İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin düzenlediği iftar programına katılmak için Nevşehir’e geldi. Dervişoğlu, ilk olarak Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı'yı ziyaret etti. Karşılıklı olarak iyi dileklerin sunulmasının ardından İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu basın mensuplarının sorularını cevapladı.
“Uyarılarımızın ciddiyetle değerlendirilmesi beni memnun ediyor”
Dün partisinin grup toplantısında CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yaptığı çağrının ardından CHP Genel Başkanı'nın yanıtını değerlendiren Dervişoğlu, şunları kaydetti:
"Kendisini nezaketle bilgilendirdim yaptığım grup konuşmasında. O da bana nezaketle bir cevap vermiş. Bu yönüyle bakıldığında son derece yerinde görüyorum olup bitenleri. Benim anlatmaya çalıştığım şeyi anladığını da bu vesileyle gördüm. Çünkü yapay gündemlerle yapılan siyasi tartışmaların milletimize bir faydası yok. Dolayısıyla o gündemlerin dışına çıkmak suretiyle zaman zaman gerçi kendisi yine ifade etmiş, ‘Muhalefete muhalefet edilmez’ diye. Ben muhalefete muhalefet falan etmiyorum ama bu ülkede yaşayan herkesin cevabını merak ettiği soruların doğru bir biçimde açıklanması lazım. O yönüyle bir polemik oluşturmadan da karşılıklı ifadelerle birbirimizi anladığımızı gösterdik. Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin TBMM'de kurulan komisyonla ilgili olarak defalarca uyardım. Dolayısıyla birtakım olaylara meşruiyet kazandırılmaması noktasında da özen göstermelerini ve hassasiyetlerimizi önemsemelerini ifade ettim. Söylediğim ondan ibaret. Yani Cumhuriyet Halk Partisi ayrı bir parti. İYİ Parti ayrı bir parti. Her yerde her konuda hemfikir olacak değiliz. Dolayısıyla biz aynı zamanda da birbirini rakip siyasi kurumlarımız. Sözlerimin arasında şu da var, yani bu tarz polemiklerle uğraşmak yerine Türkiye’nin sorunlarını çözmek üzere kora kor, mücadele etmemiz arzum da ifade edilmişti. Dolayısıyla bizim tarafımızdan bakıldığında herhangi bir olumsuzluk görmüyorum uyarılarımızın ciddiyetle değerlendirilmesi beni memnun ediyor. Bunun uygun bir dille yapılmasından da mutluluk duyuyorum."
“Abdullah Öcalan'la Devlet Bahçeli arasında bir kırmızı hat var”
Dervişoğlu, Milliyetçi Hareket Partisi’ne yaptığı "Halkların Hareket Partisi" isim önerisine gelen tepkilerin sorulması üzerine, şöyle konuştu:
"Mizahi açıdan da değerlendirebilirsiniz bunu. Sürecin nasıl yaşama geçirildiğini biliyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir el sıkışmasıyla başlayan sonra Sayın Bahçeli'nin meclis kürsüsüne Abdullah Öcalan'ı davet ederek 'Gelsin buraya konuşsun, umut hakkından da yararlansın örgütünün silah bırakmasını, feshini temin etsin' sözleriyle başladı süreç. Akabinde TBMM'de bir komisyon kurulması talebi dile getirildi. Akabinde kurulan o komisyonun içinden bir heyet oluşturularak İmralı'nın ziyaret edilmesi gerektiği söylendi. Bütün bu konuların kamuoyuna deklare edilmesi görevini Sayın Bahçeli yaptı. Ama sonradan görüyor ve anlıyoruz ki bu taleplerin tamamı Abdullah Öcalan'ın talebi. Sürecin başlatılmasını isteyen Abdullah Öcalan, komisyon kurulmasını arzulayan Abdullah Öcalan, kendisinin İmralı'da ziyaret edilerek meşrulaştırılmasını talep eden, isteyen, arzulayan Abdullah Öcalan. Ama bunun deklarasyonunu yapan Devlet Bahçeli. Şimdi de öyle bir süreçle karşı karşıyayız. Buradan benim çıkardığım sonuç şu; Abdullah Öcalan'la Devlet Bahçeli arasında bir kırmızı hat var bana göre. Ben o kırmızı hattın varlığından eminim ama o hattı kimlerin döşediğini kamuoyu gibi ben de merak ediyorum.
“Yarın Abdullah Öcalan arzu ettiği statüyü tanımlayacak”
Yarın 27 Şubat, geçen yıl açıklama yapmıştı PKK’nın kendini feshiyle ilgili. Yarın da benzer bir açıklama yapacağına dair izlenimler edindik. DEM Partinin eş başkanları ya da bu süreçte etkin rol üstlenenlerin Abdullah Öcalan'ın mesajını paylaşacaklarını ifade ettiler. Bunun arifesinde Devlet Bey'in Abdullah Öcalan’a bir statü arayışı hali kendi aralarındaki senkronizasyona bakarak söylüyorum. Yine Devlet Bey'in önceden söylediği, Abdullah Öcalan'ın teyit ettiği bir sonucu beraberinde getirir. Devlet Bey ona nasıl bu hafta statü aradı ve bana göre yarın ulakları vasıtasıyla Abdullah Öcalan arzu ettiği statüyü tanımlayacak. Böyle bir şey olursa da kimseye sürpriz olmasın. İmralı'daki yaşam şartlarını, görüşme şartlarını bir hükümlünün belirlediği ülkeye hukuk devleti denilemez bana göre ve bu ülkede hukuka, adalete kendisini teslim etmiş insanlara göre. Dediğim gibi bir kırmızı hat var, o hat işliyor. O diyaloga bağlı olarak o karşılıklı senkronizasyona bağlı olarak Devlet Bey'in önerdiği Abdullah Öcalan'ın da tasdik ettiği bir sürecin yarın da bir uzantısını yaşayacağız diye tahmin ediyorum. Devlet Bey dedi ‘Ona bir statü verilmesi lazım’. Abdullah Öcalan canisi de yarın diyecek, 'Benim statümü şöyle belirleyin'. Böyle olursa kimse şaşırmasın."