Herkes bir gün

Bazı gelişmeleri anlatmaya çalışırken bazen eliniz kolunuz bağlanıyor. Nasıl değineceğinizi bilemiyorsunuz. Mesela gelecek hafta başkentte yapılacak NATO zirvesi. Olağan şüphelilerin (filmle ilgisi yok) gözaltına alınıp tutuklanması. Üstelik 10 yıldır bir-iki internet sitesi dışında ortalıktan yok olan, İçişleri Bakanlığı tarafından terörist diye sınıflandırılan bir örgütten, bir uzantıyla yeniden bahsedilmeye başlandı. İngilizce slash, Türkçe eğik çizgi, bölü vs isimlerle anılan, klavyede yedi sayısının üzerinde olan çizgi. İşte adli makamlarca adı sarf edildiği için o örgütün adının yanına rahatlıkla yazılabilir, TKP/ML/TEMA. Traji komik. O yüzden herkes bir gün o ikinci slashın yanında yer alacak dersek abartmış olur muyuz? Oluruz.

Ankara’daki bu toplantı elbette önemli Ama ondan önce İstanbul’da TBMM’nin ev sahipliğinde yapılan NATO Parlamenter Zirvesi’ni protesto edenler, Ankara’daki eylemcilerden daha şanslı. Niye şanslı, çünkü gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldılar. Olması gerekendi ama örnek düşünülünce. Geçen hafta yazmıştım NATO’nun amacını. Hatırlatalım: “Üye ülkelerin bireysel özgürlük, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü konusundaki ortak değerlerine dayalı olarak, Avrupa ve Kuzey Amerika'da kalıcı bir barışı güvence altına almaya çabalamaktadır.”

Barış o kadar kolay olsa keşke. Barışın tanımı ne olursa olsun, farklı kesimler için farklı çağrışımlar yapıyor. Mesela DEM Eş Başkanı Bakırhan’a kulak verelim: “Umut hakkı olmadan barış olmaz. Yani inşallah, maşallahla yürütülen süreç, tıkanıyor.” İktidar tarafına göre af değil infaz düzenlemesi yapılacak. DEM ise, yasal çalışmaların bu ay içerisinde bitirilmesini istiyor. Silah bırakmak sonra. Eş Başkan Hatimoğulları’na göre, süreç raporu yasal çerçeveye kavuşturulmalı ve pazarlık konusu yapılmamalı. Meclis, eğer beklendiği gibi 20 Temmuz civarında tatile girer ve yasa gündeme gelmezse, adı ister omega ister ejderha sıcaklığı olsun, gerçek sıcaklıkla hissedilen sıcaklık arasında ciddi farklar oluşabilir. Klimalı Meclis’te bile.

Antrparantez, süreç kurucusu bu kez konuya değinmedi. Onun yerine geçen ekim ayından sonra ikinci kez askeri hastaneleri ele aldı. Kapatılmalarından 10 yıl sonra. Milli beka sorunu olduğuna işaret ederek. Bu konuda yeni model hazırlıklarının olduğu sırada. Hibrit model. İyi Parti’nin askeri hastanelerin yeniden açılması için Meclis’e sunduğu araştırma önergesi de sadece, evet sadece iktidar partisi oylarıyla reddedildi. İktidar ortağı sessiz kaldı. Sessizliği biliriz. Onaylama anlamına da gelir.

Toplantıları polis zoruyla girilen binadaki klimalı ortamda yapmayı seçen, cenazede bile katlanılamayan, yobazlar tarafından Madımak Otel’de katledilen, suçluların cezalandırılamadığı, 33 aydının anma törenine gidemeyen mazbatasız atanmış, parti merkez yönetim kurulunu topladı. İhraçlar ele alındı. Atanmışa biat etmeyen yedi il başkanının ihracı istendi, 26 il başkanı görevden alındı. Seçime sokmayacağı partinin kurultayına kendi delegeleri ile girecek. Ancak biraz daha çalışmak zorunda. Tutuklanan başkanlara eşlik eden görevlilerin de yerlerine isim düşünmesi lâzım. Aman bu dediğimi unutun. Kulağına kar suyu kaçırmayalım.

