Hakikat mektupları

Merdan Yanardağ, Alican Uludağ, İsmail Arı… Tutuklanan üç meslektaşımız… BirGün yazarı ve BirGün TV programcısı Zafer Arapkirli için de iki yıl altı ay hapis cezası verildi. Daha pek çok gazeteciye ceza üstüne ceza yağıyor; takip dahi edemiyoruz.

Şimdi adını andığım gazetecilerin tek bir benzerliğini söyleyecek olsaydım, halk için gazetecilik yapmak, derdim.

İşte böyledir kimi gazetecilerin ismi ısrarla üzeri örtülen birtakım skandallarla anılır, kimi gazetecilerin ise haksız yere tutukluluklarla.

Mesleğini kamu yararı gözeterek yapanların, her çağrıldıklarında gidip ifade verenlerin, asıl yatırımını milletin kalbine yapanların tutuklanması sadece onlara haksız bir ceza değildir; toplumu elsiz, dilsiz, gözsüz bırakmaktır.

Tele1’de birlikte çalıştığım (internet sitesinde köşe yazarak) Merdan Yanardağ, altı aydır tutuklu. İlk duruşması 11 mayısta. Ne kolay insanların hayatından altı ayı çalmak. Ne kolay değil mi? Ama dile kolay!

Casusluk gibi ciddi bir suçlamanın ciddi ciddi delilleri olmalıydı. Tutuklamak gibi bir tedbir için ciddi ciddi kaçma şüphesi olmalıydı.

Merdan Yanardağ gibi evine neredeyse gün aşırı emniyet güçlerinin gittiği, haftada birkaç kez ifadeye çağrılan biri için tutuklama tedbirine ne gerek vardı?

Hoş bunu söylüyorum da çağrıldığı ifadeye gidenlerin kaçma şüphesiyle tutuklandıklarını da gördük. Yahu insan kaçacak olsa ifade vermeye gider mi?

Benzer durum İsmail Arı ve Alican Uludağ için de geçerli. Tutuklulukları gereklilikten değil… Zaten hukuki değil.

İBB Davası’nın yanı sıra Merdan Yanardağ’ı da içine attıkları ‘casusluk’ davasında Necati Özkan geçtiğimiz günlerde olağanüstü bir savunma yaptı. Savunmasını arzu eden bulup okuyabilir. Benim dikkat çekmek istediğim konu yazdığı mektuplar.

Necati Özkan, ‘Hakikat Mektupları’ adını verdiği mektupları Danıştay başta devletin ilgili makamlarındaki kişilere, siyasilere ve kamuoyuna açık olarak kaleme aldı. Merhamet dilenmediği mektupların amacı gelecekte birilerinin “Ah pardon ya bilmiyorduk! Farkında değildik” demesini engellemek.

Her ne oluyorsa biliyorlar.

Her kim ne yaptıysa bilerek yaptı.

Her kim bugün gözünü kaçırıyorsa, suçsuz yere özgürlüğünden olmuş bun insanlara yarın da göz ucuyla dahi olsa bakmasın.

Her kim kafasını toprağa gömmüşse bugün, yarın da başını oradan çıkarmasın.

Her kim bugün hakikate gözünü, kulağını, ağzını kapatıyorsa yarın da açmasın.

Sakın ama sakın “Pardon” demesin!