Bu soruyu gerçekten soran biriyle en son ne zaman karşılaştınız? Yani hani şu aceleyle sorulup cevabı beklenmeyen “Nasılsın?”lardan değil… Gerçekten merak edileninden. Biraz durup düşünmemizi isteyeninden.
Bugünlerde bu sorunun cevabı pek kolay değil gibi. Savaşlar, krizler, sert sözler, korkunç haberler… İnsan bazen bir yetişkin olarak bile bunları sindirmekte zorlanıyor.
Peki ya çocuklar?
Bir çocuğun dünyası aslında çok basit birkaç temel şey üzerine kuruludur: Güven, merak, oyun ve sevgi. Ama dış dünyanın karmaşası o küçük dünyaya sızdığında, çocukların aklı karışabiliyor. Bazen korkular artıyor, bazen öfke, bazen de içe kapanma.
Anne babalar o noktada çok tanıdık bir cümle kuruyor:
“Ben çocuğuma bunu nasıl anlatacağım?”
Daha da içten olanı şu:
“Ben kendim bile anlamakta zorlanıyorum.”
İşte tam da burada ruh sağlığı dediğimiz şey devreye giriyor. Ama dürüst olalım: Günümüzde ruh sağlığı hizmetlerine ulaşmak her zaman kolay değil. Terapiler pahalı, uzmanlara erişim zor, bilgi ise çoğu zaman karmaşık ve ulaşılmaz görünüyor.
Oysa ruh sağlığı bir insan hakkıdır.
Çünkü çocuklar dünyayı yalnız başlarına anlamazlar. Onlar dünyayı bizim yüzümüzden, ses tonumuzdan, bakışımızdan okurlar. Bazen anne babanın bir cümlesi bir çocuğun içindeki fırtınayı yatıştırabilir. Bazen de küçük bir yanlış anlaşılma haftalarca süren bir kaygıya dönüşebilir.
Ve burada devreye sadece anne babalar değil, büyükanneler ve büyükbabalar da giriyor.
Her ailede o efsanevi figür vardır:
“Gel bakayım sana bir şey anlatacağım,” diyen dede.
“Ben de küçükken…” diye başlayan büyükanne hikâyeleri.
Bilimsel adı “kuşaklar arası düzenleme” olmasa da, bir çocuğun sinir sistemini bazen bir yetişkinin sakinliği düzenler.
Çocuk gelişimi kitapları bazen 400 sayfa. Çocuk ise mutfakta sandalyeye tırmanmış, “Ben şimdi neden öfkeliyim?” diye bağırıyor.
Sıcak ve içten bir rehbere ihtiyaç duyduğumuz o anlar…
Birinin çıkıp şöyle demesine:
“Merak etmeyin. Bu yaşta bu normal.”
“Çocuğunuz aslında size bir şey anlatmaya çalışıyor.”
“Ve evet, bazen anne babalar da yorulur.”
Ruh sağlığı bilgisi bazen çok ciddi bir dilin içine sıkışıyor. Oysa insan ruhu hem derin hem de biraz komiktir. Hepimiz zaman zaman tuhaf, çelişkili, hatta biraz absürt davranabiliriz.
Bir çocuk markette yerde yatıp ağlayabilir.
Bir baba oyuncak legoya basıp hayatı sorgulayabilir.
Bir anne gece 02.00’de “Acaba çocuğum yeterince mutlu mu?” diye düşünürken mutfakta kurabiye yiyebilir.
Tüm yaşantılar ve krizler insan olmanın parçası.
Ruh sağlığı dediğimiz şey de aslında tam olarak burada başlar: Kendimizi anlamaya çalıştığımız yerde.
Bir çocuğun öfkesinin arkasındaki korkuyu görebildiğimizde…
Bir ergenin kapıyı çarpmasının ardındaki kırılganlığı duyabildiğimizde…
Bir anne babanın suçluluğunu biraz yumuşatabildiğimizde…
Dünya gerçekten biraz daha yaşanabilir bir yer olur.
Belki büyük değişimler böyle başlar.
Sessizce.
Bir çocuğun “Beni anladılar” dediği yerde.
Bir ebeveynin “Demek yalnız değilmişim” dediği yerde.
Bugünlerde dünya biraz zor bir dönemden geçiyor olabilir. Ama insanlık tarihinde umut çoğu zaman küçük dayanışmaların içinden çıkmıştır.
Birinin bilgisini paylaşması,
Birinin deneyimini anlatması,
Birinin bir başkasına “Yanındayım” demesi…
Ruh sağlığı da biraz böyle bir dayanışma meselesi.
İşte bu düşünceden doğan küçük bir girişim var. Anne babalara, büyükanne ve büyükbabalara, çocuklarla yaşayan herkese ulaşabilsin diye hazırlanan videoların olduğu bir YouTube kanalı.
Bugün Nasılsınız? – Anne Baba Çocuk Youtube kanalı
Bu bir reklam değil. Daha çok samimi bir davet. Sizi de bekleriz…