Dünyanın en büyük ikinci ekonomisinin 1,5 milyarlık nüfusu ile yakın geleceğin bir numarası olacağından kimsenin şüphesi yok. 2025 yılında yüzde 5 büyüyen Çin'in Gayrisafi Yurtiçi Hasılası yaklaşık 20 trilyon ABD doları eşiğini aştı.

Ç İ N1

Çin bu büyüme rakamlarını yeni ve yüksek teknoloji sektörlerindeki gelişimi, temiz enerjiye yaptığı yatırımlar ve refahın yükselmesi ile artan iç taleple sağladı.
İstikrarlı büyümesi ile dünyanın geri kalanından ayrılan Çin; yapay zekâ, süperiletken kuantum bilgisayarı, 6G teknolojisi gibi teknoloji alanındaki büyük ilerlemeleriyle artık sadece "dünyanın fabrikası" değil, aynı zamanda küresel bilim ve teknolojinin en dinamik merkezlerinden biri.
Sincan Uygur Özerk Bölgesi ise Türkiye'de daha çok bölgede yaşayan Uygurlar üzerinden gündeme gelirken bu bölge aslında Çin'in en önemli, stratejik bölgesi. Petrol, doğal gaz, elektrik gibi enerji üretiminin yanı sıra değerli madenler bölgesi. Çin'in batıya açılan kapısı olması nedeniyle de ticarette kilit rol taşıyor. Şincan'da 19 gümrük kapısı var. Kurulan serbest ticaret bölgeleriyle komşu ülkelerle ticaret kolaylaştırılmış. Her şeyi kendi topraklarında üretme kapasitesine ulaşmış. Tarımda verimli topraklara sahip ve doğal olarak bir tarım üssü olan bu bölge Çin'in denize en uzak yeri olmasına rağmen ülkenin balık üretiminde de birinci sırada. Çölde balık üretimi insanın kulağına çılgınca geliyor ama Çin bunu da başarmış. Deniz bölgelerine göre balık daha ucuz ve bol.

Ç İ N4

Yeni Dünya Araştırmaları Merkezi ve Türkiye Çin Dostluk Vakfının Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ne gezi davetine gazeteciler Zeynel Lüle, Şükrü Küçükşahin, Özlem Gürses, İsmail Saymaz, Mustafa Kemal Erdemol, Bülent Aydemir, İrem Karataş, Çiğdem Akdemir, akademisyen Prof. Dr. Cangül Örnek ile beraber katıldık. Yeni Dünya Araştırmaları Merkezi'nden gazeteci Mehmet Ali Güller ve emekli amiral Türker Ertürk'ün yanı sıra Türkiye Çin Dostluk Vakfı Başkanı Hasan Çapan ve Başkan Yardımcısı Eda Lermi ve 7 günlük Sincan Uygur Özerk Bölgesi gezimizi anbean kayıt altına alan kameraman Abdülkerim Yaşar'la birlikte 15 kişilik bir heyetle 12 Temmuz Pazar günü yola çıktık. Hasan Çapan heyete başkanlık yaptı.
Daha önce 2018 yılında Çin'de özellikle başkent Pekin'i ziyaret etmiş, Çin'deki hızlı gelişmeyi gözlemleme şansı bulmuştum ancak bu kez ziyaret edeceğimiz bölge Sincan Uygur Özerk Bölgesi Çin için çok uzun süredir Uygurlar üzerinde baskı kurulduğu iddiaları ile Türkiye'nin de gündeminde olduğu için izlenimlerimizin daha da önem taşıdığının bilinciyle ve sorgulayan bir gözle olanı biteni anlamaya çalıştık.

Çi̇n 3

2025 yılında TELE1 adına Merdan Yanardağ aynı bölgeye yaptığı ziyarette izlenimlerini bir dizi seri ile paylaşmış ve bölgeye dair 4 büyük yalan söylendiğini belirtmişti. Bölgede Uygurcanın yasak olduğu, camilerin kapalı olduğu, ibadetin yasak olduğu, Uygurların zorla çalıştırıldığı, aktif toplama kamplarının bulunduğu gibi iddiaların tamamen yalan olduğunu belgeleriyle paylaşmıştı. TELE1'de 2025 yılı Eylül ayında yayınlanan ve Sincan bölgesine karşı yıllardır dolaşıma sokulan propagandayı yerle bir eden bu gözlem serisi çok ses getirdi ve büyük ilgi topladı. Merdan Yanardağ Ekim 2025'te ise gözaltına alınıp TELE1 televizyon kanalına el konuldu. Uzun süredir ülkede muhalif tavrıyla bilinen neredeyse tüm kurumları, gazetecileri, siyasetçileri, iş insanlarını, sanatçıları hedef alan baskı dalgasının uluslararası tüm raporlara yansıdığı bir ülkenin yurttaşı olarak Çin'de Uygurlara baskı var mı diye gözlemde bulunmanın ironisi de can sıkıcı...
Kaldı ki yolculuk başladığında Türkiye'de faaliyet gösteren Uygur gruplarının sosyal medya hesaplarında ziyarete katılan gazetecileri hedef alan paylaşımlar da hemen başladı, ziyaretin Çin propagandası amacıyla yapıldığı yalanı dolaşıma sokuldu.

