet Türk'ün damadı. Teyze oğlu var, oğlan var, damat var. Şimdi İnfinidiyum Teknoloji, Maslak, paravan diyor da şimdi ben size paravan olmadığını şöyle ispatlayayım. Şu adreslere bakın değerli, başkanım, Formalnet, şunlara bakın, şunlara bakın, haydi gelelim aşağıya. Bu değerli.
Otto Akıllı Şehircilik. Bu şirketin ilk adı Yuroka Bilişim mi ne? Öyle bir şey. Mehmet Türk kurmuş, meşhur Mehmet Türk. Bu firmayı bizim dosyanın itirafçısı Süleyman Atik'e devrediyor. Bu adam da itirafçı bizim dosyada. Süleyman, firmanın adını Otto Akıllı Şehircilik yapıyor. İkametgahı olan Çorlu'daymış bu firma. Bu da öyle ihaleler alıp gidiyor. Şimdi şurada bir Mehmet Türk var. Kapatabiliriz. Emrah Bey'e tekrar teşekkür ediyorum. Damadı, oğlu, yeğeni, şusu, busu, kardeşi, kendi 40 tane ihale almışlar, bir sürü paralar kazanmışlar. Allah şanslarını bol etsin, daha çok versin. Ama Emrah Bağdatlı şeytan, Murat Ongun şeytan, Kültür Medya A.Ş. şeytan, Mehmet Türk, Fatih Türk pırıl pırıl insanlar.
Değerli Başkanım, bizim İSBAK şirketinin en tepesindeki isim, sonuç itibariyle Ertan Yıldız aynı adreste oturuyor ve Türk ailesini ihalelerle başarılı bir sonuç var. En azından basit şüpheleriniz olacak. Şimdi sormak isterim Mehmet Türk'ü, Fatih Türk'ü biz fanilerden ayıran ne? Eminim ki Ekrem İmamoğlu da bunları şurada benden duydu efendim. Buna da eminim. Başkanım, Ertan Yıldız danışmanınızın marifeti çokmuş, biz de bu iddianameyle öğrendik. Siz de öğrendiniz. Şimdi değerli Başkanım, doğal olarak Ekrem İmamoğlu'yla bir dostluk ilişkisinden bahsediliyor. Ben de tanışıklıklarına şahidim. İşte damat, oğlu, yeğen, kardeş, şu bu bir sürü de iş almışlar. Bu Fatih Türk kardeşi de mahkeme rüşvet saymış verdiğini. Peki niye merak edilmiyor Türk'ler? Neden merak edilmiyor? Bunları dokunulmaz kılan kimdir bu aileye? Bayram, ifadesinde şöyle diyor: "Ertan Yıldız'ın esas kasası Fatih Türk'tür. Ertan Yıldız'ın oğlunun Porsche aracı Fatih Türk'ün üzerinedir" diyor. Bu da es geçilmiş. Savcılık toz kondurmamış Mehmet Türk beye. Benim olmayan kasalarım benimle beraber tutuklu. Hayatımda bir kere, babamın cenazesi için başsağlığı dileyeceğim mesaj atan adam, irtibatlı oldu diye benim örgüt üyesi, tutuklu yatıyor burada. Bu insanlar elini kolunu sallayarak geziyor. Ama adaletin terazisi herkese eşit tartar. Statüye, servete, makama bakmaz. Ben sizin takdirine sunuyorum. Yani sefer tasıyla 7 ay yatan şoförleri lütfen unutmayın değerli Başkanım.
