Zor zamanlar komik insanlar yetiştirir. Hayır, hayır böyle değildi bu sözün doğrusu. Bir kitabımda “Her komik kadının arkasında onun kalbini kırmış bir erkek vardır” yazmıştım. Mizah… Bir hayatta kalma, zorluklarla başedebilme becerisi olarak mizah…
Dört-beş yıldır yakından, ilgiyle ve gülerek takip ettiğim Deniz Göktaş’ın Ölü Deniz adını verdiği tek kişilik gösterisi nedeniyle kıyametler kopuyor. Dün Türkiye’ye geldi ve havalimanında gözaltına alındı. Beklendiği üzere ters kelepçeli videosu servis edildi. Bir yandan gülerek izlemiştik gösterisini bir yandan da onun için endişelenmiştik. “Aman başına bir iş gelmesin” diye geçirmiştik içimizden. Gösterisinde bir kehanet gibi buna da değiniyordu aslında.
Birkaç gündür başına bir iş gelsin, diye ellerini ovuşturanların gösterisini izliyorduk. Mümkün olsa “Tez vurula kellesi” diyecekler. Belki giyotin isteyecekler.
***
Tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile önceki gösterilerinde olduğu gibi yine epey uğraşıyor; kimse alınmıyor.
Öğrenci eylemlerine destek vermek için üniversitelere gittiğinde, gösterisini sloganlarla bölen sosyalist öğrencilere takılıyor; kimse de alınmıyor.
Haşemadan söz edecekmiş hissi veren bir şakaya başlayıp dalgıçlara küfür ediyor. Bir dalgıç olarak ben, buna alınmaya lüzum görmüyorum çünkü bunun bir şaka olduğunu biliyorum.
Söz konusu gösteriden daha pek çok örnek verilebilir.
Bir X kullanıcısı “Bir gariplik var. Aslında muhalifler kızmalıydı. Gösteri muhaliflerin değerlerini daha çok hedef alıyor ama sırf cumhurbaşkanı eleştiriliyor ve dini değerlerle alay ediliyor diye kızmıyorlar” diye özetleyebileceğim yorumlar yazmış. Anlamadığı şu: “Muhalif kesim iğnelendiğinin farkında ve izlediklerinin bir şakalar gösterisi olduğunu bildiğinden gücenmiyor.”
İlahiyatçı Cemil Kılıç, Deniz Göktaş’ın gösterisinde yaptığı şakalarla ilgili şöyle diyor:
“Bir inançsız olarak söyledikleri doğal değil mi? Biz inananlar olarak ‘Sözlerine katılmıyoruz’ demeliyiz. Konu işte bu denli basit. Şakadan inanç krizi çıkarmak sağlıklı bir tutum değil.”
***
Stand-up denen bu tek kişilik gösterilere özel bir ilgim var. Türkiye’den de dünyadan da pek çok komedyeni yıllardır takip ederim. O kadar çok din ve inançla ilgili şakalar yapılır ki… Hele Katolik kilisesiyle ilgili şakaların acımasızlığı ayrıca ele alınmalı.
Ricky Gervais bir şovuna eline aldığı İncil ve Tevrat’la çıkar. Satır satır okur ve okuduğu her cümleyle ilgili çok sert şakalar yapar. Başıma bir iş gelmesin diye onun şakalarını aktarmıyorum.
Aktif bir ateist olan Ricky Gervais, öldükten sonra Tanrı’ya Holokost şakası anlatan bir Yahudi’nin beklediği reaksiyonu alamayınca söylendiği bir şaka da yapar ki bu onun en beğendiği şakasıdır. Dindar Hristiyanlar ve Yahudiler onun gösterisinden rahatsız oluyor mudur? Evet, oluyordur ama bunu yargıya taşıma gereği duymuyorlar.
Bir şakasının başlığı “Tanrı yok” olan George Carlin, Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği’nde ana konuşmacı olacak kadar saygı görüyordu. Kimse Tanrı ve din hicivlerinden ötürü onu giyotine göndermeye kalkmadı.
Bill Burr, Jim Jefferies, Bill Maher, Dara Ó Briain, Jimmy Carr ve daha niceleri… Bu örnekleri dünyada örneği yok diyenler için veriyorum.
***
Türkiye’de Cem Yılmaz ile gösteri dünyasında yeni bir kariyer olarak stand-up komedyenliği ortaya çıktı. Cem Yılmaz, yıllardır bu ülkeyi güldürür (Gülmeyeni de vardır elbette). “Ben çok gülüyorum. Çok komik” dediğin birisi için çıkıp, onun komik olmadığına ikna etmeye çalışıyorlar seni. Bundan daha trajik çok az şey var şu hayatta.
Son on yılda ülkemizde pek çok genç komedyen çıktı. Evet zor zamanlar bu kez komik insanlar yetiştirdi. Yeni nesil komedyenler arasında Deniz Göktaş’ı listenin başına koyarım. Ve onun ardından ilk onuma Feyyaz Yiğit, Doğu Demirkol, Yavuz Günal, Ali Congun, Baturay Özdemir, Berk Karan gibi isimleri yazarım. Bu saydıklarımın her biri farklı sosyo-ekonomik sınıftan, dünya görüşünden ve inançtan insanlar. Her birinin anlattıklarından farklı şeyler öğrendim ve eğlendim. Kendi aidiyetlerini, mikro kimliklerini açıklayarak ve bin benzemez bir araya gelip aşure gibi karışıyorlar. Kara veya sert mizah dediğiniz yerde ben yeni neslin mizah yoluyla birleştiğini, kaynaştığını görüyorum.
Bugünlerde benim gibi, Deniz Göktaş’ın yanında duranlara onun eski bir şakasını atıyorlar hemen. İmamoğlu’nun, ikinci Atatürk gibi algılandığını söyleyip “Umarım o da ilki gibi ülkeyi şantiye halinde bırakıp gitmez” diyor. Bu şakaya kızmamızı bekliyorlar. Ülkenin kurucu liderine saygım da sevgim de sonsuz. İmamoğlu’na ve diğer tutuklu bulunanlara hukuksuzluk yapıldığını düşünüyorum. Bununla birlikte bu şakaya neden kızmam gerektiğini anlayamıyorum.
Gösteriden de anlıyoruz ki Deniz Göktaş, 19 Mart operasyonları sonrası başlayan Saraçhane eylemlerine de destek vermiş. Vermeyebilirdi de.
Komediye laiklik öneriyorum. Lütfen şu şaka ve alınganlık işlerini birbirinden ayıralım.
Bırakınız komedyenler şakalarını yapsınlar.
Bırakınız insanlar gülsünler.