Eğitimde Liyakatsizlik

Kuşkusuz, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında eğitim sisteminin, rejimin kök salmasında başlı başına bir rol oynadığı anlaşılmıştır. Bu gerçeğin farkında olan siyasal iktidarlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin genleriyle oynama sürecinde öncelikle eğitim sistemini değiştirmeyi tercih etmişlerdir. Çünkü onlar da bilmektedir ki toplumsal kurumların kalbi eğitimdir. Başka bir ifadeyle, eğitim sistemi dönüştürülmeden neoliberal düzenin yerleşmesi mümkün değildir.

Bilindiği üzere, eğitim sisteminin etkililiği için vazgeçilmez koşullar bulunmaktadır. Bunların başında, eğitimin toplum için var olduğu gerçeği gelir. Ancak AKP, eğitimi neoliberal bir eksende ele almış ve bu doğrultuda kapsamlı değişikliklere gitmiştir. Eğitime siyasal bir bakış açısıyla yaklaşan AKP, müfredat programlarını değiştirmiş; bununla da yetinmeyerek günümüzde yeniden müfredat değişikliği tartışmalarını gündeme taşımıştır.

Bunun yanı sıra, AKP döneminde eğitimde özelleşme hız kazanmış, bu süreç eğitimdeki yozlaşmayı daha da derinleştirmiştir. AKP bir yandan sosyal devlet vurgusu yaparken, diğer yandan yoksul öğrencilerin aleyhine sonuçlar doğurabilecek eğitim politikaları uygulayabilmektedir. Oysa eğitimde fırsat eşitliği temel bir ilkedir.
Öte yandan, eğitim sisteminde liyakat esaslı bir ilke olması gerekirken, eğitim yöneticiliği kadrolarına AKP’ye yakın isimlerin atanması uygulaması sürdürülmektedir. Ayrıca AKP’nin hayata geçirdiği 4+4+4 eğitim sistemi, özellikle bazı kız öğrencilerin eğitim hakkından yoksun kalmasına yol açmıştır. Nitekim Eğitim-Sen’in yaptığı bir araştırmaya göre yaklaşık 36 bin kız çocuğu liseye devam edememiş, bu çocukların önemli bir kısmı erken yaşta evlenmek zorunda bırakılmıştır.