İstanbul Ümraniye'de silahlı saldırıda öldürülen futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı cinayeti davasının ilk duruşmasının öncesinde rapçi Vahap Canbay ile Kundakçı'nın ailesi arasında gerginlik çıktı. Vahap Canbay'ın Alaattin Kadayıfçıoğlu'nun ailesiyle anlaştığını bu yüzden karşı dava açmadığı iddia edildi.
Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Aleyna Kalaycıoğlu, 'Olay anında ben ilk defa Alaattin'in silah taşıdığını gördüm. Araçtan indi 'Sadece konuşacağım' dedi, öyle indi arabadan daha sonrasında silah patlayınca elim ayağım boşandı. Daha sonra Alaattin beni VIP araca bindirdi. Araca binince silahı gördüm arka koltukta. 'Alaattin sen ne yaptın' dedim, o da bana 'Ne olduğunu bilmiyorum' dedi.' diye konuştu.
Kalaycoğlu cinayet olay anını da şöyle anlattı:
"Tam sokağa döndük. Bir anda farları açık halde aracı gördüm. Sürücü koltuğunda Kubilay vardı. Yolcu koltuğunda da Canbay vardı. Alaattin’e söylediğim tek şey “Nolur durma devam et” oldu. Yalvardım ve ağladım. Alaattin yavaşladı ve durdu. Canbay o sırada torpidoya uzandı. Alaattin de silahı alıp indi. Ben titremeye başkadım. Alaattin aracın yanına gitti. Bir anda silah sesi duydum. Silah patlayınca ben de çığlık atarak aşağı imdim. Elim ayağım boşaldı. Alaattin geri beni araca bindirdi. Beni zan altında bıraktığı durum bu. Ben binmek istemezdim. Ben açıkçası o an onların (Canbayların) yanında olmak isterdim."
Ümraniye'de silahlı saldırıda öldürülen futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı cinayeti davasının ilk duruşması görülüyor. Kartal'daki Anadolu Adliyesi 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşma salon yetersizliği nedeniyle Şehit Hakan Kılıç Konferans Salonu'nda yapılıyor. Saat 11.35 sıralarında başlayan duruşmada tutuklu sanıklar Aleyna Kalaycıoğlu, Alaattin Kadayıfçıoğlu, Hüseyin Can Avci, Mustafa Rece, Metin Kadayıfçıoğlu, Ahmet Özkoç ve tutuksuz sanıklar Zuhal Kalaycıoğlu, Bilal Kadayıfçıoğlu ve taraf avukatları hazır bulundu. Tutuksuz sanık İzzet Yıldızhan duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katıldı.
'SİLAH BİR ANDA PATLADI'
Tutuklu sanık Alaattin Kadayıfçıoğlu savunmasında, 'Biz Aleyna ile olay tarihinden 2-3 hafta öncesinde tanışıp sevgili olduk. Ben arabayı verdim akşamında biz Aleyna ile bulaşacaktık. Benim şahsi binek aracıma sığmayacağını düşündüm. Babamın arabası Vito ile gidebileceğimi söyledi. Müzik stüdyosunun olduğu sokağa girdik. Beyaz bir otomobil vardı. Aracı görünce Aleyna panikledi. Ben de araçtan indim, yüzük parmağımdan aracın ön kapısına vurdum ve içeride yolcu koltuğunda oturan şahıs bana küfür etti ve beni içeri çektiler, ben tek elimle mücadele ediyordum. Bir anda silah patladı ve benim mi değil mi kimin olduğunu anlamadım. Şahıs beni içeri çektiği zaman bacağının arasında parlak birşey gördüm. Sonrasında Vito'ya bindik Mustafa bey ve Aleyna ile, sonra Aleyna'ya Mert'i aramasını söyledim. Birşey olduysa ambulansı arasınlar diye. Ben olayın şokuyla ne olduğunu anlamadım. Babam yurtdışında olduğu için onun yakını olan Metin amcama gittim, metin amcama Aleyna ile gittik. AVM'ye gittik daha sonrasında Aksaray'a gittik, Engin Abi ile daha sonra başka bir AVM'ye gittik. Bir sonraki gün zaten polisler bizi aldı. Aleyna bizden Metin amcama gittikten sonra bizden ayrıldı. Ben aslında Aleyna'yı annesinden almaya gittim. Ben oraya giderken o şahısların orada olduğunu bilmiyordum. Silah taşıdığımı sadece Mustafa Bey bilir, silahım hep torpido da duruyor. Zaten buradan gidelim tehlikeli olabilir dedi. Olay sırasında elim tetikte değildi ben kimseye silah doğrultmadım' dedi.
