CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay ile gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Günaydın, en düşük emekli aylığını 16 bin 881 liradan 20 bin liraya yükseltilmesini öngören değişikliğin Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yayımlanıdığını hatırlatarak, "Resmi Gazete’de yayımlanan bu düzenlemeyi Plan ve Bütçe Komisyonu üyemiz ve Karabük Milletvekilimiz Sayın Cevdet Akay, bu sabah itibarıyla Anayasa Mahkemesi’ne teslim etmiş durumdadır. Biz bu yasanın iptalini ve yürürlüğünün durdurulmasını istiyoruz. Böylece idareye, bu sefalet ücretinden vazgeçip tüm emekliler için insan onuruna yakışır bir maaş ve ücret düzeyi belirlemesi konusunda yeni bir fırsat verilmesini amaçlıyoruz" dedi.
"'Bu sefalet ücretini kabul etmiyoruz' diyorlardı. Eğer kabul etmiyorsanız, neden bizim önergemizi desteklemediniz?"
Emeklilere yönelik intibak düzenlemesi ve seyyanen zam yapılması gerektiığini ifade eden Günaydın, şöyle devam etti:
"En düşük emekli aylığının dışında 21 bin, 22 bin, 23 bin lira alanların da durumu son derece yoksulluk sınırının altındadır. Gerileyen alım gücü ve artan hayat pahalılığı karşısında, vatandaşları yoksulluğa mahkum etmenin 21'inci yüzyılda, 'Türkiye Yüzyılı' denilen bir dönemde yeri olmamalıdır. Sosyal devlet ilkesinin fiilen ortadan kaldırılması, sosyal güvenliğin bir hak olmaktan çıkarılıp sembolik bir düzenlemeye dönüştürülmesi artık adeta sıradan hale gelmiştir. Biz Anayasa Mahkemesi’nden bu konuyu öncelikle ve ivedilikle ele almasını, 16 milyon 500 bin yurttaşımızın vicdanını ve onurunu zedeleyen bu düzenlemeyi bir an önce iptal etmesini ve TBMM’nin yeniden toplanarak emeklilerimizi tatmin edecek bir düzenleme yapmasını talep ediyoruz. 'Bu sefalet ücretini kabul etmiyoruz' diyorlardı. Eğer kabul etmiyorsanız, neden bizim önergemizi desteklemediniz? Ya da bizim önergemizi desteklemiyorsanız, neden emekliyi gerçekten koruyan başka bir önerge sunmadınız?"
"AKP milletvekili, AKP il başkanıyla karlar altında poz veren bir Adalet Bakanı’nın yönettiği bir HSK’dan adalet çıkar mı?"
Günaydın, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un Sivas ziyareti sırasında sosyal medya hesabından paylaştığı videoya tepki göstererek, "Hadsizlikte ve utanmazlıkta öyle bir noktaya gelmişler ki, artık bunu gizleme ihtiyacı bile duymuyorlar. Açıkça servis ediyorlar. Kimler var o videoda? Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yanında AKP Grup Başkanı ve Sivas Milletvekili Abdullah Güler. Başka kim var? Sivas Valisi, başsavcı, yargı mensupları, AKP İl Başkanı Yusuf Tanrıverdi ve Belediye Başkan Vekili Fuzuli Aydoğdu. Arkadaşlar, bu bir demokrasi görüntüsü değildir. Bu, 21. yüzyılda tek parti devleti görüntüsüdür. Soruyorum: AKP milletvekili, AKP il başkanıyla karlar altında poz veren bir Adalet Bakanı’nın yönettiği bir HSK’dan adalet çıkar mı? İşte çıkmadığını görüyoruz zaten" dedi.
