Siyasi uzmanlara göre, Mekke yakınında düşürülen İHA, çatışmanın artık yalnızca Yemen sınırıyla ve petrol tesisleriyle sınırlı kalmadığını gösteren tehlikeli bir gelişme olarak öne çıkıyor.

İran’la ittifaklı güçler, Hürmüz ve Babülmendep çevresinde iki stratejik geçit üzerinde baskı kurarken Riyad’ın petrol ihracatı, kutsal kentlerin güvenliği ve bölgesel askerî dengeler aynı krizin parçaları haline geliyor.

Suudi Arabistan istedi, ABD vurmayı reddetti

Suudi Arabistan, Yemen’de ilerleyen Husilere karşı ABD’den doğrudan askerî müdahale istedi ancak Washington istihbarat desteği vermekle yetindi. Günler sonra Mekke’de hava saldırısı alarmı çalarken Riyad, kutsal kente yöneldiğini öne sürdüğü bir İHA’yı düşürdüğünü açıkladı. Husiler ise Mekke’yi ve diğer dinî bölgeleri hedef aldıkları suçlamasını reddetti.

MEKKE, CİDDE VE TAİF’TE ALARM VERİLDİ

Olay sırasında Mekke’nin yanı sıra Cidde ve Taif’te de güvenlik alarmı verildi. Mekke’deki uyarı birkaç dakika sonra kaldırıldı. Bu, bölgede devam eden savaş sırasında kutsal kentte etkinleştirilen ilk hava saldırısı alarmı oldu.

El-Maliki, Mekke ve Medine’deki kutsal mekânların ve ziyaretçilerin güvenliğini “kırmızı çizgi” olarak nitelendirerek Husilere karşı caydırıcı önlemler alınacağını söyledi. Suudi yönetimi, olayın hac ve umre ziyaretçilerini korkutmayı, sivilleri tehlikeye atmayı amaçladığını savundu. Can kaybı veya hasar bildirilmedi.

HUSİLER: KUTSAL BÖLGELERİ HEDEF ALMADIK

Devlet Bahçeli, Mansur Yavaş'tan rahatsız oldu
Devlet Bahçeli, Mansur Yavaş'tan rahatsız oldu
İçeriği Görüntüle

Husilere bağlı bir askerî kaynak ise grubun Mekke’ye veya başka bir kutsal bölgeye yönelik tehdit oluşturduğu iddiasını reddetti. Husi yönetiminin denetimindeki SABA haber ajansına yapılan açıklamada, Suudi Arabistan’ın kamuoyunu yanıltmaya çalıştığı öne sürüldü.

DÖRT YILLIK SÜKUNET TEMMUZDA BOZULDU

Bugünkü çatışmanın başlangıcı, 13 Temmuz’da Sana Uluslararası Havalimanı’nın pistine düzenlenen saldırıya dayanıyor. Suudi Arabistan’ın desteklediği Yemen hükümeti, Husi heyetini taşıyan İran’a ait bir uçağın Sana’ya inmesini engellemek amacıyla pistin vurulduğunu duyurdu. Uçak daha sonra Husi denetimindeki Hudeyde’ye indi.

Husiler bu saldırının 2022’den beri devam eden fiilî ateşkesi sona erdirdiğini açıkladı ve Suudi Arabistan’ın Abha Havalimanı’na füze ve İHA’larla karşılık verdi. Grup daha sonra Suudi gemilerine karşı deniz ablukası ilan etti.

Eylül ayının başında saldırılar genişledi. Khamis Mushait, Abha ve Taif’e düzenlenen füze ve İHA saldırılarında 13 sivil yaralanırken evler ve araçlar hasar gördü. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon buna Yemen’deki Husi mevzilerini bombalayarak karşılık verdi.

HUSİLER BABÜLMENDEP’E YERLEŞTİ

Riyad’ı asıl endişelendiren gelişme, Husilerin Yemen’in Kızıldeniz kıyısındaki hızlı ilerleyişi oldu. Husi güçleri 10 Eylül’de stratejik Moha Limanı’nı ele geçirdi; ardından Zübab kasabası ile Babülmendep Boğazı içindeki Perim Adası’na ulaştı.

Büyük ve Küçük Haniş adalarının da Husilerin eline geçmesi, gruba Kızıldeniz’in güney girişinde önemli bir askerî üstünlük sağladı. Husiler, uluslararası gemilerin geçişine izin vereceklerini ancak Suudi Arabistan bağlantılı gemilerin hedef olmaya devam edeceğini açıkladı.