'ALAATTİN'İN İLK DEFA SİLAH TAŞIDIĞINI GÖRDÜM'
Tutuklu sanık Aleyna Kalaycıoğlu ise savunmasında, 'Sayın hakim ben biraz detaylı konuşmak istiyorum' dedi. Ve anlatmaya başladı:
“Olayın bir kısmında Alaattin’le birlikteydik ama söylemeyi unuttuğu birçok şey olduğunu fark ettim. Onları kendi açımdan dile getirmek istiyorum.
Bizim Canbay’la bir buçuk senelik bir ilişkimiz vardı. Bu ilişki karşılıklı anlaşarak bitti."
Mahkeme Başkanı: Ne zaman bitirdiniz tam olarak?
Aleyna Kalaycıoğlu: Tam olarak Alaattin’le görüşmeden 2-3 hafta önce falan bitmişti ilişkimiz. Yani bu olaydan… Alaattin’le görüşmeye bir hafta sonra falan başladık galiba. Böyle oldu. Tam olarak güne hâkim değilim ama yaklaşık, aşağı yukarı söyleyebilirim.
Karşılıklı bir şekilde… Ya, ben ayrılmak istedim, o kabul etti daha doğrusu. Ama bu, mesajlaşarak gerçekleşti. Ben evden bir şekilde çıktım. Sonrasında kendisine ayrılmak istediğimi söyledim, o da kabul etti. Ardından Alaattin’le görüşmeye başladık, 1-2 hafta sonra falan.
Olayın gerçekleştiği perşembe günü, ben kayıt almak için… O gece Alaattin’de kalmıştım. Sabah, kendi aracım arkadaşımda olduğu için Alaattin’in aracıyla stüdyoya doğru gittim. Ümraniye’deki Bertin adlı arkadaşımın stüdyosuna gittim. Kendisiyle eskiden, yani liseden bir tanışıklığımız var. Müzik işlerini birlikte yapıyoruz ve stüdyosu var.
Mahkeme Başkanı: Canbay’ın öncesinde stüdyoyla bir ilgisi var mı?
Aleyna Kalaycıoğlu: Hayır efendim. Canbay’ın stüdyoyla hiçbir ilgisi yoktur. Bu, benim çocukluk arkadaşımın stüdyosu. Sabah Alaattin bana aracını verdi. Alaattin sabah işe gitmişti. Ben köpeğimi de aldım. Çünkü köpeğim biraz pitbull cinsi bir köpek, bensiz yapamıyor. Her yere onu götürüyorum açıkçası. Evcil hayvanı olanlar anlar, biraz çocuğum gibiydi. Yanıma aldım.
O gün stüdyoya gittik birlikte. Stüdyoya gittiğimizde Bertin kapıyı açtı, girdik. Saat 15.00 civarında stüdyodaydım. Saat 16.00’da da Canbay’la ortak prodüktörümüz Yalçın Yıldız, o gün birlikte kayıt almak için stüdyoya gelecekti. Canbay’la ayrılsak da Yalçın’la, ayrılmadan önce konuşmuştum. Hani biz iş birliğimize devam edeceğimiz şeklinde anlaşma yapmıştık.
Stüdyoya gittiğimde saat 16.00 sularıydı. Yalçın’ı aradım. Dedim ki, ‘Neredesin?’ Bana, ‘Yoldaydım, dönüyorum. Bir şeyler olmuş.’ dedi. Ben de, ‘Ne oldu?’ dedim. ‘Canbay çok kötü, dönüyorum, gelemiyorum.’ dedi.
Ben de dedim ki, ‘İşle arkadaşlığı karıştırma. Sen bana böyle söz vermemiştin. Bizim seninle ticari bir ilişkimiz var, unutma.’ dedim. O günkü konuşmamızı Yalçın’la o an kapattık.
Ardından Kubilay'ın kendisini aradığını belirten Kalaycıoğlu, ağlayarak, "Dedi ki, ‘Ablacığım, ben sizi barıştırmak için abimle gelmek istiyorum.’ ‘Bizim ilişkimiz bitti.’ dedim. Bana, ‘Abime üzülüyorum, konuşmak istiyorum seninle.’ dedi. ‘Hayır ablacığım, gelmeni istemiyorum hiçbir şekilde. Lütfen gelme, karışma.’ dedim ve telefonu kapattım. "
Kubilay Kaan Kundakçı’nın annesi: Boşuna ağlama!