Atanmışın aksine seçilmiş başkan klimayı pek umursamıyor. Ankara’da oturmak yerine şehir şehir, ilçe ilçe geziyor. İktidarın hiç de istemediği bir şeyi yapıyor. Yandaş basın, tutuklanabileceği mesajlarını iletiyor. Ancak seçilmişin gezileri, konuşmaları toplumda karşılığını hemen buluyor. Otobüs temin etmeye varan desteklerle buluşuyor. Seçilmiş, NATO üyelerinin de dikkatini çekiyor: “Kısa vadeli jeopolitik çıkarlar uğruna otoriter hükümetlere meşruiyet kazandırmak tarihi bir hatadır.“ Bir uyarısı da ekonomi hakkında: “Ekonomik kötü yönetim ve derinleşen yoksullukla birleştiğinde bu durum, toplumsal ve siyasi çalkantı riskini artırır.”

Ülkenin ekonomik sorunları her açıdan kendini gösteriyor. Canı pahasına işçilerin hakkını koruyan başkanın örgütü Türk-İş araştırmasını Haziran ayı için açıkladı. Mesela, açlık sınırı 35 bin 749 lira. Dört kişilik ailenin yoksulluk sınırı 116 bin 478. Mutfak enflasyonu 1,66. Kimleri etkiledi derseniz iktidarı asla. Resmi kurum TÜİK ise Türkiye'de işsizlik oranının mayısta bir önceki aya göre değişmeyerek yüzde 8,2'de kaldığını açıkladı. Rakamla dillendirirsek, kurum 12 yıldır değiştirmediği işsiz sayısını 2 milyon 883 bin diye açıkladı. TÜİK, 3 Temmuz cuma günü de enflasyon rakamlarını açıklayacak. Kendi kendime iddia ediyorum ki Haziran rakamı birin altında kalacak.
.
Böylece hakkı verilmeyen zammı karşılamak için sanırım, otoyollar ve köprülere yapılacak zam kullanılacak. Halkın vergileriyle yapılan köprülerde fiyat ayarlaması yapılmayacak. Elini taşın altına koyan müteahhitlerin işlettiği köprü ve otoyolların geçiş ücreti ayarlaması en az yüzde 47’ye varıyor. Yani yine yurttaş hem geçiş ücreti verecek hem açığı vergileriyle karşılayacak. Gelecek yılbaşına kadar köprü ve otoyollardan ne kadar geçerseniz o kadar kâr, tabii benzin mazot zamlarını göz ardı ederek.

Göz ardı edemeyeceğimiz bir konu basınla ilgili. Gazeteci Ali Çağatay, Feti Yıldız yasasından tutuklandı. Evrensel muhabiri Doğa Başkan, iddialara göre var olmayan bir haber nedeniyle aynı yasa uyarınca tutuklandı, neyse ki serbest bırakıldı. Bir diğer tutuklanıp serbest bırakılan gazeteci çete haberi yapan Cumhuriyet’ten Gülnur Saydam oldu. Gazeteci Fatma Sibel Gürcihan, damat paylaşımından sonra tutuklandı. İhbar edenlerin gözü aydın komedyen Deniz Göktaş tutuklandı. Tepkiler sonrasında muhalif medyaya NATO kapısı açıldı.. RTÜK, “Batman’daki bir bakımevindeki işkence, istismar ve taciz iddialarını” haberleştiren Halk TV ve Koza TV’ye para cezası verdi. Madem haberi veriyorsunuz, önüne, Esenboğa yolundaki gibi 181 milyar lira harcanan panolardan koysaydınız. Ya da taksiler gibi kolonya, lokum ikram etseydiniz. Tekrarlıyorum, kripto zengini Trump’ı üzmeyelim.

Not: SGK, muayene katılım payını artırdı. Paranız yoksa hastalanmayın.