Yargılama, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’de görülüyor. İddianamede Gün, İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ'ın "siyasal casusluk" suçundan 15 yıldan 20'şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor. Davada dün itibarıyla dört sanık da avukatlarıyla birlikte savunmasını tamamladı.
HÜSEYİN GÜN SAVUNMA YAPTI
Son olarak Hüseyin Gün mütalaaya karşı savunmasına başladı. Geçtiğimiz pazartesi günü kendisine sorulan “örgüt yöneticisi misiniz?” sorusuna yanıt vermeyen gün, bu soruya yanıt vererek konuşmasına başladı.
Gün şu ifadeleri kullandı:
“Casusluk davası ile bir irtibatı olmadığını düşündüğüm için o sırada cevap vermedim ve susma hakkımı kullandım. Savunmamın bütünlüğü açısından faydalı olacağı için bu soruya huzurunuzda cevap vermek istiyorum. Ben bir örgüt yöneticisi değilim; örgüt kurmadım ya da bir örgütün üyesi değilim. Aynı zamanda varlığı ileri sürülen bir örgüte de bilerek yardım etmedim. Ben gerek emniyette verdiğim ifadede gerekse huzurunuzda verdiğim ifadede bildiklerimi devlet terbiyesi ve haysiyeti içinde tüm samimiyetimle aktardım ve bu dosyada benimle beraber yargılanan kimseye casusluk iftirası atmadım, atmam.
Bu beyanlarım, soruşturma savcılığınca olayın aydınlanmasına katkı sağlayacağı düşünülerek ‘etkin pişmanlık’ olarak kabul edildi. Bu tamamen savcının hukuki değerlendirmesinden ibarettir; ben de bu değerlendirmeyi kabul ettim. Zaten Sayın Başkan, ben emniyetteki ifademde ne örgüt yöneticisi olduğumu ne de casus olduğumu veya casusluk suçunu işlediğime dair herhangi bir ikrarda bulunmadım. Olmayan bir şey var olamaz.
Ben casus değilim. Jön Türk felsefesini kendine şiar etmiş, devletime, sadece ve sadece devletime... Partili değilim ama benim için esas olan devlettir. Yurt dışında birçok icraatta bulundum. Ben buradan tüm devlet büyüklerine sesleneyim ve bilhassa MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin 31 Mart 2026'da meclisteki grup toplantısındaki konuşmasını referans göstereceğim izninizle. O günkü konuşmasında Sayın Bahçeli, FETÖ'nün hortladığını ve tekrardan aktifleştiğini, hareketlendiğini söylemiştir. Bu minvalde bu iddianame külliyen yok hükmündedir. Kimin casusuyum? Hangi devlet sırrını ifşa ettim? Kime servis ettim? Ne çıkar sağladım?
Şimdi iddianamede yazıyor; yok İsrail, yok İngiltere, yok Amerika. Yani benim yatırımlarımın olduğu ülkelere göre ben hem MOSSAD'mışım, hem CIA'ymişim hem de MI6. Nasıl oluyor bu? Peki, arkamdaki diğer 3 saygın isimle ne alaka? Ben 10,5 aydır tecrit altında olmama rağmen çözebildim.
Sayın Başkan, burada olmayan bir şey var edilmeye çalışılıyor. Sayın Başkan, kıymetli heyet; bu olacak iş değil. Yani sadece ocu, bucu, şucu olmadan Türk olmak yetmiyor mu? İlla bir mahalleden mi olmak lazım? İlla birisinin adamı mı olmak lazım? Ben sadece sade bir Türk vatandaşıyım. Ülkemi, toprağımı ve bayrağımı severim; bunun aksini gösteren hiçbir delil ne dosyada olabilir ne de dijital materyallerde olabilir.
Beraber yargılandığımız Sayın İmamoğlu'na 10 günlüğüne sosyal medya analizi yaptırdım diye bunun içinden bir manipülasyonun çıkarılabilmesi mümkün değildir. Çünkü bu, Türk milletine ve seçmenine hakarettir. Seçimleri Sayın Başkan, aday kazanır; yazılım değil. Yazılım sadece yüzde 1 veya bir tık üstü yardımcı olabilir, başka hiçbir açıklaması yoktur. Hele bilhassa 10 gün içinde olması mümkün değil. Diyeceklerim bunlardan ibaret. Ben sadece Yüce Türk Yargısı'na güvenimin tam olduğunu bilmenizi isterim. Bugün olmazsa yarın; ama adaletin tecelli edeceğine inancım tamdır.”