"Bir kişi kayıt alıp sosyal medyada paylaştı diye duruşmaları seyirciye kapatamazsın"
"Aziz İhsan Aktaş" davasına ilişkin de Günaydın, şunları söyledi:
"Hakkında 'suç örgütü lideri' olduğu gerekçesiyle iddianame yazılan bu kişi, canlı yayınlara çıkarıldı. Özel muamelelerle, yanında korumalarla birlikte Silivri’de duruşma salonuna giriyor. Ve bu kişi, canlı yayında bizzat kendisi ifade ediyor, 'Ben yalnızca CHP’li belediyelerle çalışmadım' diyor. Ne diyor? 99 AKP’li belediye, 27 MHP’li belediye ve 130 kamu kuruluşuyla da birlikte iş yaptım diyor. Herkesin vicdanına sesleniyorum, 'Aziz İhsan Aktaş CHP’li belediyelerle çalıştığında suç örgütü lideri oluyor, ihaleye fesat karıştırıyor, ama 99 AKP’li belediye, 21 MHP’li belediye ile çalışırken ya da Yargıtay’la, Meclis’le, Türk Hava Yolları’yla, üniversitelerle çalışırken sıradan bir vatandaş mı oluyor?' Buna mı inanacağız? Araçsallaştırdığınız yargı üzerinden ortaya çıkan bu manzaralara hiç kimsenin inanmayacağı çok açıktır. Sonra mahkeme başkanı dönüp dönüp insanlara nasihat ediyor, 'Kayıt alıyorsunuz, yasaktır. Sosyal medyada yayınlanırsa duruşmaları kapatırım' Anayasaya göre duruşmalar alenidir. Duruşma salonunda kayıt alınmamasını sağlamak senin görevin. Birisi kayıt alıyorsa, o kişi hakkında işlem yapmak senin görevin. Suçlar ve cezalar şahsidir. Bir kişi kayıt alıp sosyal medyada paylaştı diye duruşmaları seyirciye kapatamazsın.Giydiğiniz cübbenin hakkını vererek yargılama yapın. İnsanları tehdit ederek, 'Duruşmayı kapatırım' gibi ifadelerle yargılama yapılmaz. Yargılama, kanunlara ve vicdanlara göre yapılır."
"Ayaküstü yapılan açıklamalarla, siyasi görüntüler eşliğinde bakanlık yapılmaz"
Günaydın, İBB'ye bağlı bir çocuk etkinlik merkezinde bir çocuğun "darp edildiği" iddialarına ilişkin, şunları söyledi:
"Eyüpsultan Çocuk Etkinlik Merkezi’nde bir çocuğumuzun gözünde bir yara tespit edildiği iddiası üzerinden, İstanbul’daki tüm çocuk etkinlik merkezlerini kapatmaya ve karalamaya yönelik adeta bir kampanya başlatılmış durumda. Oysa çocuğumuzla ilgili süreç baştan sona tutanak altına alınmıştır, tüm belgeler elimdedir. Çocuğun gözündeki yaraya ilişkin gerekli işlemler yapılmış, tutanaklar eksiksiz şekilde düzenlenmiştir. Soruşturma süreci devam etmektedir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş aileyi ziyaret etmiştir. Ancak bu ziyarette yanında AKP il başkanının da bulunması, kamuoyunda 'Buradan adalet mi bekleyeceğiz, siyaset mi?' sorusunu doğurmuştur. Ayaküstü yapılan açıklamalarla, siyasi görüntüler eşliğinde bakanlık yapılmaz.
Günaydın'dan Göktaş'a: "Ünvanınızın başında 'bakan' yazıyor, ayıptır, yazıktır, temsil ettiğiniz makama saygı gösterin"
'Aileyle hiç temas edilmedi' iddiası da doğru değildir. İşte tutanaklar ortadadır. Çocuğun vücudundaki morluğu ilk fark eden öğretmen olmuştur. Öğretmen derhal aileyi aramış, tarih 1 Aralık 2025’tir ve bu durum tutanakla kayıt altına alınmıştır. Tüm merkezler genelinde ise toplam 2 bin 315 kamera vardır ve kör nokta bulunmamaktadır. Polis tutanaklarında da yer aldığı üzere, kamera kayıtları derhal incelenmiş, personelin çocuklarla uygunsuz bir temasının olmadığı görülmüştür. Buna rağmen tedbir amacıyla personelin görev yerleri değiştirilmiştir. Velilere destek de sağlanmıştır. Aileye, çocuğun eğitime devam etmesi, kaydının dondurulması ya da başka bir merkeze alınması gibi seçenekler sunulmuştur. Baba ile birlikte kamera kayıtları izlenmiş, daha sonra anne ve babayla birlikte tekrar izlenmiştir. Defalarca yüz yüze ve telefon görüşmesi yapılmış, tüm bu görüşmelere ilişkin belgeler ve fotoğraflar mevcuttur. Bir kez daha açıkça söylüyorum, İstanbul’da 127 çocuk etkinlik merkezi açarak kente hizmet eden Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarına karşı yürütülen bu süreç, çamur atma ve iftira kampanyasından ibarettir. Ünvanınızın başında 'bakan' yazıyor, sıfatınız Türkiye Cumhuriyeti Devleti Bakanı. Ayıptır, yazıktır. Hiç olmazsa temsil ettiğiniz makama saygı gösterin. Bu hizmetleri siz yapmadığınız için belediyeler yapmak zorunda kalıyor. İftira kampanyaları bugüne kadar sizi hiçbir yere götürmedi, bundan sonra da götürmeyecek."




