Haber

Özgür Özel'in TBMM'ye yürüyüşü mitinge dönüştü

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 'mutlak butlan' kararı üzerine kendisine ulaştırılan tahliye tebligatını yırttı. 'Geri gelmek üzere çıkıyorum' diyen Özgür Özel TBMM'ye yürüyor.

Sabahın erken saatlerinden itibaren Ankara'da yükselen tansiyon, CHP Genel Merkezi'ne yapılan polis müdahalesiyle zirveye çıktı. Yoğun biber gazı eşliğinde parti binasına girildi, kapılar kırıldı. Müdahale esnasında parti binasında bulunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kendisine ulaştırılan tahliye tebligatını yırttı.

Parti binasının bahçesinde kameralar karşısına geçen Özel, " İktidarın zavallı aparatlarına söylüyorum, CHP bundan sonra yoldadır, sokaktadır, meydandadır, iktidara yürümektedir. Benimle iktidara yürümeye var mısınız? Meclis'e yürüyoruz. Bundan sonra durmak yok. Kaybedenler geride kalsın" ifadelerini kullandı.

Partili kurmaylar, milletvekilleri ve halkla birlikte yürüyüşe geçen Özel, yürüyüşü sırasında şu sözleri kullandı:

"CHP, savaş meydanlarındaki çadırlarda kuruldu. CHP'yi iktidar yapmak için bize bina lazım değil, mücadele azmi lazım. Benim Türkiye'de 83 tane makam odam var, bir tanesini bıraktık, 82'sine doğru yürüyorum."

"BEN BU YOLDAN DÖNMEM"
CHP Genel Başkanı Özel, sözlerinin devamında şöyle dedi:

"Bundan sonra kaybetmeye niyetimiz yok. 47 yıl sonra partiyi birinci parti yaparken binada oturmuyorduk. Biz meydanları doldurduk, zaferi öyle kazandık. Bundan sonra sokakta da sokakta meydanda Türkiye siyasi tarihinin en büyük yürüyüşünü, en büyük kampanyasını gerçekleştireceğiz. Bu mağdur ve mazlum milletin yüzünü nasıl güldüreceğimizi anlatacağız.

Ben bu yoldan dönmem, biz bu yoldan dönmeyiz. Hep birlikte başaracağız."

YAĞMUR ALTINDA YÜRÜYÜŞ
Özel ve beraberindeki kalabalığın yürüyüşü sırasında Ankara'da yağmur da etkisini artırdı. Ancak Özel ve beraberindeki yürüyüşü, yurttaşların araçlardan klakson çalarak ve sloganlar atarak gösterdiği desteğiyle büyüyerek devam ediyor.

YÜYÜRÜŞ MİTİNGE DÖNÜŞTÜ: CUMHURİYET HALK PARTİSİ'NE YENİLGİYİ YAKIŞTIRAMAYANLARIZ!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yurttaşların 'Hain Kemal' sloganları eşliğinde yürüyüş sonrasında açıklamalarda bulunuyor.

"Ankara'nın taşına bak! Gözlerimin yaşına bak!" ifadeleriyle sözlerine başlayan CHP Lideri Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"İşte bugün, işte bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nde günlerdir sabaha kadar bekleyen sizlerle; baba ocağını korumak için, baba ocağı işgal olmasın diye, baba ocağı kime emanetse; üyeden, delegeden onun dışında birinin eli değmesin diye oraya canını siper edenlere selam olsun hepinize!

Biz yıllarca seçim akşamları partinin genel merkezinin, il, ilçe binalarının erkenden ışıklarının sönmesinden razı olmayanlar... Buna katlanamayanlar... Cumhuriyet Halk Partisi'ne yenilgiyi yakıştıramayanlarız!

İşte o gün, 28 Mayıs 2023 günü o seçimi kazanamadığımızda, hepimiz artık bir şeylerin sonuna geldiğimizi dediğimizde; gözler yerdeyken, başlar öndeyken, kimse kimseyle konuşacak hâlde değilken, görev yine bize düşer dedik! Cumhuriyetin gençlerine, cumhuriyetin kadınlarına, her yaştan cumhuriyetin muhafızlarına görev düşer dedik.

Ve "İşimiz" dedik, yola çıktık. Söz verdik; "Bir daha yenilmeyeceğiz" dedik! "Kaybetmeyeceğiz" dedik! "Işıkları erkenden kapatmayacağız" dedik!

Bu kararlılıkta millet samimiyet gördü. Millet bu samimiyete değer verdi. "Gelin" dedi, "Siz geçin partinin başına, biz size güveniyoruz" dedi.