Şimdi İvan hikayesi gibi bir olay anlattım ben sizlere burada. Değerli Başkanım, Mehmet Türk'ü ben de tanıyorum. Birkaç kere sohbetimiz oldu. Bunu da söylemek durumundayım artık bu an itibariyle. Mehmet Türk de Nevşehirli. Sayın Adalet Bakanımızla tanışıklığı var. Kendisi bana tanışıklıklarını anlattı, samimi olduğunu söyledi. Samimiler, değiller bana ne, bana ne. Ben, Mehmet Türk'ün ifade ettiğini söylüyorum. Bu ailenin asıl patronu Mehmet Türk. Soruşturmanın lideri o günün başsavcısı, bugünün Adalet Bakanımızla, Sayın Gürlek'le ahbaplıkları var. Bunca ifade, bunca ihale ortaya çıkmış ama bu aile korunmuş. O zaman ben şunu sorarım değerli Başkanım. Şunu sorarım: Ertan Yıldız'la Süleyman Atik'in itirafçı yapılması sürecinde Mehmet Türk ailesi etkin olarak görev almış mıdır? Bu insanların itirafçı yapılmasında iddia makamı tarafından yönlendirilmiş midir? Savunmamın ismi şüphe savunması. Şüphe bana bu soruyu sordurma ihtiyacı doğurdu, bunca olgudan, evraktan sonra. Dün üzerine uzun uzun konuştuk. Bakın değerli Başkanım, Anayasa 10 dedik. "Hiçbir zümreye, kişiye, aileye ayrıcalık yapılmaz." dedik ama İsmail Kaanlar, İlbaklar, İrfan Karakaşlar, Mehmet Türkler artık bizim buramıza geldi değerli Başkanım. Bakın artık buramıza geldi. Vallahi billahi buramıza geldi. Yani nasıl herkes eşit bu adalet önünde ya? Birisi bunu izah etsin. Ne olursunuz, yalvarıyorum. O yüzden konuşmamın başında söyledim. Yani gidin, koyun yatağa başınızı deyin ki "Ya Murat sen de burada yapmışsın bir eşeklik. Devlet de sana cezanı vermiş. Kuzu kuzu yat." Yatarım. Sorun değil, yatarım ama anlayayım. Ne olduğunu anlayayım, ona göre yatayım.
Önemli bir yere daha geliyoruz. İddianamenin imzasız, özellikle imzasız iddianamenin 69.u, ha bilmeyenler için söyleyeyim. 11 Kasım'da iddianame çıktığında, Sayın Başsavcı, odasında bir basın toplantısı, yani basınla sohbet buluşması gerçekleştirmişti. O sohbet buluşmasında imzasız olan iddianame servis edildi dışarıya. İşte Mehmet Pehlivan'ın bu kırmızıyla yazıldığı iddianame. Ona özel ayrıcalık yapmışlar. Sonrasındaysa imzalı, damgalı böyle ve savcılarımızın imzasının olduğu iddianame çıktı. İki iddianame çok ilginç. Arasında ben 7 fark buldum. Böyle eskiden resimler vardı 7 farkı bulun diye. Bunda da 7 fark var, ben onları buldum. Hepsini anlatmayacağım tabii. Burada ilgili olanı anlatacağım. O yüzden imzasız iddianamenin 69. sayfasında bir paragraf var. Çok rica etsem 54 no'lu görseli açabilir miyiz? Bakalım orada ne diyor bu imzasız iddianamede. Biraz yukarı çıkalım. Bu sayfa şu: Güya yurt dışından metrolar için gelen finansmanlar, finansmanları biz örgüte müzahir firmalara aktarıyoruz. Bakın bu imzasız iddianame, sayfa sayısının yanında damga yok.
Kim bu örgüte örgütün firmaları? Biraz evvelki Otto Akıllı Şehircilik, biraz evvelki Map Bilişim, İlbak ailesinin BBV'si, Mission Organisation ILPT Sanayi bilmem ne o bilmem kimindir bakmadım. Değerli Başkanım, imzasız iddianameye güya yurt dışı finansmanını aktardığımız denilen bu şirketlerden 4'ünün sahibi hiç suçlanmamış. Dün dedim, ispat edeceğim. Geldik şimdi sırası o falan o sorunun. Mişel dediğiniz firmanın gerçek sahibi Muhittin Palazoğlu, iddianameyi bir kere okuyan anlar zaten. Mişel'in sahibi olarak görülen Fatih Işıkay'ın da dün dile getirdiğim gibi İsmail Uygur, Cüneyt Okul bir ifadesini göremedim iddianamede. Eklerde de bulamadım. Eksiğim varsa lütfen görmek isterim ama iddianamede Fatih Işıkay'ın da ifadesi yok. O da tutuksuz sanık. Yani şu 5 şirketin 4 tanesi yarım saat önceki iddianamede bu şirketlere İB ve örgüt şirketine para aktar dediği şirketler bunlar. Tam da okuyayım, ne demişler şurada: "Suç örgütünün amaçları doğrultusunda faaliyet gösteren ve örgüte destek sağlayan firmalar yurt dışından gelen paralarla doğrudan desteklenmiştir." Aha bu firmalar. Sonra İlbaklar’ın buharlaşması gibi, bu firmalar da buharlaştı. Şimdi sıradaki görseli verelim.
