Butlancıların seceresi: Kuyruk acısı, kişisel ikbâl, cehalet, ahlâk ve zekâ fukaralığı...

"Butlancı vekillerin motivasyonu nedir? Neden sokaktaki öfkeyi göremiyorlar?" sorularına bir açıklık getirmeye çalışmış siyaset bilimci ve sosyolog Prof. Dr. Cangül Örnek... Bu güruhun özelliklerini şöyle sıralıyor: AK Parti'ye halk kadar karşı değiller. Bir bütün olarak bu profesyonel siyasetçiler, halkın tepkisini duygusal buluyor ve siyaseti bir pazarlık alanı olarak görüyorlar. İlkesizlik düzeyinde bir pragmatizmle hareket ediyorlar. Birbirleriyle kavgalarını, her zaman ülke meselelerinin üzerinde görüyorlar. Bizim kadar ülke ve dünya siyaseti konuşmuyorlar, ilgilenmiyorlar. CHP malî kaynakları güçlü olan bir parti ve ellerinde kaldığı sürece çok büyük bir malî kaynağın üzerinde oturmanın hayâli içindeler...

"Bir bütün olarak bir yakıştırma yapmam gerekirse bu insanları 'müteahhit siyasetçiler' olarak tanımlardım. Yani sınıfsal dürtüleri emekçileri anlamalarına engel. Yan yana geldiklerinde devlete ne kadar elektrik sattıklarını falan anlatıyorlar. Satamayanlar da satanların dedikodusunu yapıyor" diyor Prof. Dr. Örnek, sonra da ekliyor: "Örgütün genelinden bahsetmiyorum. Yönetim kademesindeki istisnalar ayrı tutulabilir ama bahsettiğim kesim çok belirleyici. Onların en kötüleri de Kılıçdaroğlu'ın yanında duruyor".

TEPEDEN TIRNAĞA ARINMADAN BU REZİLLİĞİ BİTİRMENİN YOLU YOK

Bütün bu saptamalarına katılıyorum ama biraz da partinin farklı kademelerindeki bazı grup ve kişilerin bu hastalıkları nasıl yaydıklarını kendimce anlatmaya çalışırsam, belki bu butlancı çetenin ahlâkî, davranışsal ve psikolojik hallerini çözümlemeye bir katkım olur.

Partinin iktidara gelememesinin önemli sebeplerinden birinin bu kanserli hücreler olduğunu tespit etmek gerekiyor öncelikle. Yetmez, hastalığın geldiği aşama sebebiyle kemoterapi ve ışın tedavisiyle yenilemeyeceğini de bilmek gerek; tek çözüm ameliyat!.. Urları kazıyıp atacaksınız, tıbbî atıklara uygulanan işlemleri uygulayacaksanız, ki sonsuza kadar bünyeye de, bu ülkeye de zarar veremesinler!

Bu tüm vücuda yayılan hastalık tavandan tabana, tabandan tavana döngüsel bir hareket izleme eğiliminde. Tavanı Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Parti Meclisi (PM), Yüksek Disiplin Kurulu (YDK), genel başkan yardımcılıkları ve diğer yönetsel kademeler olarak sıralayabilirsiniz. Buna bir de belediyelerdeki klikleri eklemek gerek... Bu kademelerde partinin genel başkanı koltuğunda Kemal Kılıçdaroğlu otururken, beceriksiz, ideolojisiz, siyasî ahlakı olmayan, pazarlıkçı, hemşehri nepotizmiyle iş yürütenler vardı. Ne yazık ki, bunlar partinin sinir uçlarını öylesine ele geçirmişti ki, 4-5 Kasım 2023 tarihindeki kurultayda tümüyle temizlenmeleri mümkün olmadı! Zaten 20 Temmuz 2020'de düzenlenen bir önceki kurultayda MYK, PM ve YDK'ye seçilenlerle, 38. Kurultay'da bu kademelere girenler arasında aynı isimler olduğunu göreceksiniz. Bunların önemli bir bölümünün 'parti ağaları' olduğunu söyleyeyim. Ne yazık ki, bu sakat Siyasî Partiler Kanunu ve tüzükler, bir partinin baştan aşağıya temizlenmesine öyle kolay izin vermiyor. Bu sebeple, kurultay seçimlerinde her zaman çürük elmalar sepette yerini alıyor. O sepete giremeyen ve genelde en zehirli unsurlar ise partiyi hemşehricilikle, çıkar ilişkileri ve vaatlerle, her türlü yalan ve komployla zehirlemeye çalışıyor. Bugün butlancı çetenin belkemiğini oluşturanlar işte bu unsurlar.

'PARTİ AĞALARI' VARSA MARABASI DA VARDIR!