MERDAN YANARDAĞ "DİKTA HUKUKU İNŞA ETMEYE ÇALIŞIYORLAR"
Ekrem İmamoğlu’nun ardından sanık kürsüsüne gelerek savunma yapan Merdan Yanardağ “Amerikancı bir iktidar emperyalizmin iş birlikçileri bu ülkenin yurtseverlerini, solcularını, cumhuriyetçilerini casuslukla suçlamaya kalkıyor. Mahkeme kararları üzerinden oluşturulacak bir içtihatla bir dikta hukuku inşa etmeye çalışıyorlar” dedi.
İddianameye ilişkin eleştirilerde bulunan Yanardağ, “Öyle bir iddianameyle yüz yüzeyiz ki ben 12 Eylül mahkemelerinde yargılandım, 12 Eylül döneminde böyle bir iddianame yoktu” ifadelerini kullandı.
Yanardağ, “Bu iddianame gerçek anlamda bir siyasi savunmayı bile hak edecek bir donanıma, niteliğe, içeriğe sahip değil. Dili bir kere bozuk, Türkçesi bozuk. Sahte belgeler var. Ya bir ülkenin Cumhuriyet Savcılığı sahte belge koyabilir mi? Verilmemiş ifadeleri verilmiş gibi gösterebilir mi? Çarpıtabilir mi?” diye sordu.
Merdan Yanardağ, “Bu ülkenin cumhuriyetçilerine boyun eğdirmeye çalışıyorlar. Niye? Bir darbe rejimi var. Neden? Rejimi değiştirecekler. Niye? Cumhuriyetin tasfiye sürecinden geçiyor bu ülke. Niye Ekrem İmamoğlu'ndan korkuluyor? Çünkü onları yenebileceğini gösterdi” dedi.
Yanardağ, savunmasını şu sözlerle tamamladı:
“Böyle bir tarihsel dönemde inanıyorum ki, dün de söyledim, bir paralel yapılanma var. Ağır ceza savcıları ve sulh ceza hakimlikleri üzerinden giden, ciddi bu konuda kuşkum var. Ama ben adliyenin çok önemli bir bölümünün; Cumhuriyetin değerlerine, hukukun üstünlüğü ilkesine, evrensel hukuk normlarına uygun hareket ettiğini düşünüyorum. Buna inanmak istiyorum. Mahkeme kararınız bunun böyle olup olmadığını açıkça ortaya koyacaktır. Toplumsal barışa katkıda bulunmanızı talep ediyorum. Mütalaayı olduğu gibi reddediyorum.”
İMAMOĞLU: 'İDDİA MAKAMININ İPE UN SERECEĞİNİ TAHMİN EDİYORDUM!'
Mütalaaya karşı savunma yapmak için kürsüye gelen Ekrem İmamoğlu, “Bu iddianame hukuk cinayetidir. Talimat doğrultusunda her şeyi yapabilecek kişilerdir” dedi. İmamoğlu, “İddia makamının ipe un sereceğini tahmin ediyordum. Benim için fark eden bir şey yok. Aynı kara düzen devam etmektedir. İddia makamı siyasi iktidara bağlı bir ofis gibi çalışmaktadır” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu şunları söyledi:
Bu iddianame Ekrem İmamoğlu'nu imha edelim, Necati Özkan'a bir tutukluluk daha ekleyelim Yanardağ üzerinden de kanalına çökelim denerek hazırlanmış bir dava. Savcılık MİT başkanının gelmesini dinlenmesini isteseydi verdiği mütalaanın bir anlamı olurdu.
(Mahkeme heyetine dönerek) Kutsal makamda oturan sizler bu bir avuç muhterise uymamalısınız. Savcılık MİT başkanının gelmesini dinlenmesini isteseydi verdiği mütalaanın bir anlamı olurdu. Bu davayı kurgulayanlar dokunulmaz olduklarını düşünüyor olabilirler ama kimse dokunulmaz değildir. İmza atanlar talimat verenler herkes anayasal suç işlemektedir.
