Haber

Cemil Tugay'dan İzmir'in su sorunu ile ilgili sert çıkış! 'DSİ tarafı yalan söylüyor!'

Su sorunuyla ilgili değerlendirme yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay basın mensupları karşısında önemli açıklamalarda bulundu. Tugay, 'DSİ tarafı yalan söylüyor. Eylül ayında kuyularla ilgili yaptığımız başvuruya şu saate kadar bir cevap gelmedi.... Bunun belgeleri var' dedi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde, Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri törenin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Çankaya Katlı Otoparkı'na ilişkin açıklamalarda bulunan Tugay, şunları kaydetti:

“Binanın kendisi yapılan testlerle dayanıksız olarak tespit edilmiş, riskli bina kategorisinde tescillenmiş bir yapı; burası riskli yapı diye karar verilmiş. Bizden önce olmuş. Ben göreve geldiğimde burasının yıkılması gerektiğini söylüyorlardı ve onun işlemleri yürüyordu. Ben sadece güçlendirme açısından bir şey yapabilir miyiz diye bir onu çalışalım, güçlendirme yapabilirsek güçlendirelim istedim. Fakat teknik ekiplerimizin yaptığı değerlendirmede buranın güçlendirilmesinin neredeyse imkânsız olduğunu söylediler. En temel nedeni şu: Üzerinde oturduğu arazi bir arkeolojik sit alanı. Altta muhtemelen tarihi eserler var. O nedenle bir güçlendirme çalışması sırasında o tarihi eserlere zarar verme riski var. Dolayısıyla normal şartlar altında Koruma Kurulu böyle bir çalışmayı durdurur, yapamazsınız. Onun ötesinde güçlendirme projesi çalışıldı, fizibilitesi yapıldı. Orada da çok yüksek maliyeti olacağı, bu maliyeti karşılayacak bir faydası olmayacağı anlaşıldı. O nedenle biz İzmir Büyükşehir olarak bunu güçlendirme kararından vazgeçtik.

Ancak işte malum, bir şeyler söyleyenler var. Onlara dedim ki burada biz hissedarız ama bizim dışımızda özellikle Vakıflar Genel Müdürlüğü ve bir banka aslında yüzde 50’den fazlasına sahip. Bunu biz yapmayacağız dediğimiz zaman, siz de illa yapın diyorsanız sizin yapmanız lazım. Bugün herhangi birisinin güçlendirme yapmasına biz engel olmuyoruz. Yaparlarsa da yapacaklar. Burada muhatap olarak beni değil, özellikle Vakıfları muhatap alsınlar. Oradaki esnaf arkadaşlara da söylüyorum, Sayın Valimize de söylüyorum. Bu konuyla ilgili bir şey yapmak isteyen herkese, onların güçlendirme yapmasına biz engel değiliz. Ama şu anda riskli bir yapıda. Kapatmamız gereken bir yapıda. Biz gerekeni yapmazsak biz suçlu duruma düşüyoruz. Zaten bu olay böyle siyasi bir tartışma boyutuna, işte malum bazı yerel siyasetçiler tarafından taşındı. Eğer o öyle olmasaydı, Çevre, Şehircilik İl Müdürlüğü ve Kaymakamlık, Konak Kaymakamlığı burayı derhal boşaltır diye yazı yazdı belediyeye. Bu şartlar altında biz geri çekildik ve boşaltılmasına karar verdik. güçlendirme konusunda muhatap Vakıflar Bölge Müdürlüğü’dür. Büyük hissedardır bunlar ve ortaklardır. Biz yüzde 50’nin altında hisseye sahibiz orada."

"İzmir’in su ihtiyacı var"

İzmir'in su sorunuyla ilgili DSİ'nin açıklamalarının sorulması üzerine ise Tugay, şunları kaydetti:

“DSİ tarafı yalan söylüyor. Eylül ayında kuyularla ilgili yaptığımız başvuruya şu saate kadar bir cevap gelmedi. 200 tane kuyu dedikleri, köylerde köylülerin ihtiyacını karşılamak için açılmış küçük kuyular. Ama bizim İzmir’in asıl su ihtiyacını karşılayacak büyük su kuyularının yapımına ihtiyacımız var. O minik minik kuyulara verdikleri izne İzmir’e yapılmış bir iyilik sayılacaksa kendilerine çok teşekkür ederim. Onlar köylülerimizin ihtiyacını karşıladılar. Onu da müsaade etsinler, yapalım. Ama asıl şu anda bizim büyük su kaynaklarından su almak için kuyulara ihtiyacımız var. Sözlü olarak onay vereceğiz dendi. O yüzden çok sesimi çıkarmıyorum ama bu söyledikleri ayıptır. Çünkü hâlen eylül ayında yaptığımız başvuruya cevap vermiş değiller. Bunun belgeleri var. Açıkçası ben bu konuyu, su konusu, çöp konusu gibi konuları siyaset konusu yapmak istemiyorum. Bunlar şehrimizin sorunları. Bunlar üzerinden siyasi tartışmalar yapılmasını da etik dışı buluyorum. Ayıplıyorum biraz. Bunu yapmasınlar. Herkes işini yaparsa sorun kalmaz. Biz kuyuları açalım, onaralım istiyoruz. DSİ’nin görevi bunlara izin vermek. Bunlar zaten Büyükşehir bünyesinde tahsis edilmiş alanlar. Anlatabiliyor muyum? Bizim yeni bir alan tahsis talebimiz de yok. İzmir’in su ihtiyacı var. Bu suyun nereden alınacağını DSİ söyleyecek bize. Ya yeni bir baraj yapacaklar, başka bir yerden bir su getirecekler bize. Ya da su kaynağı olarak tarif edilmiş bir yer varsa, ki var, İzmir için tahsis edilmiş su kaynağı yerleri var, buralarda yeni kuyu açmamıza izin verecekler. Bir taraftan ona izin vermiyor, bir taraftan yalan yanlış bir sürü laf etmenin bir âlemi yok.