Aleyna Kalaycıoğlu: Ardından Yalçın tekrar beni aradı. Canbay telefonu almıştı. Yalçın, bir önceki konuşmada bana, ‘Canbay çok kötü. Hayatında birisi olduğunu bir şekilde öğrenmiş, araştırmış. Bu yüzden evdeki her şeyi yıkıp döküyor. Çok kötü durumda, ne yapacağımı bilmiyorum. Stüdyoya gelemeyeceğim.’ şeklinde konuşmuştu.
İkinci konuşmada bir anda Yalçın’dan telefonu Canbay aldı. ‘Hayatında biri varsa kendimi öldüreceğim. Lütfen hayatında biri olmadığını söyle bana. Yoksa kendimi öldürürüm, her şeyi yakacağım.’ dedi. Ben de bunun üzerine korktuğum için, ‘Hayatımda kimse yok. Lütfen sakinleş.’ dedim. Onu sakinleştirmeye çalıştım.
Ardından Bertin’le birlikte köpeği ve eşyalarımı stüdyoda bıraktım, çıktım efendim. Yemek yemeye çıktık. Yemek esnasında da… Tam sokağa döndük, 3-4 dakika, fazla değil. Hiç unutmuyorum, sokağa döndüğümüz gibi Yalçın aradı beni. Telefonu açmadım. Bertin’i aradı, telefonu ona verdim, açtı. ‘Ben stüdyoya geldim, neredesiniz?’ dedi.
Ben de dedim ki… Yalçın, hani Canbay’ın kendini öldürmekten bahsettiği bir gün… O çocuğu sakinleştirmek için elimden gelen her şeyi yaptım ve ona yalan söylemek zorunda kaldım. Böyle bir şeyin vebaliyle yaşayamayacağım için ve onun böyle saldırgan bir moda girmesini istemediğim için… Ben sadece sessiz, sakin ilişkimi yaşamak istemiştim. Çünkü ilişkimizi bitirdikten haftalar sonra, biri var diye bir anda beni rahatsız etmeye başlamıştı.
Aracın içerisinde Kubilay… Özür dilerim, Yalçın aradı, dedim en son. Yalçın aradı ve stüdyonun önüne geldiğini söyledi. Ben de dedim ki, ‘Ben çalışmayacağım Yalçın, geri dön. Bir daha dönmeyeceğim stüdyoya.’
Yalçın’ın yanında Kubilay’ı da gördüm o sırada. Kubilay’la geldiğini söyledi ısrarla efendim. Sonrasında biz yemeğe gittik. Üstüne dedik ki, ‘Bir bakalım, gitmişler mi, gitmemişler mi?’ Bir şekilde kontrol ettik.
Bertin, Kenan’ı aradı. Dedi ki, ‘Sokakta böyle böyle… Yalçın diye bir çocuk bekliyordu, hâlâ bekliyor mu? Beyaz bir araba var mı?’ şeklinde sordu. Hâlâ bekliyormuş.
Ben yemekteyken Alaattin’e olayı üstü kapalı bir şekilde, çok detay vermeden, Canbay’ın arkadaşlarının geldiğini söyledim. ‘Beni barıştırmak için geldiler ama dönmeyeceğim stüdyoya. Onlar ortalıkta olduğu sürece dönmeyeceğim.’ dedim."
"DURMA DEVAM ET DEDİM"
Tam sokağa döndük. Bir anda farları açık halde aracı gördüm. Sürücü koltuğunda Kubilay vardı. Yolcu koltuğunda da Canbay vardı. Alaattin’e söylediğim tek şey “Nolur durma devam et” oldu. Yalvardım ve ağladım. Alaattin yavaşladı ve durdu. Canbay o sırada torpidoya uzandı. Alaattin de silahı alıp indi. Ben titremeye başkadım. Alaattin aracın yanına gitti. Bir anda silah sesi duydum. Silah patlayınca ben de çığlık atarak aşağı imdim. Elim ayağım boşaldı. Alaattin geri beni araca bindirdi. Beni zan altında bıraktığı durum bu. Ben binmek istemezdim. Ben açıkçası o an onların (Canbayların) yanında olmak isterdim.
