Ergen Dili Edebiyatı’na Giriş

Mesela instagram postlarında Tarkan’la Cem Yılmaz’ı paylaşan romantik akrabalar hakkında ergen çoğunluğun yaptığı yorumları aktararak başlayalım:

“Kanka size ne oluyor anlamadım ki! Adam meraklı olsa afedersin hayvan gibi pahalı konser bileti satmaz! Kanka harbiden kafa başka türlü çalışıyor! Bi de biziz yani duyarsız apolitik. Pardon da gidemedin yani konsere ! ”

Ergen dili böyle acımasız, sert, lafını esirgemeyen bir mikro-kültürün taşıyıcısı. “Boş yapma”, “duyar kasma” gibi ifadeler hem sınır koyma hem de bir statü oyunu aslında. O nedenle toplumcak sevinip toplumcak üzülmek evlatlarımıza çok aykırı. Ergenlerin dilleri de kültürleri de bu anonimleşmeye karşı. Çünkü samimi bulmuyorlar. Onlara göre Tarkan’la Cem Yılmaz’ın karşılıklı göbek atmasından duygulanmak bir züğürt tesellisi! Ve neyin romantize edildiğini bana sorduklarında verecek bir cevabım yok. Varsa siz yazın yorumlara :)

“Zor değil yani biraz overthinker olun! Mesela neden şimdi duyar kastınız anlamadım ki! Hayır yani nereye yükseliyorsunuz bu kadar?! Ergenliğinizi özlediniz anladık; aynen kanka! Adama gülmediniz diye trip yiyosunuz ya! Bana ne kanka senin parandan, aynı hikayeler! Sözde mental çökük bizdik yani!”

“Kanka aşırı cringe… (Onlar adına utandım, demek )”

Kınanıyoruz dostlar. Eşik açılıyor da açılıyor. Dizi filmlere ağlayan sulu göz ihtiyar muamelesi görüyoruz. Gençlerin dinledikleri bir numara olan şarkıcıları tanımıyoruz. Benim gibi heves ederseniz de ettiğinize edeceğinize bin pişman olursunuz. Klavye yorumuyla anlatayım : Ajfşgsrlsfvdpoıpfö. Sanki her mısrada son nefesi veriyor söyleyen evlatçık! Açıklama şu : Aşırı uyarıldım yani! (Çok kızgınım demek istiyor.) Fena halde kızgınlar. Boş yapma! En popüler lafları. Boş-dolu. İkilem net. Dikotomi! Kazanmak kaybetmek! Hangi taraftasın? Eğer kaybettiysen boş yapma! Kazandıysan da duyar kasma! Al bonuslarını main character (esas oğlan) ol kanka! Low battery people (yani eziklerle) de işin olmaz artık.

Şimdi ben sözü estetik algıya getirmek istiyorum ama işin aslı bi çareyim! Zira dil hala kültürün taşıyıcısı. Ergen dili ve edebiyatında ya da Gen Z denilen toplulukta belki de tarihin en sert sınıfsal çatışması yaşanıyor. Sınıfsal utanç demiyorum sınıfsal öfke. Alt gelir düzeyinden üst gelir düzeyine kadar duygu atfetme sınırlı. İfade ve söz kullanımı aşırı ekonomik. Bu bize ve insanlığın bundan sonraki nesillerine klavye dilinin hediyesi! Uzay asansörü gibi bir sınıfsallık! Git gidebildiğin kadar. Ya hiçliktesin ya da hayatta kalmak için Squid Game’de (Kalamar şeklinde bir sahada oynanan, genellikle strateji ve fiziksel mücadele içeren gerçek bir çocuk oyunu) !

Fake hareketler bunlar (Samimi değil)”

Sözü neden estetiğe getiremiyorum çünkü algı ve düşünceden sekip duygu aşamasına gelmek pek kolay değil. Çelik gibi bir gerçeklik algısına (yani bir distopyaya) bu denli sahip başka bir kuşak tanıdı mı dünya ? Yok öyle sulu duygusallık, karşımızdaki üzülmesin diye alttan alışlar. Kanka paran yetmedi konsere gidemedin poz yapma, duyar kasma! Nezaket, halden anlama, empati, duygu dediğimiz şey GenZ için iyi bir şey değil. Zira kendini kandırma, boş yapma! Gerçeği söyle duyar kasma! Sorun sende değil yapıda! Sen yetersiz değilsin. Oyun adil değil. Herkes aynı loop’ta. Bu benim kişisel başarısızlığım değil. Party olmadan level atlanmaz. Solo kasmak onların işine yarar!

Son söz:

“Dünyanın bütün Gen Z’leri, birleşin;

kaybedecek algoritmalarınızdan başka bir şeyiniz yok.”

Not: (Tarkan ve Cem Yılmaz seven amca ve teyzelerinizi rahat bırakın!)