"İzmir’in kayıp-kaçak oranı yüzde 24 küsurdur"

Bir şey söylemişler kayıp-kaçak oranı diye. Kesinlikle yanlış. Kesinlikle doğru değil. Bir kere kayıp-kaçak oranını hesaplayabilmeleri için bizim İZSU’nun giriş vanasında ve çıkış vanası arasındaki o kayıpların toplamını biliyor olmaları lazım. Öyle bir şeyi bilemezler, çünkü bu İZSU’da var. DSİ’nin böyle bir sistemi yok. Tamamen uydurma bir rakam o. İzmir’in kayıp-kaçak oranı yüzde 24 küsurdur. 25'in altındadır. 29 değildir. Bir de bir şey daha söyleyeyim: Kayıp-kaçak deyince insanlar hani patlak borulardan sızıntılar falan anlıyor; öyle değil. Kayıp-kaçak şu demek: Faturalandırılmayan her türlü su tüketimi demek. Neler dâhil, biliyor musunuz? Mesela camilere ücretsiz su veriyoruz ya, camilere ücretsiz verilen su kayıp-kaçak içinde sayılıyor. Bunları dışarıya dökülen su gibi anlatmaları ayıp. Bu işin doğrusunu konuşacağız. Ama benim derdim kavga etmek değil, benim derdim İzmir’in hizmetlerinin yerine gelmesi."

"İzmir, Gediz’i kirleten şehir değil"

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Gediz Havzası’nda 2025 yılı boyunca gerçekleştirilen 2 bin 140 denetimde, atık sularını mevzuata aykırı şekilde deşarj ettiği tespit edilen 11 belediye, organize sanayi bölgesi ve sanayi tesisine toplam 16 milyon 573 bin lira idari para cezası uygulanmasına ilişkin ise Tugay, şunları kaydetti:

“İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu Gediz’i kirletmeyle ilgili hiçbir şeyi olamaz. Mümkün değil. Bizde öyle bir şey yok. Başka bir belediyeye gönderilmiş bir şey varsa bilmiyorum. Gediz, Kütahya’dan doğuyor, daha sonra Uşak ve Manisa’dan geçtikten sonra İzmir’e geliyor. Gediz’in İzmir sınırına geldiği andan itibaren denize dökülene kadar olan bölümünde biz birkaç aydır düzenli olarak su analizleri yapıyoruz. Gediz’in pek çok noktasından su alıyoruz. Raporlandı da; bunu kamuoyuyla paylaşacağız. Ama bizim sınırımıza kirli giriyor, bizden daha kirli çıkmıyor. İzmir’de hemen hemen kirlenmesi hiç yok. İzmir, Gediz’i kirleten şehir değil. Bizden önce oluyor ne olduysa. Yol üzerinde oraya bazı sanayi kuruluşlarından atıklar atıldığını biliyorum. Detaylı bilmesem de hangisi olduğunu şimdi söylemem mümkün değil ama bizden önce sanayi kuruluşları kaynaklı bir kirlenme olduğu gerçek. Bununla hep beraber mücadele edeceğiz. Ben Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na teşekkür ediyorum duyarlılık gösterdiği için. Bunun devam etmesini de diliyorum. Çünkü Gediz kurtarılması gereken bir nehir. Sadece bizim için değil, yol boyunca pek çok başka il için de Gediz’in temiz suyuna ihtiyaç var. Doğrusu bu.”

"İzmir’de ben anketi sokakta kendim yapıyorum"

AKP Genel Sekreteri Eyüp Kadir İnan'ın CHP’nin İzmir’de 31 Mart yerel seçimleri sonrasında oy oranlarından geriye düştüğü açıklamalarına yönelik ise Tugay, şunları kaydetti:

"Dönem, insanların seçim arefesinde olmadığı için, oy verme ile ilgili sorular sorulduğunda kararsızım deme eğiliminin fazla olduğu bir dönem. Zaten anketlerde, ben bir anket yaptırmadım ama kamuoyuna yapılan anketlere baktığımda, 'zamanı gelsin düşünürüz' anlamında bir kararsızlıktan bahsediyorlar. İzmir’de ben anketi sokakta kendim yapıyorum. İnsanlarla temas ettiğimde onların davranışlarını, tepkilerini görüyorum. İzmirli, onlar için çalıştığımızı biliyor. Ben tekrar tekrar çok teşekkür ediyorum bize güvendikleri için, bu göreve getirdikleri için. Ben, arkadaşlarım, İzmir Cumhuriyet Halk Partisi ailesi bu güvene layık olmak için çalışmaya devam edeceğiz. Kanaatim, ölçmedik bakmadık ama kanaatim öyle, oy oranımızda düşme değil, tam tersine artma olduğu yönünde.”