'Parti ağaları'nın kimler olduğunu bir önceki liste ve bir sonraki liste karşılaştırmasıyla yapmanız mümkün. Bir de dışlanmış 'aşiret reisleri' var. Bunlar sanırım en tıynetsizleri, mesela CHP İl Örgütü'ne kayyım atanan böyle bir şeydi. Hemşehricilikten yürüyen, eyyamcı, düşkün, yiyici bir güruh! Aynı şekilde pek çok belediye başkanının o koltuğa oturmasını sağlayan birkaç kukla ustası var, ki onlar da öyle, 'al takke ver külah çetesi' diyelim bunlara da... Bir zamanlar Hüsamettin Özkan diye biri vardı ya, onun bugünkü versiyonu. Bu 'zehirli toprak'ın eli kolu pek çok yere uzanıyor. Bir de çağdaş görünümlü, Avrupaî siyasetçi rolü oynayanları var; 10 Aralık Hareketi'nin ürünleri bunlar. Oğuz Kaan Salıcı en bariz örneği ama keşke sadece bu olsaydı! Belediye başkanlarından sivil toplum örgütlerine pek çok yerde varlar. Neyse ki, millet neyin ne olduğunu biliyor. Mesela Salıcı'nın Facebook'taki bayram mesajının altına bir bakın; sindirmek için bir değil, on mide yetmez!..

Böylece üst kademelerde ve ulusal ölçekte sanıldığı kadar olmasa da, göz ardı edilemeyecek etki alanı olan bir grubu tarif etmeye çalıştım.
Şimdi gelelim, yerele... İl başkanlıklarından mahalle temsilciliklerine kadar sırayla gidelim.

YERELDEKİ TOKSİK ATIKLAR

Yerel örgütler hem yukarıdan gelen zehrin bünyeye girmesini kolaylaştıran hem de varoluşları sebebiyle ürettikleri zehri yukarıya taşıyan unsurlar. Bunların cinsine bereket; çeşit çeşitler ve hem birbirleriyle tepişiyor hem de cumhuriyet ve demokrasi mücadelesi veren güçlerin emeklerini hiç etmek için ittifâk içinde hareket ediyorlar. Kavganın en çirkinleştiği yer mahalle temsilcilikleri, ancak bu kavgayı körükleyenler ilçedeki klikler... Aday adayı olup da aday olamayan belediye başkanlığı rüyası yaşayanından, bir dönem belediye başkanlığı yapıp ikinci döneminde aday olamayanına, hemşehri derneği başkanından kent konseyine nemalanmak için girip umduğunu bulamayanına, belediyede oğlunu kızını işe yerleştiremeyip husumet biriktireninden ciddi bir psikolojik ya da nörolojik tedaviye muhtacına saymakla bitmeyecek bir renklilik arz ediyorlar!
Bunların içinde delege seçimleri sırasında üç beş kuruş alıp karşı listedekilere 'PKK'lı', 'FETÖ'cü', 'AK Parti ajanı' diye çamur atanı da var, 'devrimci masallar' uydurup belediyeye akrabalarını sokmak dışında bir hedefi olmayanı da... Açıkçası benim en tiksindiğim grup bu 'devrimci maskeli üçağıtçılar'! CHP'ye üye olmak isteyen pek çok aklı başında, onurlu yurttaş bu pejmürdeliği görünce, bir daha partinin ilçe örgütüne uğramaz oluyor. Sadece partiyi içten çürütmekle kalmıyor, bir de büyümesine engel oluyorlar.

'ALTI OK'U MERTEK Mİ SANDIN?

Öylesine ahlâk yoksunu bir güruh ki bu, dün her türlü suçlamayı yaptığı belediye başkanı ya da ilçe başkanının, bir bakmışsınız ayağını öpüyor. Cahil ama ırsi olarak kurnazlar, sorsan "Altı Ok'u bir bir sayar mısın?" diye bön bön bakarlar, ideolojik formasyonları sıfırın altında, ülkenin geleceği umurlarında olmayan bir profil çiziyorlar. İnsan ilişkileri 'Latin Amerika soap operası' gibi... Benim tanık olduğum birkaç insanlık ayıbından birini aktarayım sadece: Delege seçimleri var, merkez ilçelerden birinde içlerinde belediye meclisinden üyelerin de dahil olduğu bir masa... Masada oturanlar orada olmayanlar hakında ağızlarına geleni söylüyor. İdeolojik bir tartışma falan beklemeyin, kısa sürede belden aşağı dedikoduya kadar gidiyor. Sonra bir bakıyorsunuz, o hakkında atıp tuttukları masaya geliyor. Sarılıyorlar, biraz önce masadan kalkmış birinin ardından başlıyorlar atıp tutmaya... Bu güruh içinde biraz önce saydığım toksik atıkların her cinsi var.