Şimdi buradaki Otto, Maf, bunu gördük değil mi? Şimdi şuraya gelebilir miyiz, bu imzalı? Bakın, burada damga var. Bu imzasız yok, bu imzalı var. Hangi şirketler olmuş? Sağ tarafı biraz büyütebilir miyiz? Bana göre sağ, size göre sol olabilir. Şimdi Otto'lar, Maf'lar uçmuş, bunlar uçmuş. Sola doğru çekebilir misiniz? Yok, yani bana göre sola. Ha. Şimdi bunları uçurmuşlar imzasızdan. Mişel kalmış, zaten sahibinin ifadesi bile yok. Ne olduğu belirsiz. Hop, MedyaGold gelmiş, bizim örgüt firması. Hop, Kreatif gelmiş. Karbonat diye biri gelmiş. 321 gelmiş. 321 bir örgüt firması değil ki, niye bunu buraya yazıyorlar? Dün gösterdim, üstelik 300 küsur milyon liralık 5 yılda ihalesi var ama, örgüt firması niye sayılmadı diye gösterdim. Buraya 321 firmasını koymuşlar. E hani biz, kredileri örgüt firmalarına veriyorduk? Bu örgüt firması değil. Mişel de değil, Karbonat de değil. Antre var, Kahraman Bey, benim kasa. Yine buraya tekrar Mişel. Yine 321. Değerli Başkanım, bunları kim uçurdu da bunları kim koydu? Şu damgalı da sizin önünüzde resmi olan, bize ceza vereceğiniz şu damgalı iddianameden bu firmaların, bu firmaları kim uçurdu da onun yerine bunu koydu? Niye bunlar yok? Alabiliriz.
Eylem 59. Aslında savunmanın başında buna girmiştim. Ankara'dan tanıdığım gazeteci meslek büyüklerimin, aramızda böyle bir ilişkinin olamayacağını söylemiştim. Onlar da zaten kendi ifadelerinde verdiler. Ayrıca iddia makamının Emrah Bağdatlı'nın bunlara para verdiği iddiasını da "Biz Emrah Bağdatlı'yı hiç tanımadık, hiçbir zaman da tanışmadık" diye yalanladılar, kolluk ifadelerinde. O kısmını anlatmış olduk. Şimdi bu anlatacağım kısım benimle ilgili değil ama, hani bir şeyleri de eksik bırakmak istemiyorum. “Murat bir şeyden kaçıyor” falan da zannetmeyin diye. Bir de burada, sosyal medya yapılanmasıyla ilgili bir suçlaması var Emrah Bağdatlı'ya. İşte bizim bir troll organizasyon ağımız varmış, Emrah da bunları besliyormuş. MASAK'ta da şeyi var, evrakı var. 5 yıllık bir periyotta bu Emrah'ın şirketi, bu 7-8 tane orada Twitter şeyi var, hesabı var. Onların toplamda 5 yılda 13 milyon lira göndermiş. Bundan ötürü de bir suçlama gerçekleştirilmiş. Ben, bu arada o hesapların hepsi gözaltına alınmadı sahipleri, bir tane ya da iki tanesi alındı diye hatırlıyorum.