Öyle zor bir işi başardık ki hep beraber... Öyle zor bir işi... "Asla olmaz, Atatürk gelse bu delegeyle seçim kazanamaz. Cumhuriyet tarihi boyunca ne bu partide ne herhangi bir partide baştaki genel başkan seçimle değişmedi, değişemez" dediler. "Delege başkana bağlı..." (Ses kesintileri) "...sesini duyuramazsın, sen bu işi başaramazsın" dediler.

Dedim ki; bizim delegeyi; onu tıraş eden berberi, aynı apartmanda yaşayan 18 yaşındaki gencecik komşusu, tarlayı birlikte suladığı sınır komşusu, mezun ettiği öğrencisi ikna edecek. "Ankara'ya gelirken onlarla konuşun da gelin" dedim.

Öyle yaptılar. Geldiler, salondaki yerini aldılar. Siz, kiminiz salondaydınız, zemindeydiniz, kiminiz tribünlerde, kiminiz kapının önünde, kiminiz de duayla ekranın başındaydınız.

O gün, o gün, o gün şuydu: 'Delege, halkın sesini dinle! Delege, sokağın sesini dinle!'"

Tüyleri diken diken oldu hepsinin. On binler, yüz binler, milyonlar 'Delege sokağın sesini dinle!' diye bağırıyordu. Ellerini vicdanlarına koydular, bir karar verdiler. Partide değişimi yaptılar.

O gün söz verdiğim gibi, söz verdiğimiz gibi; o günden sonra, dört ay sonraki ilk seçimde 47 yıllık hasreti bitirdik. 23 yıllık kibri söndürdük, yendik!

Adalet ve Kalkınma Partisi'ni ilk kez yendik. 47 yıl sonra partiyi kurulduğu günkü gibi yaptık. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin birinci partisidir artık.

İşte bizim hikayemiz böyle. Bizim hikayemiz böyle; bir umutsuzluktan umuda, umuttan zafere, zaferden de zulme dönüştü. Niye zulüm görüyoruz? Niye zulüm görüyoruz? Kazandığımız için! Onu yendiğimiz için! Onu yeneceğimiz için! Onu indireceğimiz için görüyoruz zulmü!

En iyisini siz biliyorsunuz, en iyisini siz biliyorsunuz. Türkiye biliyor ki ne 31 Mart zaferi ne de gelecek seçimde saraydakinin aşağıya inmesi tek başına Cumhuriyet Halk Partisi'nin gücüyle olacak şey değil. İşte bu yüzden; birbirini seven, ülkesini seven, farklı siyasi partilerde de olsa kurtuluşu birliktelikte gören, tam bağımsızlıkta gören, bayrağını seven, Atatürk'ü seven milyonlar kurtaracak.

Ve zulüm o gün başladı dedim ya... İttifak ittifak, bir ittifak da sonradan şekillendi, karşımıza dikildi. İki mağlubiyeti hazmedemeyenler... Birincisi; 31 Mart seçiminde partilerinin kurulduğu günden beri ilk yenilgiyi ve bundan sonra onları yenme ihtimalimizi hazmedemeyen sarayın ittifakıyla...

Türkiye'de ilk kez bir siyasi partide genel başkanın değişmesini; 48 yaşında, 49 yaşında bir bahçıvanın torununun, bir emekli öğretmen çocuğunun Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olmasını hazmedemeyenlerin ittifakı dizildi karşımıza. AK Parti'nin militan kolları kol kola karşımızdadır, kol kola karşımızdadır.

"BİZ KİMSEYİ SATMAYIZ"

"Ve buradan bugüne kadar hep sustum. Ve hep sustum. Ben 10 yaşında, 10 yaşında lastik ayakkabıyla yatılı okula giden Özgür... Büyüğünü sayan Özgür... Kendisine dün koluna girdiğine kötülük düşünmeyen, dün 'abi' dediğine bugün 'bey' söylemeyen Özgür. Sıktım dişimi sustum, sıktım dişimi sustum.

Ama, ama yeter. Kendime acımıyorum. Kendime acımıyorum ama her seçim akşamı başına tülbentini silkeleyip bağlayan, haftalarca başı ağrıyan kadın kollarına, babasının yüzüne bakamayan gençlik kollarına acıyorum.

Kendime acımıyorum. Bir seçim kaybetmeden, bir seçim kazanmadan onu göndermeden gidersem diye gözü açık giderim diyen partililerimizin cenazesine katılmaktan nefret ediyorum.

O yüzden size söz veriyorum. Beni acıyla, zulümle, baskıyla terbiye edemezler. Gazla sindiremezler. Dayaktan yılmam ama asla bir daha ben mağlubiyete alışmam, kaybetmeye tahammül edemem.