'NEDEN OĞLUMA 'AYAKÇI' DEDİN'
Savunma sonrası Kubilay'ın annesi Aleyna'ya 'Sen benim oğlumu ne zamandır tanıyorsun' diye sordu. Kalaycıoğlu ise, '1,5 yıldır' dedi. Anne Ülker Kundakçı 'Neden oğluma ayakçı dedin' sorusunu yöneltti. Aleyna Kalaycıoğlu ise soruya 'Hiçbir maddi gerekçe görmeden yardım ediyordu.' yanıtını verdi. Baba Cemil Kundakçı se Kalaycıoğlu'na 'Neden Kubilay'ı sormadın' derken Kalaycıoğlu yanıt olarak, 'Ben Kubilay'ın öldüğünü eve gidince öğrendim' şeklinde cevap verdi.
'KİMİN SİLAHININ PATLADIĞINI GÖREMEDİM'
Tutuklu sanık Mustafa Recep savunmasında, ' Ben o gece evimdeydim ailemle birlikte oturuyordum. Alaattin bey mesaj attı, 'Abi rica etsem aracımı alır mısınız' dedi. Ben de 'Tamam' dedim, bana anahtarı verdiler. Hüseyin Bey ile Vito ile gittik, dar bir sokağa girdi biz de girdik, durduk patronum olduğu için arkasındaydım zaten hep böyle. Alaattin Bey indi kapıya tıkladı, sonra kapı açıldı, Alaattin Beyi içeri çekti biz de arkasındaydık, daha sonra arbede oldu, silah patladı, kimin silahının patladığını görmedim, panik halinde oradan nasıl çıktığımı bilmiyorum ' dedi.
'ARBEDE YAŞANDI'
Tutuklu sanık Hüseyin Avcı ise savunmasında, 'Alaattin Bey aradı 'Benim araç Ataşehir'den araç alınacak onu alır mısın' dedi. Ben de 'Tamam' dedim. 'Taksiyle mi gideceğim' dedim 'Yok Mustafa ile Vito ile gideceksiniz' dedi, 'Tamam' dedim. Daha sonra sokağa geldiğimizde Mustafa abi aracın çakarlarını açtı bizi fark etsinler diye, daha sonra beyaz otomobili gördüm, daha sonra Alaattin Bey araca yaklaştı, sonra arbede yaşandı, panik olduk ve aracı geri geri sokaktan çıktık' diye konuştu.
ANNE OĞLUNUN RESMİYLE ADLİYEYE GELDİ
Kubilay’ın acılı ailesi, üzerinde oğullarının resminin olduğu tişörtlerle adliyeye geldi. Duruşma salonu önünde Kundakçı’nın ailesi ile Vahap Canbay arasında tartışma çıktı. Aile yakınları, Vahap Canbay’a yönelik “Bizi sattın” sözleriyle tepki gösterdi. Gerginlik sırasında Vahap Canbay’ın menajeri de görüntü almaya çalışan gazetecilere saldırmaya kalktı. Davada tutuklu yargılanan Aleyna Kalaycıoğlu da duruşma salonuna ağlayarak getirildi. Siyah tişörtle katıldığı duruşmada yorgun halleri dikkat çeken Aleyna Kalaycıoğlu, aylık gelirinin 300 bin lira olduğunu söyledi.
Duruşma öncesi konuşan Anne Ülker Kundakçı " Çocuğum aşk üçgeni yüzünden öldü. Ne alacak var ne verecek var. Bir kadın yüzünden çocuğu infaz etti gitti. Bu bir infaz. Kapalı alanda aracın içinde. Kaçma hakkı vermeden o silahı nasıl sıkabildin." dedi. Baba Cemil Kundakçı ise, "Yüzüme nasıl bakabilecekler. Ben onlara baktığım zaman 'Sizin vicdanınız hiç sızlamadı mı' demek istiyorum. 'Nasıl bunu yaptınız, nasıl infaz yaptınız' resmen infaz bu" dedi.