Değerli başkanım, ben bir firmanın, yani ben Emrah Bağdatlı'nın kime niye para gönderdiğini bilecek durumda değilim. Bunu o insanlara sorabilirlerdi, zaten savcılarımız da sormuş ama ister istemez dosyayı okudum. Şöyle bir şey var yani, burada yapılan, bu firmaların, özür dilerim, bu X hesaplarının yaptığı paylaşımların bir manipülasyon amaçlı, İBB operasyonunu, İmamoğlu operasyonunu, algısını değiştirecek, işte hafifletecek falan, yani savcılık aleyhine, bizim lehimize bir manipülasyon odaklı yapıldığını söylüyor. Yalnız baktım, bu paylaşımlar doğal olarak 19 Mart tarihinden sonra yapılmış. Yani operasyondan sonra yapılmış. Emrah Bağdatlı'nın şirketi Karpuz Danışmanlık'a, buradaki herkesin şirketine olduğu gibi, 7 Mart'ta tedbir uygulandı. Sonra da zaten kayyum atandı. Yani 7 Mart'ta tedbir uygulanmış bir şirketten Emrah Bağdatlı'nın para göndererek troll besleme şansı var mı? Keza ben bu paylaşımların, iddianameye konulan paylaşımların hepsini satır satır okudum, vallahi hiçbirinde ne manipülasyon var, ne başka bir şey. Yani eğer onlar manipülasyonlarsa ve suçsa, benim Murat Ongun TV var YouTube kanalım, değerli Başkanım. İlk videomda "Linç" diye belgeseldi, medyanın bize yaptığı linç. O linçi izleyin. O zaman o linçi yapan medya sahiplerine de vallahi ağırlaştırılmış müebbet falan verilmesi gerekir.
Sırada Eylem 53, 54 ve 116 var. Bu suçlamalara yanıt vereceğim değerli Başkanım. Bu üç eylem de tarafıma, üç eylem ve tarafımdan varım. İkisinde de eşime yönelik rüşvet iddiası bulunuyor. O yüzden 54, 53 ve 116 olarak sizlere arz edeceğim. Eylem 54'te iddia edilen rüşvet suçu, Halk TV televizyonu sahibi Cafer Mahiroğlu'na ait olduğu iddia edilen Boğaziçi öngörünüm sahasına giren evle ilgili. Buranın bazı kaçak bölümlerinin olduğu ve yıkılmadığı iddiası var, yani Sayın Mahiroğlu'nun kollandığı iddiası var. Elçin Karaoğlu belgeleriyle burada bizi belge yağmuruna tuttu, her şeyi ortaya koydu. Çok net ve iyi de izah etti. Elçin Bey'in sunduğu tüm delillere, belgelere katılıyorum, benim için de kullanılmasını talep ediyorum. O yüzden o konuları tekrar etmeyeceğim. Zaten benim teknik konularda herhangi bir bilgim olması mümkün değil Boğaziçi İmar’dan.
MAHİROĞLU İLE BAZ YOK
Bu 53 nolu eylem de hatırlarsanız dün savunmanın başında, "İddianame sakat derken inanmayan Eylem 53'e baksın" demiştim, o bu eylem. Pardon, o bir dahaki eylem. Bu eylemde suçlanan kişiler; Ekrem Başkan, Elçin Karaoğlu, Yakup Öner, benim bunlarla baz vermem delil gibi iddianameye konmuş. Değerli başkanım, Ekrem Bey bizim başkanımız. Yani özel kalem müdiresi arar der ki: "Murat Bey merhaba, Ekrem Bey sizi şu saatte şuraya bekliyor." İşte eğer önden konuyu söylerse de çalışır giderim. Doğal olarak da ben, Ekrem Bey beni çağırdı neredeyse, belediye başkanı, ben oraya gideceğim, herhalde o benim ayağıma gelecek değil. Elçin Karaoğlu, Yakup Öner bizim zaten çalışma arkadaşlarımız. Çoğu zaman aynı mekanda bulunduğumuz arkadaşlarımız. Şimdi bu üç insanla benim aynı yerde baz vermem, sanki delilmiş gibi oraya konmuş böyle, tak tak tak. Ama ne konmamış? Cafer Mahiroğlu'nun bazı yok. O ne olacak? Yani Cafer Mahiroğlu'nun bazı yok. Oysa buradaki rüşvet suçlamasında Cafer Mahiroğlu karşı taraf olarak karşımızda. Ama iddia makamı gitmiş, İBB'nin başkanıyla üç tane çalışanının, "Aha bunların bazı var" diye koymuş. Yani biz dört kişi bir araya gelince her zaman Cafer Mahiroğlu'na kıyak mı yapıyoruz yani? Öyle bir genelleme çıkarmak mantıklı bir genelleme midir?
