Fransa’da eğitim sistemindeki yapısal kriz, lise öğrencilerinin kitlesel protestolarıyla sokaklara taşındı. Paris’in güneydoğusunda yer alan Créteil kentindeki Saint-Exupéry Lisesi’nde öğretmen kadrolarındaki ciddi eksiklikler nedeniyle 21 Eylül’de başlayan eylemler, kısa sürede Paris bölgesini aşarak ülke geneline yayılan bir dalgaya dönüştü.
Öğrencilerin sunduğu talepler okuldan okula farklılık gösterse de personel ve öğretmen yetersizliği, bakımsız kalan okul binaları, aşırı kalabalık sınıflar ile ders programlarındaki belirsizlikler ortak payda olarak öne çıkıyor. Öte yandan, üniversiteye giriş sistemi Parcoursup’un gençler üzerinde yarattığı ağır baskı ve stres de gösterilerde sıklıkla dile getirilen başlıklar arasında yer alıyor.
LİSELERİN YÜZDE 10'UNDA EYLEM VAR
Fransa Eğitim Bakanlığı’nın paylaştığı resmi verilere göre, 29 Eylül Salı günü ülke genelindeki kamu ve özel liselerin yaklaşık yüzde 10’una denk gelen 340 eğitim kurumunda protesto veya blokaj eylemleri kaydedildi. Bakanlık, bu okullardan 40’ının tamamen bloke edildiğini, 44’ünde ise girişlerin engellenmesine yönelik girişimlerde bulunulduğunu aktardı. Bir gün önce, yani 28 Eylül Pazartesi günü ise eylemlerden yaklaşık 180 okul etkilenmişti.
Gösterilerin büyük bölümü sükunetle gerçekleşse de bazı okulların çevresinde güvenlik güçleri ile öğrenciler karşı karşıya geldi. İçişleri ve Eğitim Bakanlığı verilerine göre, Pazartesi günü çıkan olaylarda 164 kişi gözaltına alınırken öğrenciler, eğitim çalışanları ve polisten çok sayıda kişi yaralandı. Salı günkü olaylarda ise 40 kişi gözaltına alındı, 10 öğrenci ve eğitim personeli yaralandı.
Saha raporlarına yansıyan maddi hasar ve güvenlik güçlerine atılan cisimlerin yanı sıra, polisin sert müdahalesi de kamuoyunda tartışma yarattı. Bazı polis müdahalesi görüntüleri hakkında idari inceleme başlatıldı.
KRİZ SİYASETE SIÇRADI
Sokaktaki hareketlilik, ülkede uzun süredir tartışılan öğretmen açığı verileriyle de örtüşüyor. Eylül ayında öğretmen sendikalarının yayımladığı iki ayrı araştırma, devlet ortaokulları ve liselerinin yarısından fazlasında ders yılının ilk haftasında en az bir öğretmenin eksik olduğunu gözler önüne sermişti.
Eğitim Bakanı Edouard Geffray, öğrencilerin bazı taleplerinin meşru olduğunu ifade ederken, eylemlere dışarıdan katılan şiddet yanlısı grupların bulunduğunu ileri sürdü. Geffray, tamamen engellenen okul girişleri ve şiddet durumunda kolluk kuvvetlerinin müdahale edeceğini net bir dille belirtti. Öğrenci örgütleri ise bu tutuma tepkili. Union Syndicale Lycéenne (USL) Başkanı Ryad Rani, protestoların odağında okullardaki yapısal sorunların bulunduğunu vurgulayarak hareketin ülke geneline yayılması yönünde çağrıda bulundu.
Liselerdeki bu tablo, kamu çalışanlarının ücretler ve çalışma koşulları gerekçesiyle başlattığı grevlerle aynı zamana denk gelerek siyasetin ana gündemi haline geldi. Sol parti La France Insoumise (LFI) milletvekilleri öğrencilere açık destek verirken, LFI lideri Jean-Luc Mélenchon hükümeti öğrencilere yönelik aşırı polis müdahalesi uygulamakla suçladı.
Başbakan Sébastien Lecornu ise okullardaki sorunların dikkate alınması gerektiğini kabul etmekle birlikte şiddetin meşrulaştırılamayacağını belirtti ve protestoların siyasi çağrılarla tırmandırılmasını sert dille eleştirdi. Başlangıçta fiziki koşullar ve kadro yetersizliğiyle fitili ateşlenen süreç, polis müdahalesi üzerinden siyasi krize dönüştü.