SIRTLANLAR PUSUDA BEKLİYOR

Bu tarif ettiğim kesimin önemli bir bölümü, bugün 'butlan çetesi'nin en ateşli destekçisi... Bunlardan daha sinsi olan bir grup daha var, onlar şu anda pusuya yatmış, dengelerin değişip değişmeyeceğini bekliyor. Bu sinsiler, aslında iki yıldan bu yana bir yandan yeni yönetime yağ çekip, bir yandan 'küskünler' ile hareket edenler... Bu toz dumanda, hangi taraftan ne koparacaklarının hesabını yapıyorlar. Bunları tanımanız için size küçük bir ipucu vereyim; eğer ki sosyal medya paylaşımlarında "Partinin iyiliği için uzlaşmalıyız. İki taraf bir araya gelip hukuk ve demokrasi sınırları içinde bu sorunu çözmeli" yazıyorsa, bilin ki o sinsilerden... Çoğu yılların kaşarlanmış siyasetçisi, sırtlan gibi puslu havada pusuda! Ne hukuku, ne demokrasisi?.. Bir avuç hainle niye ve neden uzlaşacaksınız? Bir uyanık siz misiniz, herkesi aptal mı sanıyorsunuz? Sanıyorlar ki, millete bu kepazeliği ambalajlayıp yutturacaklar!

ARPASI KESİLENLERİN İTTİFÂKI

Bu gayya kuyusunun içinde bir de parti çeperinde çöplenen unsurlar var. Anket şirketi sahibi, kendinden menkul danışman, belediyelerle iş yapan şirket sahibi, yancı sanatçı, yamanmış sivil toplum kaşarı, belediye çalışanı... Uyduruk anketleriyle CHP'nin başına çorap örenler, şimdi iş alamadıkları için bir umut butlancı çetenin sırtını sıvazlıyor. Yine bir aralar uyduruk projeleri belediyelere dayayıp para kazanmış danışmanlar ikili oynamayı, gizliden gizliye butlancılara akıl vermeyi tercih ediyor. Belediyeye iş yaparken tatlı kazancından olan şirket patronları, doğrudan kendileri değil, yerel medyadaki satılık sözde gazeteciler ya da birkaç yerel aktör vasıtasıyla zehir kusuyor. Kayyımın elini öpen, kaymakama yağ çeken belediye çalışanlarının yanı sıra, bu topa giren 'katılımcı, demokrat' muhtarlar da var.
Ve gelelim şu sosyal medya ve medya çöplüğüne... MHP'li akrabalarıyla, AK Partili kankasıyla iş takibi yapan ve CHP'ye doğru yolu göstermeye kalkışan palyaçosunu mu söylesem, yoksa Ekrem İmamoğlu fanlığından istediği arpayı bulamayıp 'butlancı' oluveren bukalemunu mu? Ya da borç içindeki izlenmeyen minik kanalın nöron yoksunluğundan muzdarip spikerinin dandik siyasî analizlerini mi? Yerlerde sürünen medyanın mal bulmuş mağribileri bunlar!.. Bir de kendini sosyal medya fenomeni sanan bir tayfa var; uyduruk kulislerle ve siyasî analizlerle kargaları güldürüyorlar. Aptallıklarıyla ahlâksızlıkları birbiriyle yarışıyor.

TRUMP'IN İŞBİRLİKÇİLERİNİN UŞAKLARINA MI KALIR BU ÜLKE!

Çok şey saydım, sanmayın ki bunlar CHP'de sayısal olarak çoz fazla!.. Değiller ama mide bulandırıyorlar. Enseyi asla karartmayın! Bu ülke pek çok vatan hainine denk gelmiştir, ancak bu ülkenin onurlu yurtseverlerinin tükrüğünde boğulmaları işten bile değildir. İşte İzmir, işte Kadıköy, işte Manisa, İşte Eskişehir ve işte Türkiye... Yeter ki bu ülkenin kurucu partisinin değerlerine sahip çıkan yurttaşlar, ana muhalefetin toksik atıklardan kurtulma mücadelesine destek versin. CHP'ye darbe yapılmışsa, o tabela bir gün bedhahlardan geri alınır. Mesele şimdi yurdu savunma meselesidir, CHP tabelasıyla da olur, İstiklal Partisi tabelasıyla da...

ABD'nin, NATO'nun, Trump'ın onayıyla operasyon çeken işbirlikçilerin uşaklarına mı kalacak bu ülke!.. Yok öyle yağma!