Kısa Dalga'dan Gülseven Özkan'ın haberine göre, Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde bir davanın seyri sırasında hazırlanan savunma dilekçesi, yapay zeka teknolojilerinin hukuk dünyasındaki sınırlarını ve doğurabileceği riskleri gözler önüne serdi.

YAPAY ZEKA UYDURMA YARGITAY KARARI YAZDI

Deneyimli bir avukatın, metni güçlendirmek adına yapay zekadan yararlanarak eklediği Yargıtay kararlarının dosya künyelerinin uydurma çıkması, avukat hakkında hem savcılık hem de baro tarafından soruşturma açılmasına neden oldu. Karşı tarafın uyarısıyla fark edilen bu teknik hata üzerine mahkemenin aynı gün başlattığı soruşturmalar, hukuk çevrelerinde de "savunma hakkına baskı" tartışması yarattı.

AVUKAT AÇIKLAMA YAPTI

Hakkında soruşturma başlatılan avukat E.Ç., Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki davada sunulan dilekçenin karşı taraf avukatının duruşma sırasında kullandığı ifadeler nedeniyle hazırlandığını anlattı. E.Ç., mahkemeden yalnızca ilgili avukatın meslek etiği açısından uyarılmasını talep ettiklerini dile getirdi.

“DİLEKÇENİN İÇERİĞİ DEĞİŞMEDİ, İÇTİHAT EKLENMİŞ”

E.Ç., dilekçenin hazırlanma sürecini şöyle anlattı:

“Üç avukat birlikte çalışıyorduk ancak dilekçedeki imza bana aitti. Hazırladığımız metnin içeriğini değiştirmedik. Yalnızca dilekçeyi içtihatlarla desteklemek amacıyla yapay zekadan yararlandık. Yapay zeka, mevcut Yargıtay kararlarını ekledi, ancak bu kararlara ait künyeleri yanlış yazdı. Künye dosyanın esas ve karar numarasını içeriyor. Yapay zeka bu konuda ekleme yapmış.”

Avukat E.Ç.’ye göre, sorun kararların içeriğinde değil, kararların esas ve karar numaralarında ortaya çıktı. Yapay zeka üç farklı Yargıtay kararı göstermiş gibi görünse de sonradan yapılan incelemede bunların aynı kararın farklı ve hatalı künyelerle sunulmuş versiyonları olduğunu iddia etti. E. Ç., “Kararlar tamamen uydurma değildi. İçerikleri mevcut olan Yargıtay kararlarıydı. Ancak daire numaraları ve karar künyeleri yanlış yazılmıştı. İçerik doğruydu, numaralar yanlıştı” ifadelerini kullandı.

“SUÇLAMANIN MERKEZİNDE KARŞI AVUKATIN ASILSIZ İDDİASI VAR”
E.Ç., söz konusu dilekçenin ortaya çıkış nedeninin karşı taraf avukatının mahkeme sürecindeki açıklamaları olduğunu söyledi. Karşı tarafın bilirkişi raporlarının kendi lehine sonuç vermemesi üzerine müvekkilleri ve avukatları hakkında ağır ithamlarda bulunduğunu iddia eden E.Ç., şöyle konuştu:

“Karşı taraf bilirkişilerin ve avukatların rüşvet aldığını ileri sürdü. Somut bir iddia ortaya koymadan kesin ifadeler kullandı. Biz de bunun avukatlık meslek etiğiyle bağdaşmadığını belirterek mahkemeden gerekli uyarının yapılmasını istedik. Aslında beklediğimiz şey bir özürdü. Bu konu dilekçenin içeriğiydi. Başka bir konu yaratılmak suretiyle örtülü başka bir saldırı yapıldı.”

“DURUŞMADA FARK EDİLDİ, AYNI GÜN SUÇ DUYURUSU YAPILDI”
E.Ç.’nin ifadesine göre, hatalı künyeler duruşma sırasında karşı taraf avukatının dikkat çekmesiyle ortaya çıktı. E. Ç., “Duruşmada bunların uydurma kararlar olduğu söylendi. Açıkçası ben de o anda şaşırdım. Kararların farklı kaynaklardan alındığını düşündüğüm için inceleme yapıp beyanda bulunacağımı söyledim. Ancak aynı gün mahkeme hem Ankara Barosu’na hem de savcılığa soruşturma yazısı gönderdi” dedi.

Avukat E. Ç., mahkemenin kararında “dilekçede belirtilen Yargıtay kararlarının UYAP üzerinden yapılan incelemede belirtilen şekliyle bulunamadığını, numaraların gelişigüzel yazılmış izlenimi verdiği belirtilerek ilgili avukat hakkında Türk Ceza Kanunu kapsamında işlem yapılmasının” istendiği dile getirdi.

“HANGİ SUÇLA İTHAM EDİLDİĞİMİ SÖYLEYEMEDİLER”
Soruşturma sürecinin en önemli yönünün isnat edilen suçun açıkça belirtilmemesi olduğunu iddia eden E.Ç., savcılık ifadesinde ilk olarak bunu sorduğunu dile getirdi. Avukat, “Normalde bir suç duyurusunda hangi suçtan işlem yapıldığı yazılır. Hakaret denir, iftira denir, rüşvet denir. Burada böyle bir tanımlama yoktu. Savcıya ilk sorduğum soru hangi suçla itham ediliyorum oldu. İfade tutanağında isnat edilen suçun ne olduğu belirtilmedi” diye konuştu. Savunmasında yapay zekanın yanlış yönlendirmesi sonucu ortaya çıkan bir hata bulunduğu yönünde ifade verdiğini anlatan E.Ç., kasıt unsuru olmadan suçtan söz edilemeyeceğini vurguladı. “Ortada sehven yapılmış bir hata var. Kasıt yok. Zaten hangi suçun işlendiği de açıklanabilmiş değil” dedi.