Ümraniye, Sıddık Sokak'ta 19 Mart gecesi meydana gelen olayda rapçi Canbay & Wolker grubundan Vahap Canbay, bir süre önce ayrıldığı şarkıcı Aleyna Kalaycıoğlu ile yeniden barışmak istedi. Canbay, aralarının iyi olduğu öğrenilen arkadaşı Kubilay Kundakçı'dan (21) yardım istedi. Kubilay Kundakçı, Vahap Canbay ve arkadaşlarıyla birlikte Aleyna Kalaycıoğlu'nun bulunduğu stüdyonun önüne gitti. Grup araç içerisinde beklediği sırada, olay yerine çakarlı araçlarla gelen Alaattin Kadayıfçıoğlu ile tartışma çıktı. Kadayıfçıoğlu'nun silahla ateş açması sonucu ağır yaralanan Kundakçı, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Alaattin Kadayıfçıoğlu hakkında 'Kasten öldürme' ve 'Ruhsatsız silah bulundurma', Aleyna Kalaycıoğlu hakkında ise 'Kasten öldürmeye azmettirme' suçlarından müebbet hapis cezası talep edildiği davanın ilk duruşmasına Vahap Canbay ve Aleyna Kalaycıoğlu'nun annesi Zuhal Kalaycıoğlu'da geldi.
KUNDAKÇI'NIN YAKINLARINDAN RAPÇİ CANBAY'A 'ANLAŞMA' İDDİASI
Duruşmaya arkadaşlarıyla birlikte gelen rapçi Vahap Canbay ile Kubilay Kaan Kundakçı'nın yakınları arasında gerginlik yaşandı. Duruşma öncesinde Kundakçı ailesiyle konuşmak isteyen Vahap Canbay'a anne Ülker Kundakçı, "Biz hakkımızı savunmaya geldik, Vahap Canbay'ı savunmaya gelmedik" diyerek tepki gösterdi. Öte yandan Kundakçı'nın yakınları, Canbay'ın Alaattin Kadayıfçıoğlu hakkında şikayetçi olmadığını belirterek, Kadayıfçıoğlu ailesiyle anlaşma yaptığı iddiasında bulundu. Bu iddianın ardından taraflar arasındaki gerginlik arttı.
CANBAY'IN ARKADAŞLARI İLE GAZETECİLER ARASINDA GERGİNLİK
Duruşma öncesinde adliye koridorlarında yaşanan gerginlik görüntülenirken, gazeteciler ile Vahap Canbay'ın arkadaşları arasında tartışma çıktı. Basın mensuplarının görüntü almasına tepki gösteren bazı kişiler, gazetecilere hakaret ederek üzerlerine yürüdü. Adliyedeki güvenlik görevlileri ve polis ekiplerinin araya girmesiyle tartışma sona erdi.
ZUHAL KALAYCIOĞLU'NA TEPKİ
Cinayetin ardından kızı Aleyna Kalaycıoğlu ile birlikte gözaltına alınan, daha sonra ise serbest bırakılan Zuhal Kalaycıoğlu da duruşmayı takip etmek için adliyeye geldi. Basın mensuplarının sorularını yanıtsız bırakan Kalaycıoğlu'na, Kundakçı ailesine destek vermek için adliyede bulunan bazı kişiler tepki gösterdi.
OĞULLARININ FOTOĞRAFININ OLDUĞU TİŞÖRT GİYDİLER
Kundakçı ailesi ve yakınları duruşmanın görüleceği Anadolu Adalet Sarayı'na sabahın erken saatlerinde geldi. Baba Cemil Kundakçı ve anne Ülker Kundakçı ile ailenin yakınları ölen Kubilay Kaan Kundakçı'nın fotoğrafının basılı olduğu tişörtle kameralar karşısına çıktı.