Değerli Başkanım, şimdi önemli bir yere geliyorum.
Daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum, şu ana kadar anlamadıysanız. Hissedeceğinizi de düşünüyorum. İddia makamı, beni hedef almak için olmayan şeylerden suç üretme çabasını sergiledi. Ama beni özel hedef haline getirdiğinin artık inkar edilemez bir göstergesi var. Gerçekten böyle bardağın taştığı, bıçağın kemiğe delip geçtiği yer. Şöyle ki bu eylemde suçlanma sebebi itirafçı Yakup Öner'in beyanında adımın geçmesi. Yakup Öner, itirafçı olunca şu beyanı veriyor, Cafer Mahiroğlu'nun eviyle ilgili: “Bu konuyu Başkan’la konuştuğumuzda Başkan, ‘Bu konu önemli, bu konuyu Murat Ongun'la birlikte değerlendirin, öyle karar verin’ dedi. Murat Ongun'la konuştuğumuzda kendisi, bize destek veren tek kanal bu, bunun üzerine nasıl gideceğiz” dedi. Yakup'un itirafçı ifadesi bu kadardı değerli Başkanım. “Bize destek veren tek kanal bu, bunun üzerine nasıl gideceğiz.” Şimdi ben Yakup'la böyle bir konuşup konuşmadığımı hatırlamıyorum. O yüzden hani ben bunu dedim, diyemem. Demiş de olabilirim bakın bende yalan yok, demiş de olabilirim ama hatırlamıyorum. Diyelim ki dedim, dedim, ben Yakup'a dedim ki ya bizi destek veren tek kanal bu, bunun üzerine nasıl gideceğiz dedim, demiş olabilirim.
Peki eylem 54'ün değerlendirme bölümünde savcılarımız, Yakup Öner'in ifadesinde ne dediğimi nasıl kayda almış, görsel 56'yı verebilir miyiz rica etsem. Şu sağ taraf, biraz büyütebilir miyiz? Şöyle diyor, “Yakup Öner'in şüpheli Murat Ongun'la yaptığı görüşmede, Cafer Mahiroğlu'nun kendilerine destek veren tek kanal Halk TV'nin sahibi olduğu, Cafer Mahiroğlu'ndan nasıl rüşvet talep edeceklerini söylemesi üzerine, Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nün işlem yapmadığı anlaşılmıştır.” Başkanım, Yakup'un sonra bu 4 ya da 5 tane ifadesi var, ben hepsini okudum. Yakup Öner'in, “Cafer Mahiroğlu'ndan nasıl rüşvet talep edeceklerini söylemesi üzerine, Boğaziçi işlem yapmadı” diye bir ifadesi yok değerli Başkanım. Savcılarımız bunu, hangi gerekçeyle sanki söylenmiş gibi buraya koyabiliyor ve beni rüşvetle suçluyor. Yakup Öner, bize destek veren tek kanal bu, bunun üzerine nasıl gideceğiz dedi, nokta bunu demiş. Yani Cafer Mahiroğlu'ndan nasıl rüşvet talep edeceklerini söylemesi üzerine, yani ben demişim bunu Yakup'a, Boğaziçi İmar işte işlem yapmamış. Yani Başkanım, herhalde anlıyorsunuz yani, gerçekten anlıyorsunuz, buramıza geldi derken olay bu. Yani bir savcı nasıl böyle bir cümleyi ekleyebiliyor, ben bilmiyorum. Yani adalet zaten böyleyse kapatalım dükkanı yani, böyle bir adalet olur mu? Bunu yapanlar da hepsi yükseldi mesleklerinde değerli Başkanım. Hepsi yükseldi, büyük makamlara geldiler yani.