İBB Davası'nda tahliyeler bekleniyor
İBB Davası'nda tahliyeler bekleniyor
İçeriği Görüntüle

“YAPAY ZEKA KOLAYLIĞINI KEŞKE KULLANMASAYDIM”
Yaşananlardan sonra yapay zeka kullanımına ilişkin eleştirilerde bulunan E.Ç., mesleki anlamda önemli bir deneyim kazandığını ifade etti. “Bugün dönüp baktığımda keşke o kolaylıktan yararlanmasaydım diyorum. Meslektaşlarım arasında da şaka konusu oldum. 25 yıllık meslek hayatımda ilk kez hem savcılık hem de baro aşamasında bir soruşturmayla karşı karşıya kaldım” ifadelerini kullandı.

AVUKAT HAKLARI GRUBU: “BU SÜREÇ SAVUNMA FAALİYETİNİN CEZALANDIRILMASIDIR”
Avukat Hakları Grubu Ankara Genel Koordinatörü Emrah Altunoğlu ise, yaşananları yalnızca bir yapay zeka tartışması olarak değil, avukatlık faaliyetlerine yönelik bir baskı olarak değerlendirdiklerini söyledi. Mesleki dayanışma amacıyla E.Ç.’nin yanında olduklarını belirten Altunoğlu, savunma hakkının özgürce kullanılabilmesi gerektiğini vurguladı. Altunoğlu, “Avukatlar kendilerini özgür biçimde ifade edebilmeli. Savunma faaliyetinin sınırları geniş tutulmalı. Aksi halde yurttaşların adil yargılanma hakkı zarar görür. Bu tür soruşturmalar savunma faaliyetini baskı altına alma sonucunu doğurur” dedi.

“BM HAVANA KURALLARI AÇIK”
Altunoğlu, uluslararası hukuk açısından da soruşturmanın sorunlu olduğunu iddia etti. Birleşmiş Milletler’in (BM) avukatların rolüne ilişkin temel ilkelerine atıfta bulunan Altunoğlu, avukatların yürüttükleri dava ve duruşmalardaki faaliyetleri nedeniyle idari ya da cezai soruşturmalara maruz bırakılmaması gerektiğini savundu. “Havana Kuralları’nın ilgili hükümleri son derece açık. Avukatlar yürüttükleri dava kapsamındaki söz ve faaliyetleri nedeniyle baskı altına alınmamalı. Türkiye açısından da uluslararası hukuk kurallarının uygulanması anayasal bir yükümlülük” diye konuştu.

“ORTADA KASIT, KUSUR YOK”
Altunoğlu, olayda avukatın kasıtlı hareket ettiğine ilişkin herhangi bir kanıt bulunmadığını söyledi. Altunoğlu, “Meslektaşımızın burada bırakın kastını kusur atfedilebilecek bir durumunun dahi bulunmadığını düşünüyoruz. Bir dilekçedeki teknik hata gerekçe gösterilerek soruşturma yürütülüyor. Bu kabul edilemez” sözleriyle soruşturma kararına karşı çıktı. Hakimin tutumunu da eleştiren Altunoğlu, soruşturma kararının yargısal bir değerlendirmeden çok kişisel bir memnuniyetsizliğin sonucu gibi göründüğünü savundu.

“YAPAY ZEKA HUKUK ALANINDA DA KULLANILACAK”
Altunoğlu, olayın yapay zeka teknolojilerinin hukuk alanında kullanımına yönelik yeni tartışmaları da gündeme getirdiğini söyledi. Yapay zeka kaynaklı hataların yalnızca avukatları değil, doğrudan yurttaşların haklarını etkileyebileceğini belirten Altunoğlu, hukuk alanında bu teknolojilerin kullanımına ilişkin daha net düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu kaydetti. Altunoğlu, “Hukukla ilgili yanlış bir yönlendirme insanların hayatını etkileyebilir. Bu nedenle yapay zekanın hukuk alanındaki kullanımına ilişkin sınırların ve denetim mekanizmalarının tartışılması gerekiyor” dedi.

“HUKUKİ HATA CEZA SORUŞTURMASININ KONUSU YAPILAMAZ”
Altunoğlu, hukuki değerlendirmelerin ceza tehdidiyle karşı karşıya bırakılmasının yargı sisteminin işleyişini olumsuz etkileyeceğini savundu.

Altunoğlu, “Savcıların hazırladığı iddianameler sonucunda beraat kararları çıkabiliyor. Hakimlerin verdiği kararlar üst mahkemeler tarafından bozulabiliyor. Bu durum savcıları ya da hakimleri cezai soruşturmanın konusu yapmıyor. Aynı yaklaşım avukatlar için de geçerli olmalı. Hukuki değerlendirmelerin doğruluğunu yargı makamları denetler, bunların ceza soruşturmasına dönüştürülmesi savunma mesleğini baskı altına alır” diye konuştu.

Kaynak: Kısa Dalga