Babülmendep; Hint Okyanusu’nu Kızıldeniz, Süveyş Kanalı ve Akdeniz’e bağlayan en önemli deniz geçitlerinden biri. İran ile ABD arasındaki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğinin büyük ölçüde yavaşlaması, bu hattı Suudi petrolü açısından daha da kritik hale getirdi.

PETROLÜN İKİ ÇIKIŞ YOLU DA TEHLİKEDE

Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı’nı kullanmadan petrol ihraç edebilmek için ülkenin doğusundaki sahaları Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı’na bağlayan bin 200 kilometrelik Doğu-Batı Boru Hattı’na güveniyordu.

Ancak hat, 10 Eylül’de Riyad ve Medine bölgelerinde düzenlenen İHA saldırıları nedeniyle kapatıldı. Suudi Arabistan ve Irak, İHA’ların Irak’ın güneyindeki Meysan bölgesinden havalandığını açıkladı. Saldırının sorumluluğunu üstlenen olmadı; bu nedenle olayın doğrudan Husilere mal edilmesi mümkün değil.

Günde 4 ila 5 milyon varil petrol taşıyabilen hattın devre dışı kalması üzerine Yanbu’dan yapılacak bazı Avrupa sevkiyatları iptal edildi. Böylece Suudi Arabistan, doğuda Hürmüz; batıda ise Babülmendep ve hasar gören boru hattı üzerinden aynı anda baskı altına girdi.

MUHAMMED BİN SELMAN TRUMP’I İKİ KEZ ARADI

Husilerin Moha’ya ilerlediği sırada Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın ABD Başkanı Donald Trump’ı aynı gün iki kez aradığı ortaya çıktı.

ABD basınına yansıyan bilgilere göre Bin Selman, ABD ordusunun Yemen’deki Husi hedeflerine doğrudan saldırmasını istedi. Trump bu talebi kabul etmedi.

Washington, Suudi Arabistan’a Husi mevzileri hakkında istihbarat ve hedef belirleme desteği sunacağını bildirdi. Yaklaşık 200 ABD askerinin de ülkede doğrudan çatışmaya girmeden teknik ve koordinasyon desteği verdiği aktarıldı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Amiral Brad Cooper, görüşmeler için Suudi Arabistan’a gitti.

Bu nedenle Washington’ın Riyad’a bütün desteği kestiğini söylemek doğru değil. ABD, Suudi operasyonlarına yardımcı oluyor ancak kendi uçakları ve füzeleriyle savaşa katılmayı reddediyor.

WASHINGTON NEDEN DOĞRUDAN SAVAŞA GİRMİYOR?

ABD’li yetkililere göre Trump yönetimi, askerî gücünü İran’la devam eden savaşa ve Hürmüz Boğazı’nın güvenliğine yoğunlaştırmak istiyor. Yemen’de ikinci bir cephe açılmasının Amerikan kuvvetlerini daha geniş ve belirsiz bir çatışmaya sürüklemesinden endişe ediliyor.

Trump ayrıca Husilerin Washington ile temas kurduğunu ve ABD’yle doğrudan çatışmak istemediklerini ilettiğini açıkladı. Böylece Husiler, Suudi Arabistan’ı hedef alırken Amerikan güçleriyle karşı karşıya gelmekten kaçınan ayrı bir hat izliyor.

Washington’ın tutumu temmuz ayına göre de değişmiş durumda. Trump yönetimi o dönemde Sana Havalimanı’na yönelik Suudi destekli saldırıya onay vermiş ancak çatışmanın büyümesinin ardından Amerikan ordusunun doğrudan devreye girmesine sınır çekmişti.

RİYAD MISIR’DAN DA DESTEK ARIYOR

Muhammed bin Selman, ABD’den istediği askerî müdahaleyi alamayınca Kahire’ye giderek Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile görüştü. İki lider, Kızıldeniz ve Babülmendep’te seyrüsefer güvenliğinin korunması gerektiğini açıkladı.

Mısır’ın Suudi Arabistan’a siyasi destek vermesi bekleniyor ancak Kahire yönetiminin Yemen’e asker göndereceğine ilişkin bir açıklama yapılmadı. Süveyş Kanalı gelirlerinin bölgedeki saldırılar nedeniyle azalması, Mısır’ı da krizin doğrudan ekonomik taraflarından biri haline getiriyor.

100 BİNDEN FAZLA KİŞİ YERİNDEN EDİLDİ

Bölgesel güç mücadelesinin en ağır bedelini yine Yemen halkı ödüyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, yeniden başlayan çatışmalarda 100 binden fazla kişinin ülke içinde yerinden edildiğini, binlerce kişinin de teknelerle Cibuti’ye geçtiğini bildirdi.