Eylem 53. Kanaatimce bu eylemdeki sanık listesi hatalı değerli Başkanım. Eylem anlatımı da son derece sakat. Ben eminim ki bunu bir kişi, yani bir savcı yazmadı. Bir bölümünü biri yazdı, bir bölümünü biri yazdı, tak diye birleştirdiler, bir geçiş uygulamadan. Eylem iddiaya konu olayla ilgili ise ki örgüt eylemi statüsünde değerlendiriliyor bu, eğer ama eylemde yazılan konuyla ilgiliyse Ekrem İmamoğlu, Elçin Karaoğlu ve Fatih Keleş'in bence sanık listesinde olmaması lazım. Yok, Tuzla meselesi değil de Boğaziçi öngörünüm ise bu kez de ben, Emrah Bağdatlı ve eşimin burada sanık listesinde olmaması lazım. Hani zaten Elçin Bey de burada uzun uzun iki olayın bambaşka sorumluluk alanları olduğunu anlattı. Boğaziçi ön görünümle ilgili, Muhittin Palazoğlu denen itirafçı fabrikatörün yalanlarını burada belgelerle çürüttü. Elçin Bey'in tüm beyanlarının, tüm delillerinin benim için de sayılmasını arz ederim değerli Başkanım. O yüzden Boğaziçi ön görünümün Elçin, Fatih Keleş, Ekrem İmamoğlu kısmını böyle atlıyorum, onların hiç ilgisi yok, burada asıl suçlama bence bize geçiyorum. Bize yönelik rüşvet suçlaması var. Ben, Emrah ve eşim.
Muhittin Palazoğlu ifadesinde şöyle diyor, “Usulüne uygun yaptığım inşaata, Tuzla Belediyesi hiçbir şekilde iskan vermiyor. Murat Ongun'dan randevu aldım, uğradığım haksızlığı anlattım, tüm işlerinin zora geleceğini, hatta iflasla karşı karşıya olduğumu anlattım. Murat Ongun bana yardımcı olabileceğini, ancak birtakım hususlarda dediklerini yapmam gerektiğini söyledi.” Peki ben adamı iflasa götürecek iskan sorununu çözerken karşı taraftan nasıl bir kıyak istemişim değerli Başkanım? Tırnak içinde, demişim ki ona, “sen Kültür AŞ ihalelerine gireceksin, şirketler bulup faturalar keseceksin, gelen paraları bizim söylediğimiz şahıslara teslim edeceksin.” O da “bu benim ticari felsefeme aykırı” demiş, ama batmamak için mecburen kabul etmiş. Deniz Dörtyol isimli çalışanını güya bana yönlendirmiş. Değerli Başkanım, adamın iflasını önlüyorum, milyarlarca liralık iskan sorununu çözüyorum. Ama hayat ne tuhaf akıyor ki bu kadar sorunu çözdüğüm adama bir de milyonlarca liralık ihale veriyorum. Yani bu bir win win hikayesi ama win win hep onda, bende bir şey yok daha. Efendim, ticari felsefeyi ağzına alan bu zat, bu ailenin sahte fatura dünyası, bu iddianamedeki bütün sahte faturacılar tarafından anlatılıyor. Sahte fatura dünyasının 1 numaralı müşterisiymiş adam meğer, iddianameyle öğrendik. Sahtekarlığın da kendi ve faaliyetleri için İBB ya da iştirak şirketleriyle yakından uzaktan ilgisi yok. Sahtekar adam.
Değerli Başkanım, bakın, sayın savcı, bakın, görsel 57 herkes baksın. Bu Muhittin Palazoğlu'nun poliste verdiği ifadenin son sayfası. O da 19 Mart'ta gözaltına alındı. Bakın şunu da gördünüz, sadece Sarılar değil, değerli insanlar, 38 tane firmanın kaşesi çıkmış adamın iş yerinde. İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2025 taksim 33 61 iş sayılı kararına istinaden Bulgurlu Mahallesi Bulgurlu Caddesi No 41 sayılı adreste yapılan arama işleminde farklı firmalara ait kaşeler iş yerinizden çıkmıştır, soruyor soru, firmaları sayıyor. 38 adet firmanın kaşesi çıkmış bu adamın iş yerinden. Ya şurada Güldem Şık'ın ofisini kullanan kişiler varmış filan, kızcağızın bu kullandığı yerde iki kaşe çıktı diye 40 tane soru soruldu burada. Peki bu 38 tane kaşe çıkan adam niye serbest, niye, söyleyeyim, bize iftira attı, kurtuldu; bu kadar. Değerli Başkanım isterseniz bunu da arz edebiliriz. Bu kadar yani.