Milletin yüzde 80 inin inanmadığı Türk yargısına siz de seyirci mi kalacaksınız. Bu bir avuç akıl Türkiye Cumhuriyeti'nin kurumlarını aşağılıyorlar, sözlerim buradaki savcıya değil çünkü önündeki yazıların kimler tarafından hazırlandığını biliyorum. İstihbaratları bakanlıkları aşağılayan iddianame yazdılar hala savunuyorlar. Burada ve yan tarafta devam eden (İBB) davalarının enflasyonla , ekonomik sorunlarla ilgisi var. Toplum yalnızca adaletsizliğe mahkum edilmiyor ekmeği çalınıyor. Bu davanın amacı Türkiye'nin tamamen demokrasiden koparılması pahasına bir kişinin koltuğunu korumak.
Türkiye'nin bir anayasası var mıdır. Türkiye bir sosyal hukuk devleti midir. Bu her yurttaşın sorması gereken bir sorudur. Böyle bir suçlamanın düşünülmesi bile akıl dışıdır. Bu davalar toplumsal barışa zarar vermektedir. Ne yazık ki Ülkemizin Aydınları hapse atma geleneği vardır ama onların da direniş geleneği vardır.
Merdan Yanardağ ve Necati Özkan'ın tahliyesini istiyorum. Bu rezilliğe son verin
MÜTALAA AÇIKLANDI
Duruşma savcısı tutukluluklara ilişkin ara mütalaasını açıkladı.
İmamoğlu, Özkan, Yanardağ ve Gün’ün tutukluluğunun devamını talep etti.
"TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA..."
Savcı, mütalaasını şu ifadelerle açıkladı:
“Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı'ndan İBB'ye ait kullanılan IP adreslerinin ve ilgili sunucu sağlayıcılarının istenilmesi; ibb.gov.tr uzantılı sistemlere erişim sağlayan kullanıcı IP kayıtlarının tespiti; söz konusu IP adresleri üzerinden hangi kullanıcı hesaplarıyla giriş yapıldığının erişim, tarih ve saat bilgileriyle birlikte tespiti ve bu doğrultudaki log kayıtlarının tespitinin istenilmesi.
MİT Başkanlığı ve TEM Şube Müdürlüğü'nden; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı'ndan temin edilen İBB'ye ait kullanılan IP adresleri ve kullanıcı bilgileri ile ilgili olarak iddianamenin 111, 122 ve 123. sayfadaki görsellerde yer alan e-mail adreslerinin gerçek olup olmadığının tespiti; e-mail'lerde adı geçen kişilerin suç tarihlerinde İBB'de çalışıp çalışmadıklarının tespiti; ibb.gov.tr uzantılı sistemlere erişim sağlayan kullanıcı IP kayıtları, erişim zaman damgaları, mail oturum kayıtları ve güvenlik log kayıtlarının tespiti; ilgili e-mail hesapları üzerinden ibb.gov.tr uzantılı sistemlere bağlı mail server, VPN, active directory, uzak erişim sistemleri veya diğer kurumsal sistemlere bağlantı sağlanıp sağlanmadığının tespiti.Log kayıtlarının incelenerek yetkisiz erişim, veri sızıntısı veya hesap ele geçirilmesi bulgularının tespiti; gelen ham verilerin düzenlenerek rapor haline getirilmesinin istenilmesi; iddianamede ve sanıkların dijital inceleme raporlarında yer alan bilgi ve belgelerin devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgiler olup olmadığı yönünde görüş bildirilmesinin istenilmesi; tanıklar için işlem tesisi; sanıkların ve sanık müdafilerinin taleplerinin dosyaya bir yenilik katmayacağı anlaşıldığından reddine karar verilmesi; sanıkların üzerine atılı suç bakımından suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suçun kanunda öngörülen cezasının alt ve üst sınırları, tutuklu kalınan süre ile atılı suç için kanunda öngörülen ceza miktarına göre tutukluluk süresinin ölçülü olduğu.
Delil toplama işlemlerinin henüz tamamlanmadığı, adli kontrolün bu aşamada yeterli olmayacağı değerlendirilmekle; bu aşamada tutukluluk halinin devamına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur.”



