Barışa kaç durak

Yer altı sularını hüpleyen maden şirketleri mesela yoksa, barajların seviyesi yeterliyse, yer altı boruları zırt pırt patlamıyorsa, sonu “Kİ” ile biten su ve kanalizasyon idareleri ile muhatap olmanız gerekmiyorsa evinizde sular akıyor demektir. Şanslısınız. Tabii armatürleriniz sorun çıkarmıyorsa. Sorun çıkarıyorsa, conta ile halledilemiyorsa kolay gelsin. Hele “Pahalıdır vardır hikmeti, ucuzdur vardır illeti” düşüncesini taşıyorsanız.

İsim yapmış marka peşine düşerseniz, bir de ankastre olsun diyorsanız 40 bin liraya yakın bir parayı gözden çıkarmanız gerekebilir. En azından el duşu seti. Ama yine de umduğunuz macerayı yaşayamazsınız. Çünkü evlerin çoğunluğunda “macera duşu” yoktur. Cahilliğime verin ben de ilk kez duydum. İyi ki basın var da okudum ve bu utançtan kurtuldum.

Nasıl duydum? Tasarruf şahini Sir Şimşek’e çaktırmadan MEB’in 30 milyon lira saydığı Side’deki 5 yıldızlı otelin sunduğu lüks hizmetlerden biriymiş “macera duşu.” Öğrenince bildiğimiz hamamın 5 yıldızlı tarifi. Sauna ve buhar banyosu sırasında ısınan vücudu serinletmek ve kan dolaşımını hızlandırmak amacıyla girilen duşlarda, kendine has kokusu, rengi, su şiddeti ve sıcaklığı ile soğuk sis, tropik yağmur ve fırtına efektleri oluyormuş. MEB mensubu olsanız da öğrenmenin yaşı yok. Umarım “MESEM”li öğrenci de yoktur hizmet edenler arasında.

Yaş aldıkça da bazı şeyler insanın hafızasından kazınamıyor. Mesela terörist başı sözü. Bu zat, sonra kurucu öndere terfi etti, ettirildi. Sonra “kurucu önder” deyiminin yaratıcısı, adını anmadan çevresinden dolaşarak “Barış süreci ve siyasallaşma koordinatörü” demiş gibi yaptı İmralı sakinine. Koordinatör, kişinin yetki ile sorumluluk arasında kaldığı bir makam. Birini müdür yapamazsanız hemen koordinatör olarak atarsınız. Bir sonrakine kadar.

Amedspor’un Süper Lig’e çıkması da terörist başı konusunda iktidar ortağının değişmesinin başka bir işareti. “Amedspor diye bir kulüpten bahsedilmeyecektir” diye buyurmuştu lider. Üç yıl önceki bu açıklamadan sonra şimdi denilen ise: “Amedspor, birlik ve dayanışmaya katkı sunacak.” Bu iyi niyetli yaklaşıma rağmen Amedspor’un gelecek sezon maçlarında zorluklarla karşılaşacağının işaretleri görülüyor.

Göztepe, kutlama mesajını iptal etti. Dört büyüklerden birinin ve madencileri tribünde destekleyen takımın aralarında yer aldığı dokuz takımdan ses seda yok. Amedspor, üst lige taşıyan maçla ilgili olarak PFDK’ya sevk edildi. Gerekçelerden biri merdivenlerin boş bırakılmaması. Kara mizah gibi olanı, Amedsporlu bir futbolcunun ülkesinin bayrağını sahada açmasının engellenmesi. Polisin de ertesi gün bayrağın asıldığı evine gitmesi. Bayrak, Türkiye’nin 15 milyon dolar değerinde kalkınma iş birliği desteği verdiği Senegal’in.

Süreç, koordinatör terfisi derken, barışa kaç durak kaldı herkes merak içinde. Gerçi ana ortaktan ses seda çıkmıyor. Çıksa da küçük ortağın çözülemeyen denklemleri gibi. Barış, son noktada herkesin arzuladığı bir hedef. Buradaki barış, enflasyon sebep merkezi gibi çalışan, devlet katkılarını azaltıp duran Sir’in bahsettiği barış değil. Onun barışı, varlık barışı. Adından anlaşılabileceği gibi zenginlerle yapılan barış. Gerçi, zenginlerle hiç mücadele ve savaşları olmadı ki.

Bütün bu gelişmelerde ana muhalefet partisi süreçle ilgili çizgisini koruyor. Ama koruyamadığı, süren ve açılan davalardan söz etmiyorum, belediye meclisi ve başkanlarının seçiminde gerekli özenin gösterilmemesi. Son olarak Serik belediye başkanı rozetini değiştirdi. Hâlbuki kendi sözleriyle “iki yıl boyunca nezaketini” korumuştu. Bu nezaket karşılığını bulamamış olacak ki ince bir operasyonla “iyi ki geçmişim, çok da memnunum” diye hislerini açıkladı yeni iktidar partili başkan. Bakalım, Aydın’daki gibi devlet kuşu konacak mı başına? Afyonkarahisar’da da eşi üzerinden tehdit edildiği ileri sürülen belediye başkanının iktidar partisine geçeceği belirtiliyor.

Görülebildiği kadarıyla devlet kuşu, ana muhalefetin başına konmak yerine, “Bak kafana yaptım, gidin piyango bileti alın” mesajı veriyor. İstanbul davasında savcı-hâkim koridorundan nanik yapan cevval muhabiri kıskandıracak bir başka cevval muhabir mutlak butlan meselesini çözecek bir paylaşımda bulundu. İmkânı olsa hangi bilgisayarda yazıldığını, yazıcıyı, A4 kağıdının markasını söyleyecek kadar bilgi sahibi. Süre veriyor. İktidar ortağından Feti Yıldız, en cevval muhabiri yalanlar gibi yaptı ama onu da “gazetecilere bir şey olmayacak” dediği dezenformasyon yasasından biliyoruz. Zaten cevval eli artırıp, mahkemenin uzun süre karar vereceğini sanmadığını söyledi. Her söyleneni yazdıkları iddia edilen rütbesi amirallikten onbaşılığa düşürülen gazetenin genel yayın müdürü ile yazarı, bu gelişme üzerine kıskanmış mıdır acaba?

Bir de cevvallerin çalıştığı televizyonlar var onlar da cevval. Hatta olmayan demeci yayınlayıp, sonra çaktırmadan kaldıranlar. Söz konusu haber, Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimini eleştirdiği iddia edilen demeç. Avukatı böyle bir demeç olmadığını söyledi. Niye bu kadar tartışıldı? Eski Genel Başkan’ın daha önce iktidar yanlısı televizyonlarında yayınlanan demecinin beyinlerde yaşattığı hasar yüzünden. Öyle de olsa kurgu haberin affedilebilir yanı yok. Yolda sıkıştırılan gazeteci Hakan Tosun’un öldürülmesi, gazetecilerin duruşmayı takip etmesinin engellenmesi gibi. Çevre aktivisti Tosun göremedi ama Danıştay Akbelen’deki acele kamulaştırmayı durdurdu.

Bu hafta, eli kanlıların “Üçe üç” dediği Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilişinin 54. yılı. Demokrasi havasi ilan edilen, “Bana sağcılar suç işliyor dedirtemezsiniz” diyen kırat başkanı olduğu partinin üyelerinin sırıtarak ellerini kaldırdığı idam kararının yıldönümü. Demokrat olduğunu iddia edenlerin bir kez daha gerçek yüzünün görüldüğü günler bu günler.

Not: Çin’de robot trafik polisleri göreve başlamış. Hatalı üretim. Trafik polisi de olsa biber gazı şart.