Şimdi bu şAhıs diyor ki, ben buna zorla Kültür AŞ ihalelerini vermişim, o yüzden de eşimin şirketinden hediyelik ürün almak zorunda kalmış. Şüpheli Emrah Bağdatlı'nın tehditvari bir mesajıyla 10 Aralık 2024 tarihinde 500.000 lira değerinde 200 adet tasarım tespih satın almış. Eşim de bu ticaret nedeniyle suçlanıyor. Rüşvet ve aklama suçu yapılıyor bize. Değerli Başkanım, benim eşim sanat yeteneği yüksek bir insandır. Heykel yapar, seramik sanatçısıdır, seramik yapar. Son 3-4 yıldır da tasarım takılar yapmaya başladı, kendi çapında. Beymen'de şeyi var, ne diyorlar ona işte, hesabı var. Beymen'den satış yapıyor, Trendyol'dan satış yapıyor, çeşitli yerlerden satış yapıyor. Son operasyon olmasa, kendisine bir dükkan açma niyetimiz vardı. Nasip değilmiş, sağlık olsun. Bir de kendi web sitesi üzerinden satışlar yapan bir insan. Doğal olarak da benim eş dost çevrem geniş. Bu insanlar benim eşim dostum değil, bunu anlatacağım. Ama bir onun da dostları var, benim de dostlarım var. Onların da şirketleri var. Kimi zaman destek olmak için Gözdem’den sadece yılbaşlarında kurumsal hediyeler alırlar. Arkadaş arkadaştan alır, ne var bunda? Bunlarda bir sıkıntı yok. Böyle yürüyen küçük çaplı bir konu bu.
Şimdi Emrah Bağdatlı'nın tehditvari mesajıyla, 10 Aralık 2014'te biz şey, 200 tasarım tespih almış bizden, 500.000 lira değerinde. Bu da rüşvet olarak sayılmış. Değerli Başkanım, tarih Aralık 2024, yani biraz evvel de anlattığım bu yılbaşı için şirket çalışanlarına kurumsal bir hediye istenmiş ve bu yapılmış. Şimdi eşimden rica ettim, dedim ki, şunu jandarma güvenliği nedeniyle açtırınca biraz dağıldı. Dedim ki “Gözdem, lütfen bu adamlara yaptığın tespihin aynısını, gönderdiğini yapabilir misin?” Ben bunu Sayın Başkan’a arz etmek isterim. O da yaptı, eğer uygun görürseniz size de arz edeyim değerli Başkanım, görmeniz için yani. Çünkü bu ürünün teslim edildiğini kabul ediyor bu insanlar. Yani bir sahte fatura bir şeyi yok. Her zaman rica ediyorum. Hani biz öyle neyse. Şimdi, değerli heyet, bakın, bu Muhittin Palazoğlu'nun profili, beyanlarının tutarsızlıkları, sahte fatura operasyonları, sahte faturacı Ahmet Çiçek'in evinde basıp darp etmesi gibi konular iddianamedeki ifadelerde sabit. Sadece şahıs hakkında bir kanaat oluşturması için bu şahsın ifadesiyle kardeşi Ahmet Palazoğlu'nun kolluk ifadesinden kesitleri burada okuyacağım. Bu insanların beyanlarına itibar edilmeli mi, edilmemeli mi, herkes gönül gözüyle karar versin. Bunların da karakterleri belli olsun diye okuyorum.
Muhittin'in savcılık, Ahmet'in kolluk ifadesi, o da 19'unda gözaltına alınmıştı galiba. Yani 58'i verelim lütfen. Okuyorum:
Ahmet Palazoğlu: "Ad Station firmasının tüm yetkileri ağabeyim Muhittin Palazoğlu'na aittir. %100 tek ortak ağabeyimdir."
Muhittin Palazoğlu: "Süreç yönetimi kardeşim ve Ad Station şirketinin sahibi, tek yetkilisi Ahmet Palazoğlu tarafından yürütülmüştür."
Ahmet: "Ben Ad Station'dan 2022 yılının aralık ayında ayrıldım."
Muhittin: "31 Aralık 2023'e kadar Ad Station şirketini fiilen ve resmi olarak kardeşim Ahmet yönetti."