Oysa öncelikle bizim heyetimizde yer alan gazetecilerin de birbirinden çok farklı medya gruplarında yer alan, farklı siyasal görüşleri ile tanınan gazeteciler olmasının yanında Çinli yetkililer de özgüvenlerini ortaya koyarak Sincan bölgesinde insanlarla özgürce konuşmamız, bölgede olup biteni görmemiz için bize her türlü kolaylığı sağladılar. Nitekim son gün yapılan toplantıda Çin'in yalana karşı kendi hazırlayacakları ve yayınlayacakları videoların dünyada Çin propagandası olarak çarpıtılacağını bildiklerini, dolayısıyla heyetlere kapılarını açarak Sincan'da durumun objektif gözlerle değerlendirilmesine verdikleri önemi vurguladılar. Nitekim Şincan bölgesi yalnızca Türkiye'den değil dünyanın pek çok ülkesinden heyetler tarafından sürekli ziyaret edilen bir bölge.
Türkiye ve Çin arasında ilişkilerin daha da derinleştirilmesinin Türkiye lehine yaratabileceği ekonomik gelişmeler ortada. Çin bu anlamda Türkiye'ye büyük bir önem veriyor. Kuşak Yol Projesi'nin Avrupa'ya ulaşmasında Türkiye için gündeme gelen pek çok önemli projenin tam olarak hayata geçirilememesinin arka planında birçok nedenin yanında Türkiye'de faaliyet gösteren Uygur gruplarının kurdukları siyasi baskının da olumsuz etkisi olabilir.

Oysa Çin'de 56 farklı etnik grup yaşıyor, Sincan bölgesinde ise 46. Kazaklar, Kırgızlar, Tacikler, Şibeler, Mançular, Özbekler, Ruslar, Tatarlar ve Dahurlar bölgede yaşayan etnik gruplardan bazıları. Müslüman Çinli topluluğu olarak bilinen Huiler de Sincan'ın kalabalık etnik grupları arasında. Tarih boyunca birçok kültüre ev sahipliği yapmış bu bölgede her kültürün izini görmek mümkün ve bu kültürler dilleri, sanatları, yazıları ile korunmaya devam ediyor. 1,5 milyarlık Çin'de 200 bin nüfuslu Şibelerin kültür müzesini gezmek heyetimizdeki herkeste büyük bir şaşkınlık ve hayranlık yarattı. Müze girişinde yer alan tanıtım panosunda "farklı kültürlerin Çin ulusunun ortak manevi değeri olarak görüldüğü" belirtiliyor.

Ç İ N-4

Basın örgütlerinden Alican Uludağ'ın gözaltına alınmasına tepki
Basın örgütlerinden Alican Uludağ'ın gözaltına alınmasına tepki
İçeriği Görüntüle

Yeri gelmişken belirtmekte fayda var: Gezi için anlatacaklarımızda aydınlatıcı bir not olması açısından bize sunulan rehber hizmetinin ya da resmî açıklamaların dışında hem özel sohbetlerimiz oldu hem de artık her dilde yazıları, konuşmaları anında tercüme edecek, her telefona yüklenebilecek uygulamalar sayesinde her şeyi okumak ve anlamak mümkündü. Tüm gezi boyunca gittiğimiz her yerde farklı dile sahip insanlarla çeviri programı sayesinde onların dilinde sohbet etme şansımız oldu. Sohbet demişken gezide benim unutumayacağım anlardan biri türk dizileri izleyerek geliştirdiği mükemmel türkçesi ile sohbet ettiğimiz bir aileyle karşılaşmak oldu.

YAKINDA TELE2 HABER'DE

Merdan Yanardağ ile aynı yerleri gezmedik. O heyetten farklı olarak Urumçi'nin yanı sıra Kaşgar'la birlikte Tanrı Dağları'na kadar uzanan son derece dolu bir programla 7 gün boyunca birbirinden çok farklı etnik grupların yaşadığı, Kazak ve Kırgız azınlıkların da yoğun yaşadığı yerlere gittik.
Urumçi, Kaşgar, pazar yerleri, geleneksel karşılama törenleri, müziği, yemekleri, mimari yapısı, tarihi sokakları, trafik lambası bulunmayan kenti, Tanrı Dağları'nda kurulmuş Kazak çadırları, nehirlerinde koşan atları ve daha birçok güzelliğinin yanı sıra serbest ticaret bölgesi, geleneksel tıp merkezi, gıda ticaret fabrikası gibi ticari alanları da görebileceğiniz izlenimlerimizi, bir dizi programla çok yakında tele2haber yotube kanalında yayınlayacağız.