Haber

Eşi mahkeme salonunda kutlamıştı! Buğra Gökçe'den doğum günü paylaşımı...

İBB Davası'nın 10. duruşmasında tutuklu İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce'nin eşi Filiz Kahveci Gökce, mahkeme salonunda eşinin doğum gününü kutlamıştı. Yaşanan bu olayın ardından Buğra Gökçe hissettiği duyguları sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile anlattı. Gökçe cezaevinde geçirdiği doğum günü ile ilgili 'Can yakıcı, yürek sızlatıcı' dedi.

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB Davası'nın duruşması üçüncü haftada, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor.

İBB Davası'nın dün gerçekleştirilen 10'uncu duruşmasında tutuklu İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökçe salona getirilirken, izleyici sıralarındakiler, "İyi ki doğdun Buğra" diye seslendi. Ekrem İmamoğlu da sanık sandalyesine oturmadan önce Gökçe’ye sarılarak doğum gününü kutladı.

Buğra Gökce'nin eşi Filiz Kahveci Gökce ise eşinin doğum gününü telefonda kutladı. Duruşmaya verilen arada, "İyi ki doğdun Buğra Gökce, özgür günlerde kavuşacağız" yazılı döviz ile kutladı.

Dün yaşanan bu gelişmelerin ardından Buğra Gökçe sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla doğum gününde yaşadığı duyguları paylaştı.

İşte Buğra Gökce'nin paylaşımı;

“Duruşma Günlükleri 10” Nezarethanede doğum günü
25 Mart.

Doğum günüme uyandım elli ikinci kez. Cezaevinde ise ikinci kez! Ömrümün en kıymetli bir yılını buraya gömmüşken, ikinci yılın doğum gününe de buradan başlamak…

İlk yıldan farklı yanları olsa da acının dili aynı: Can yakıcı, yürek sızlatıcı.

Sabah kalktım, toparlandım, giyindim. Çıkmadan önce telefon görüşmesi yaptırdılar. Filiz’imi aradım. 5-10 dakika gecikmeli de olsa “İyi ki doğdun aşkım” diye açtı telefonu. O an, bir insanın içinde kaç duygu birden yaşayabileceğini yeniden öğrendim. Hüzünle sevinç, umutla karamsarlık, özlemle teselli… Hepsi aynı cümlede, aynı nefeste buluştu. Zaman ise acımasız, 10 dakika dediğin, bir kalp atımı kadar kısa.

Biter bitmez cezaevine çıktık. Otobüsten itibaren başlayan o küçük, içten kutlamalar… Bilen, fark eden, kitaptan okuyup öğrenenlerin samimi sözleri… Dışarıdan kantin alışverişi çıkarabilen arkadaşların getirdiği kurabiyeler, kuru pastalar… Bir masanın etrafında toplanan iyi niyet…

Sonra duruşma salonu… “İyi ki doğdun” sözleriyle, şarkılarla karşılandım. Günün adı konmamış misafiri gibi. Eşimle uzaktan öpüştük. Aramızda mesafe vardı ama duyguların mesafesi yok ki. Kevser, Yusuf… Seslendiler. Sonra ellerinde hazırladıkları kalplerle doğum günü kutlamasını gösterdiler. Filiz’im sandalyenin üzerine çıkıp o kalpleri kaldırdı. O an, kalabalığın içinde bir tek o görüntü kaldı bende….

Başkan geldiğinde sarılıp öptü.

“Herkes adına öpüyorum, kutluyorum. Evliliğinle, yuvanla kavuşacağın bir yıl diliyorum” dedi. Sonra durdu, ekledi: “Ona ermiş muamelesi yapıyorum, ermiş" mutlu etti var olsun!

Öğle arası geri döndüğümüzde nezarethaneye, bu kez bambaşka bir sahne vardı. Yavuz Saltık başta olmak üzere Gürkan Alpay, Gökhan Akgün, Ramazan Gülten, Mehmet Murat Çalık… Hep bir ağızdan “İyi ki doğdun Buğra” diye şarkı söylemeye başladılar. Sesleri duvarlara çarptı, geri geldi, sanki dar alan genişledi o an. Yavuz’un çokoprensleri üst üste dizip, çakmağı yanına yakarak yaptığı o pasta… “Üfle” dediğinde, bir çakmağın alevine dilek tutuldu. Pastam da böyle oldu yani nezarette!

Nezarette geçen bir doğum günü… Ama unutulacak gibi değil. Hatta belki de en çok hatırlanacak olanlardan biri. Bakışlar, uzaktan yapılan kalpler, gönderilen öpücükler…

Günün yıldızı ise Mehmet Murat Çalık’tı. Savunmasıyla yalnız kendini değil, bir düşünceyi ayağa kaldırdı: “Belediyecilik faaliyeti suç değildir. Kamusal hizmeti, kamuya kazandırmak suç değildir” derken, sadece bir cümle kurmadı bir anlamı yeniden yerine koydu.

İddianame bugün bir kez daha çöktü.

Doğum günümde, bütün bu imkânsızlıkların içinde bile beni mutlu edebilen eşim, dostlarım başta olmak üzere herkese minnettarım.

Varlığınız yokluğun içinde süzülen ışık…

İyi ki varsınız."