Ahmet: "Tüm ihale tekliflerini hazırlayan ağabeyim Muhittin'dir. Bu süreçlerden ağabeyim sorumludur."
Muhittin: "Tüm işlerde kardeşim Ahmet vardır. Benim inşat sektöründe faaliyet gösteriyorum."
Yani bir insan ya kardeşine kurban olur ya. Ağabeyisin sen ağabey. Hangisi suçlu hangisi suçsuz bilmem. O suçluysa, sen suçsuzsan bile kardeşin ya. Ya bir kardeşi ağabeyi için, ağabeyi kardeşi için şunları söyleyebilen bir Palazoğlu biraderler var bizim karşımızda değerli Başkanım. Ya ben bu insanların bizlere iftira atması beni şaşırtmıyor ki, adam kendi kardeşini, kardeşi kendi ağabeyini zaten bana satmış. Ya bunların yani profil, karakter bu. Palazoğlu biraderlerin karakteri bu. O yüzden bu itirafçı sistematiğini anlatırken, "kardeşinden bile çok sevdiği serveti" ifadesini Muhittin için o yüzden kullandım. Adam kardeşine kıyıyor ya.
İddia makamı da şuna inanmanızı istiyor. Alabiliriz bunu. Değerli başkanım, Muhittin Palazoğlu'nun ifadesini okuyorum, lütfen. İfadesinde diyor ki: "Tuzla'daki inşaat projesi için kamu bankası Halkbank'tan..." şöyle bir tarih bugünden 5-6 yıl önce "...3 milyar 89 milyon lira kredi kullanmış." Yani bu para bugünün 10 milyarı falandır. Ya bu kredinin üçte biri kadar da ben anlamam o işlerden, kendi sermayesini katmış olsa ne bileyim 1 milyar filan, ortada 4 milyarlık bir projeden bahsediyoruz o zamanın parasıyla, bugünün parasıyla 10 milyar lira. "Ben de anamı size gönderdim" tespihi alarak 500.000 lirayı attık cebe.
Değerli Başkanım, Tuzla Belediyesi 2024 Mart ayında Cumhuriyet Halk Partisi kazandı seçimi, ona geçti. "Belediye buradan iskan vermiyormuş" kendi beyanına göre de milyarlarca liralık işi batmak üzere. Gidiyorum, onu hediye ediyoruz, tüm ihaleler de biliyorum adama. Yani işini çözüyorum, iflasını önlüyorum, milyarlık ihalesini kurtarıyorum, yetinmiyorum Kültür A.Ş.'den de ihale de veriyorum adama. Rüşvetçi ben oluyorum, anlayamadım. Tüm bu dev kıyakların karşılığında da eşim 200 tespihi yılbaşı kutusuyla buna vermiş. Burada söyleyeyim, 116'da da 6 tane firma göreceğiz burada. Orada da 600.000 liralık bir satış var. İddianameyi okuyunca anladım ki o firmaların sahibi de benim bu kaşede zaten çıkmış, gösterdim. Muhittin Palazoğlu 500 demeyelim, 600 de oradan var, toplamda 1 milyon 100 bin liralık 7-8 tane firmasına çalışanlarına ve dağıtacağı insanlara 200 tespih, 150 bileklik, 150 de kadınlar için tasarım bir cep telefonu kılıfı falan alınmış.
Şimdi bu eylemde, göreceğiz bu eylemde kalalım. Değerli Başkanım, 500.000 liralık bir ticarette benim eşim maksimum kar etse ne bileyim, 400.000 lira kar etmiş olsun. Allah aşkına milyarlık işin 400.000 liralık bir rüşveti mi olur? Keza bu bir örgüt eylemi kapsamında değerlendirilmiş. İddianamenin girişinde gayet bizim komisyonumuzu yazmış oraya savcılık. Diyor ki: "Bu örgüt %10 ila %15 arasında komisyon alır." Adam sadece 3 milyar kredi almış. Bugünün 10 milyarı, %10'unu alsak 1 milyar yapar. 400.000 lira, uçurum. Şimdi ben hangi sorunu çözmüşüm de 200 tespihe, 100 tane boncuğa, 150 tane telefon kabına al olmuşum, onu görelim. Görsel 59'u verebilir miyiz?