19 Mart darbesi bu ülkedeki en son darbedir. En yeni nesil darbedir. En uyanıkça darbedir. 19 Mart darbesi bu Cumhurbaşkanı'nın kendisinden sonraki Cumhurbaşkanı'na, Ekrem İmamoğlu'na yaptığı darbedir.

19 Mart darbesinden sonra verilen mücadele hesapları bozmuştur. Birileri bu partinin evlatlarına hırsız demiştir, yolsuz demiştir. Bu ülkenin bu partinin evlatlarına hırsız demiştir, yolsuz demiştir, casus demiştir, vatan haini demiştir. Ama, ama bu parti evladını da bilir, iftiracıları da bilir. Yolumuz birdir, biz kimseyi satmayız, kimseyi satmayız."

"PARTİNİN DOST BİLDİĞİMİZİN İHANETİNDEN GAYRI ARINACAK HİÇBİR ŞEYİ YOKTU"

"Hangi suçlu tipi varsa onları arkalarına alarak bu partiye saldırdılar, gençlere saldırdılar, gençlik kollarına saldırdılar." diyen Özel, ifadelerini şöyle sürdürdü:

"Partiyi, Genel Merkez'i hep beraber koruduk. Hiç utanmadan, çekinmeden, sıkılmadan; İstanbul'da yaptıkları gibi bu kez de Türk polisini, şerefli Türk polisini kirli emellerine alet ederek Genel Merkezimize girdiler. Kapıları, camları indirdiler, gaz sıktılar, işgal ettiler!

Biz, işte biz; ben, sen, hepimiz hep beraber son ana kadar direndik. Sonra yollara döküldük geldik. Yolda yağmur yağdı üstümüze, dolu yağdı üstümüze. Hani diyor ya birileri 'arının' diye; onların sıktırdığı biber gazından, yağan yağmurun altında biz arındık. Biz o biber gazından arındık!

Bu partinin iktidarın biber gazından gayrı, dost bildiğimizin ihanetinden gayrı arınacak hiçbir şeyi yoktur!"

Neden Milli Egemenlik Parkı'nda bir araya geldiklerine dair detaylar aktaran Özel ifadelerini şöyle sürdürdü:

"Burası Milli Egemenlik Parkı. Altı barikat aştık geldik, TOMAları aştık geldik. Hep birlikte Meclis'in önüne, Milli Egemenlik Parkı'na geldik.

Niye? Şunun için: Bu parti kurulduğunda bir genel merkezi yoktu. Bu parti Sivas Kongresi'nde, sonra Anadolu yaylalarında, Anadolu topraklarında, sonra harp sırasında çadırlarda kuruldu. Bu partinin, bu partinin ilk genel merkezi Birinci Meclis'teki bir odaydı sadece!

Cumhuriyet Halk Partisi'ne, başarılı olmak için... Burası Milli Egemenlik Parkı, burası Meclis'in bahçesi. Buraya gelmeyelim diye altı barikat kurdular, en son TOMAları koydular ama hep beraber aştık geldik.

Niye Meclis'teyiz? Çünkü Genel Merkezimize yapılanı biliyorsunuz. Ama Cumhuriyet Halk Partisi kurulduğunda bir genel merkezi yoktu. Parti Sivas Kongresi'nde, devamında Anadolu'da Milli Mücadele'de asker çadırlarında kuruldu. Karargah çadırlarında kuruldu. Ardından 23 Nisan 1920'de Meclis açıldı. Resmen 9 Eylül 1923'te dilekçe verildi, o gün de bir genel merkezi yoktu. Genel Merkez, Birinci Meclis'te bir odaydı.

Bizi genel merkezimizi elimizden alarak, baba ocağına sokmayarak CHP'yi elimizden alacaklarını sananlara söylüyoruz: Biz o binadan çıktık, meraklısına bıraktık, sonuna kadar mücadele ettik. Ve şimdi, bundan sonraki genel merkezimiz Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndedir!

Partinin ilk genel merkezi Meclis'teydi. Bu mücadele sırasında parti işgalden kurtulana kadar şu anki genel merkezimiz TBMM'deki CHP grubudur.

Teslim olmuyoruz, boyun eğmiyoruz, geri çekilmiyoruz! Sadece ve sadece kazanmak için, başarmak için kararlılıkla yürüyoruz. Sizinle birlikte yürüyoruz.

Bu meydanın, bu meydanın özelliği şudur: Biz birbirini sevenleriz, biz ülkesini sevenleriz, biz Cumhuriyet'i sevenleriz. Ne yaparlarsa yapsınlar biz kazanacağız, biz kazanacağız, biz kazanacağız!"