Bu hafta

Venezuella-Şike-Karapara

Elbette bu haftanın en önemli olayı, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun ABD tarafından haydutça kaçırılmasıdır.

Nasıl kaçırıldı sorusu içinde hâlâ magazinsel öğeler barındırdığı için üzerinde fazlaca durmayacağım. CIA güçlerinin içeriden destek aldığı gerçeği en net bilgi. Kimler tarafından bu destek verildi sorusu ise içinde hâlâ muğlaklık taşımakta. Ordu mu, yoksa muhalefetten birileri mi, ya da en yakınında olan kişiler tarafından mı satıldı? Bu sorunun cevabını henüz bilmiyoruz. Elbette önemli bir detay ama ben daha çok konuyu makro tarafından incelemek istiyorum ve bize gereken asıl cevabın da bu olduğuna inanıyorum.

Bu konuyu sakin bir kafayla değerlendirdiğimizde şunları söyleyebiliriz:

1. Dünya, bugünden itibaren yeni bir konsepte ilerlemektedir. Uluslararası yasaların büyük ölçüde yeniden yazılacağı bir döneme girilmiştir. Venezuela’nın hemen arkasından Grönland çıkışı, Rus gemisine baskın, Kolombiya’ya gözdağı... devam edip gitmektedir. Rus tarafının Alman başbakanına “Aynı şey sizin de başınıza gelebilir” demesi, Çin için Tayvan kuşatmasının yasal hale gelmesi vs.

2. Bu gelişme, neoliberal dönemin bitiş düdüğü olarak da okunabilir. Neoliberalizm, dünya sistemi açısından artık yönetilebilir olmaktan çıkmıştır. Sıkışan ABD ekonomisi, “deli” olarak tanımlanan Trump eliyle yeni çıkış yolları aramaktadır – ki deli değildir ve tüm yaptıklarının kararının bilinçli ve ortak akıl tarafından alındığı su götürmezdir.

3. Bu hamle, tüm ülkelerin askeri harcamaları açısından yeni ve kritik bir dönemeçtir. Küresel ölçekte hızlanacak silahlanma süreci, ABD ekonomisinin bir süre daha ayakta kalmasını sağlayacaktır. Zira silah endüstrisinin hâlâ en büyük lideri ABD’dir.

4. Bu adım, yeni bir küresel konsepti de beraberinde getirmiştir: “Yeni Soğuk Savaş.” Soğuk Savaş’ın en kısa tanımı, fiili bir savaşa girmeden savaş ekonomisine geçmektir. Dünya, küçük ölçekli hibrit savaşlar ya da sürekli canlı tutulan savaş korkusu üzerinden silahlanmaya zorlanacaktır. Almanya bu duruma iyi bir örnektir. Son birkaç yıldır silahlanmaya ayrılan bütçe artmakta ve daha da artması talep edilmektedir. Soğuk Savaş stratejisi, her ülkede sosyal fonlardan ve emekçi kesimden yapılacak yeni kesintilerle silahlanmanın önünü açacaktır. ABD hemen yine bu hafta içerisinde savunma bütçesini iki katına çıkarma isteğini dile getirmiştir. Burada en kritik bölge ise Avrupa’dır ve kendini nasıl konumlandıracak hep birlikte göreceğiz.

5. Soğuk Savaş esasen ideolojik bir savaştır. Bunun için önce toplumun sürekli bir korku bombardımanına maruz bırakılması gerekir. Halk, olası bir savaş tehdidi karşısında sosyal haklardan vazgeçmeye razı hale getirilecektir. Milliyetçilik devlet eliyle körüklenecektir. Yabancı düşmanlığı artacaktır. Venezuela hamlesi, bu stratejinin küresel ölçekte hayata geçirilmesinin önünü açmaktadır.

Sonuç olarak dünya yeni bir kaos döneminin içine çekilmektedir ve bu bilinçsizce yapılan bir durum değildir. Egemen güçler silahlanacak, sosyal kesintiler artacaktır. Üçüncü dünya halkları buna nasıl bir çözüm bulacak ve sosyalistler bu konuda nasıl tavır alacaklar bunları da hep birlikte göreceğiz.

