Haber

Aziz İhsan Aktaş davasında ikinci gün! CHP'li başkanlar savunmalarını yapıyor

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen "Aziz İhsan Aktaş suç örgütü" davası bugün CHP'li başkanların savunmalarıyla sürüyor. Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin'in savunmasında "Koğuşta kadınlar beni karşıladı. 'Başkanım' dediler, '400 yılla yargılanan bir suç örgütü lideri, makam arabasıyla ve korumalarla gelmiş.' Gözümden yaş aktı." sözleri duruşmaya damga vurdu.

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen "Aziz İhsan Aktaş suç örgütü" davası bugün CHP'li başkanların savunmalarıyla sürüyor. Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin'in savunmasında "Koğuşta kadınlar beni karşıladı. 'Başkanım' dediler, '400 yılla yargılanan bir suç örgütü lideri, makam arabasıyla ve korumalarla gelmiş.' Gözümden yaş aktı." sözleri duruşmaya damga vurdu.

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün başlayan “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü” davası bugün devam edecek. 13 Ocak 2025’teki şafak operasyonuyla başlatılan soruşturmanın ilk duruşması dün Silivri Cezaevi yerleşkesindeki büyük salonda görüldü. 200 sanıktan 33’ü tutuklu yargılanıyor. Duruşmada bugün, tutuklu belediye başkanlarının savunmalarıyla başlanacak.

İddianamenin okunmasıyla tamamlanan ilk günün ardından, bugün sabah 10.00’da sanık savunmaları başlayacak. İlk savunmayı Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar verecek. Aktaş’ın 82 ayrı suçtan yargılandığı davada hakkında toplam 704 yıl hapis cezası isteniyor. Tutuklu belediye başkanları ise 4 ila 12 yıl arasında değişen cezalarla yargılanıyor.

"TARİHE NOT DÜŞEN BİR DAVADA, BUNUN KARŞINIZDA SANIĞI OLARAK BULUNUYORUM"

Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin'in savunmasından öne çıkanlar:

Bir hukukçu olma gayesiyle, tarihî davalar her zaman dikkatimi çekmiştir. Hukuk devleti anlayışı açısından tarihe not düşen davaları, hukuki anlamda değerlendirilen notları hep önemsedim.

Yemek yemedik, avukatımızı göremedik. Çay istedik, o bile verilmedi. Hatta salonda suyumu unutmuşum; tansiyonum düştü. Eğer dün savunma sırası bana gelseydi, zaten konuşamayacaktım.

Akşam koğuşa gittik. Koğuşta kadınlar beni karşıladı. “Başkanım” dediler, “400 yılı yayınlanan bir suç örgütü lideri, makam arabasıyla ve korumalarla gelmiş.” Gözümden yaş aktı.

Buradan çıkarken cezaevinde, aracın içinde küçük bir bölüme beni koydular. Aslında oraya girmeme gerek yoktu, dedim; ancak “Talimat böyle” dediler. Dışarıdan bir ses duydum: “Bu bir canlı tabut.” Bizi canlı tabuta koyuyorsunuz.

Biz onurlu insanlarız; onurumuzla yaşıyoruz. Benim arkamda üç evladım var, beni izliyorlar. Onlara miras bırakacağım tek şey onurumdur.

Tarihe not düşen bir davada, bunun karşınızda sanığı olarak bulunuyorum.

Ben, Adana’nın seçilmiş ilk kadın belediye başkanıyım. Bu makama çalışarak, emeğimle geldim. Kimse bana evimde otururken “Gel, belediye başkanı ol” demedi. Yıllardır verdiğim hak ve hukuk mücadelesiyle bu noktaya geldim.

Adliyeye götürürlerken çekilen o meşhur görüntü var ya sıraya dizilmiş halde. Orada çekilen o görüntünün fotoğrafını odana asacağım ve ben de bu hukuksuzluğu yaşadım diyeceğim

"VERESİYE RÜŞVET Mİ OLUR?"

Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar'ın savunmasından öne çıkanlar:

Ben, 2024 yılı Mart ayında Ceyhan Belediye Başkanı seçildim. Aziz İhsan Aktaş ve yakınlarının, belediyelerden aldığı herhangi bir ihale olmadığı gibi, benim dönemimden önce yapılmış ihalelerin de devamı söz konusu olmamıştır. Aziz İhsan Aktaş ve akrabalarının, 2024 yılında belediye başkanı seçildikten sonra benim dönemimde aldığı herhangi bir ihale bulunmamaktadır ve devam eden bir ihale de yenilenmemiştir.

İhsan Aktaş ve yakınlarının şirketlerine yapılan ödemeler usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmiştir. Şöyle ki; aynı tarihlerde başka firmaların da belediyeden alacakları ödenmiştir. Aktaş ve yakınlarının şirketlerine yapılan ödemeler özel ya da ayrıcalıklı ödemeler değildir. Belediyeden alacağı bulunan diğer firmalar da aynı şekilde ödemelerini almıştır.

Aktaş, değeri 4 milyon TL olan bir daireyi 20 milyon TL’ye aldığını söyleyerek rüşvet verdiğini iddia etmektedir. Ancak yine Aktaş’ın, babamla ev pazarlığı yaptığını iddia ettiği 25–26 Temmuz tarihlerinde, akrabalarının şirketlerinin belediyeden olan toplam alacağı sadece 1,5 milyon TL’dir. Tapunun alındığı Ağustos ayında da yine alacak tutarı 1,5 milyon TL’dir.

Aziz İhsan Aktaş, Kasım ayında 300 bin dolar verdiğini iddia etmektedir. O tarihte ise şirketlerinin belediyeden bir kuruş dahi alacağı bulunmamaktadır. Bir insan 1,5 milyon TL alacağı için 20 milyon TL ödeme yapar mı? Kasım ayında hiçbir alacağı olmayan bir şirketin tahsili için 300 bin dolar verir mi? Temmuz ayında yapılan bir ödemenin rüşveti dört ay sonra mı ödenir? Yani veresiye rüşvet mi olur?

Savcılığın yaptığı araştırmalar sonucunda, iddianamede de belirtildiği üzere, bir dairenin değerinin 7,5 milyon TL olduğu tespit edilmiştir. Yine savcılığın yaptığı değer tespitine göre, bu iki dairenin toplam değerinin 15 milyon TL olduğu belirlenmiştir. Bu daireler iki bağımsız bölümden oluşmakta olup, tek daire hâline getirilmiş, son derece lüks, özel tasarım ve full eşyalı dairelerdir.

Savcılığın dahi iddianamesinde, çıplak hâliyle toplam 15 milyon TL olarak belirttiği bu daireler, babam tarafından full eşyalı ve özel tasarımlı hâliyle Aziz İhsan Aktaş’a 15–16 milyon TL bedelle satılmıştır. Aziz İhsan Aktaş ise ifadesinde bu daireleri 20 milyon TL’ye satın aldığını söylemiştir. Bu 20 milyon TL’yi de tapuda 4 milyon TL, ayrıca 6 milyon TL ve 300 bin dolar olmak üzere ödediğini iddia etmektedir.

"DOSYADA O KADAR ÇOK YALAN SÖYLENMİŞ Kİ"

Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan Kayhan savunmasında "Dosya da o kadar çok yalan söylenmiş ki..." diyerek tepki gösterdi. Halk TV Muhabiri Gamze Altunay'ın aktardığı bilgilere göre Kayhan savunmasında şu ifadeleri kullandı:

Hayatım boyunca pek çok belediyede çalıştım.

20 yıllık belediyecilik tecrübemle, 2024 yılında Karabağ’dan aday gösterilmeyince Abdurrahman Tutdere ile çalışmak için Adıyaman Belediyesi’nde göreve başladım. Deprem sonrasında faydalı olacağımı düşündüm.

Yıllardır tanıdığım bir arkadaşla (Savaş?) aramızdaki para alışverişi, iftirayla rüşvet alışverişine dönüştürüldü.

5 Temmuz sabahı polislerin beni araması üzerine belediyeye gittim; kendi isteğimle giderek gözaltına alındım.

4 Temmuz sabahı beni aradı, İzmir’de tutuklanan bir arkadaşımız için avukat parası konusunda yardım istedi.

Rüşvet vermiş olsaydım parayı iade ederdi; ancak geri dönüşte o parayı aldı.

Dosyada o kadar çok yalan söylenmiş ki…