'YÜZÜME NASIL BAKABİLECEKLER'
Duruşma öncesi adliye bahçesinede açıklamalarda bulunan baba Cemil Kundakçı, "Bizim için çok zor bir gün. Psikolojik olarak içeriye girdiğim zaman nasıl bir duygu içinde olacağımı açıkçası ben de bilmiyorum. Çünkü Allah kimsenin başına vermesin, yani yaşamadığımız bir olay; ama elimden geldiği kadar oğlum için bana da bir söz hakkı verilirse faydalı olmak adına sakin, iradeli olmaya çalışacağım. Eğer davanın seyrine bir katkıda bulunabilirsem mutlu olacağım tabii ki çünkü ben geceleri uyuyamıyorum. Bugün ben sabah 04.00'te yattım, 06.00'ya çeyrek kala kalktım. Bu oğlum öldüğünden beri böyle. Ben de eşim de aynı şekildeyiz. Çok kötü bir olay. Ne işim gücümle uğraşabiliyorum. Her dakika Kubilay aklımda, her dakika. Uyurken rüyama girmezse belki aklımdan çıkıyor, onun dışında şu an sizinle konuşurken de bir tarafta Kubilay var. Aileyle veya yardım eden insanlarla karşı karşıya geldiğim zaman hangi duyguda olacağım bilmiyorum ama şunu merak ediyorum. Yüzüme nasıl bakabilecekler. Ben onlara baktığım zaman 'Sizin vicdanınız hiç sızlamadı mı' demek istiyorum. 'Nasıl bunu yaptınız, nasıl infaz yaptınız' resmen infaz bu. Bunu söylemek istiyorum. Yüzüme nasıl bakabilecekler. Hiç kim mi davranacaklar, yoksa kafalarını öne mi eğecekler. Bunu merak ediyorum; ama en ağır cezayı almalarını diliyorum ve bunun için uğraşacağız. Ne gerekiyorsa yapacağız. Tek isteğim ağır ceza alsınlar, hakları ağırlaştırılmış müebbet. Diğerleri, diğer hak edenler de en üst seviyeden alsın. Toplumda, Kubilay gibi, ondan sonra, burada bir kardeşimiz daha var, yeğeni öldürüldü; onun yeğeni gibi, Ahmet Minguzzi'ler, işte Berat, Atlas.Bu çocuklar hepsi bizim çocuğumuz. Maraş'ta öldürülen çocuklar oldu, bakın örtbas edildi resmen. Hiç ses soluk çıkmıyor. Yani bizim Türkiye'de bir olay olduğu zaman 15 günde, 1 ayda kapanıyor ve hiç üzerine gidilmediği için yıllardır insanlar ölüyor. En azından Kubilay'ın davasında örnek bir sonuç çıkar, gerek katilin ailesi tarzındaki ailelere gerek toplumdaki diğer suç işleyen kesimlere karşı örnek teşkil eder, başka çocukların veya insanlarımızın ölmesinin de önüne geçilir. Cezalar ağır olmazsa ve bu silahı veya bıçakları kullanan insanlar da bu cezalar yüzünden korkup silahı bıçağı bırakmazsa ölen insanlar artacak. Hem oğlumun katilleri cezasını alsın hem de topluma fayda sğalayacak örnek bir cezanın çıkmasını diliyorum " dedi.
'BU BİR İNFAZ'
Anne Ülker Kundakçı ise, " Çocuğum aşk üçgeni yüzünden öldü. Ne alacak var ne verecek var. Bir kadın yüzünden çocuğu infaz etti gitti. Bu bir infaz. Kapalı alanda aracın içinde. Kaçma hakkı vermeden o silahı nasıl sıkabildin. Senin bununla bir meselen yok. Bu adam zengin olabilir. Trilyonları olsa bana çocuğumu geri verebilecek mi. Ben 3 aydır ne yaşıyorum biliyor mu bilmiyor. O gidiyor çocuğunu görüyor yine. Ben çocuğumun toprağına gidiyorum bir suç işlemiş gibi. Ben Allah'tan hepsinin Kubilay gibi can vermesini istiyorum. O kadar da samimiyim bu konuda. Allahlarından bulsunlar ailece. Çocuğumun bir günahı yoktu . Hiçbir suçu günahı yoktu. Bu olayın olmasına neden olacak birşey de yaşamıyor ki onlarla. Sadece Aleyna Hanımın egoları, zenginlik düşkünlüğü. Kızda yok yok. Sen 3 gündür tanıştığın insanın evine gider misin. Bu nasıl bir dünya. Burada en suçlu anneler. Ben de bir anneyim. O çocuğu sen nasıl eğittin" dedi.
'BU CANIN HESABINI HEPSİ BANA VERECEK'
Aleyna'nın annesiyle ilgili bir soruya ise Kundakçı "Şu anda elektronik kelepçeli. Büyük bir ihtimalle onu bırakırlar diye düşünüyorum. Burada yargılanacak olanlar Alaatin Kadayıfçıoğlu, korumalar, şoför. Bir de Alaaattin Kadayıfçıoğlu diyormuş ki 'Aleyna'yı içeriden çıkarın. Çocuğumun ölümüne o sebep oldu. Konumu o gönderdi. Orada bir can gitmiş. Abla kardeş gibi aylarca günlerce beraber oldu. Sen o çocuğun öldüğünü sormuyorsun da köpeği soruyorsun. Bu canın hesabını hepsi bana verecek" dedi