İkinci konuya gelecek olursak, daha çok iç siyasetle ilgili olan, bir taraftan şike ve kara para operasyonları, diğer taraftan uyuşturucu operasyonları.

Bunları da kısaca yorumlamak istiyorum.

Özellikle Flash Haber TV operasyonu, sonrasında Habertürk TV, bu hafta da Ekol TV’ye yapılan operasyon. İki konu birbirine girmiş olsa da amaç olarak iki yön görmekteyiz.
Birincisini restorasyon diye tanımlayabiliriz. Sistemin, kendi içinde kontrol edemediği, sistemin dışına çıkmaya başlayan uçları törpüleme operasyonu olarak ele alabiliriz. Restore etmek, eski konumuna yeniden getirmek anlamındadır.

Şunu unutmamak gerekir ki hiçbir mafya devlet desteği olmadan var olamaz. Devletin, devlet olarak giremeyeceği alanları mafya ile kontrol etmesi diyebiliriz buna. Konu uzun ve derin, o yüzden mafya çözümlemesine girmeyeceğim.

İkinci yön ise Türkiye’nin gri listeye girmesi. Söylence şudur ki gri listeye giren ülkelere dış yatırımcı gelmez. O zaman fazla uçları (tamamını ve asıl gövdeyi değil) törpülemek gerekir. Yani operasyonları, sistemin dışına çıkmış veya fazla görünür olan kısımların törpülenmesi, bir nevi restorasyon olarak okuyabiliriz.

Ünlü isimlerin uyuşturucu ile ortaya dökülmesi için ise şu söylenebilir: Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü? Bunlar bilinmiyor muydu?

Bütün bu tantana işin makyajı, boya badanayla, devasa kanalizasyondan sızan kokuların üstünü örtme çabasıdır. Bir taşla iki kuş vurmaktır niyetleri. Kendi içlerinde bir arınmaya giderken diğer yandan da ihaleyi, Cumhuriyet ve laikliğe bırakmaktır. Tüm bu çürümenin nedeni laik yaşam tarzıdır çünkü. Topluma, “Öve öve bitiremediğiniz Cumhuriyet ve laiklik işte böyle rezil bir haldedir ve bakın neler yapıyorlar?” mesajını vermektir. Tüm alanlarda, özellikle de eğitim alanında adım adım yerleştirdikleri gerici uygulamaları halka kabul ettirmek için sergilenen ideolojik oyunun bir parçasıdır.

Bu hafta hangi kitabı okudum?

Sevgili Merdan Yanardağ’ın içeriye alınmadan hemen önce hazırladığı İsyanın ve Felsefenin Diyalektiği kitabı. Alt başlık kitabın içeriğine dair önemli ipuçlarını barındırıyor: “Devrimci Bir Çıkış İçin Sosyolojik ve Siyasal Etütler.”

Kitabı iki ana çizgide irdeleyebiliriz. Birincisi güncel siyasal gelişmeler ve bu konular hakkında neler yapılacağı ve devrimci bir çıkış için neler yapılması gerektiği üzerine düşünceler. “Aydınlanma Hâlâ Devrimci Bir Projedir”, “Sol’da Türk Kompleksi”, “Sol’un Kemalizm’le İmtihanı” gibi bölümler bu anlamda okunabilir. Kitabın ikinci ana çizgisi ise daha teorik yaklaşımları içermekte. “Althusser’in Mirası: Marksizm Teorik Bir Antihümanizm midir?”, “İktidar-Rıza Diyalektiği: Foucault ve Gadamer’de İktidar Teorisi”, “İmparatorluk ya da Sol Küreselcilik: Negri ve Hardt’ın Emperyalizm Teorisinin Eleştirisi” gibi bölümlerde hem konunun ana hatları herkesin anlayacağı bir dilde anlatılmış hem de derinlemesine bir eleştiri yapılmış. Benim için özellikle bazı kısımlar kafa açıcıydı. Okumanız dileğiyle...