Geçirdiği beyin kanaması nedeniyle 76 yaşında hayatını kaybeden oyuncu Ali Tutal için Atlas Sineması’nda tören düzenlendi. Kızı Duçem Tutal konuşurken gözyaşlarına hakim olamadı, babasını “Hayatı boyunca doğru bildiğini savunan bir insandı ve herkesin dediği gibi kimseyi incitmeden ve kendinden de vazgeçmeden yaşadı" sözleriyle anlattı.
Tutal için bugün Atlas Sineması’nda düzenlenen törene ailesinin yanı sıra çok sayıda meslektaşı ve dostu da katıldı. Tutal için hazırlanan bir video klibin ardından sevenleri Tutal’ı kürsüde anlattı.
Aynı zamanda CHP Parti Meclisi üyesi olan film yapımcısı Baran Seyhan, sinemaya başladığında Tutal’ın ilk tanıdığı kişilerden biri olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Onu tanıyanlar çok iyi bilir ki uzunca bir süre görmeseniz bile birkaç saat önce ayrılmış kadar sıcak sürdürür bütün ilişkilerini. Örneğin ben şirketimi yeni kurduğumda beni ilk ziyaret edenlerden biriydi. Birkaç koliyle birlikte geldi. Çünkü o zaman bir yandan da reklam işleriyle, ajans işleriyle de uğraşıyordu. Benim ihtiyacım olduğunu düşünerek şirketimin bütün kağıtları, zarfları, her şeyi hazırlamış, getirmişti. Hayırlı olsuna böyle gelecek kadar duyarlı, ince düşünceli birisiydi. Biz sinemanın içinde, kendini sinema ailesinin bir parçası olarak hissedenler bu duyguya herhalde hepimiz bir şekilde kapılmışızdır. Zengin bir dünyadayız, zengin bir aileyiz ama hayatın da bu kaçınılmaz döngüsüyle gitgide fakirleşiyoruz. Maalesef Ali abiyi de kaybettik ve bugün uğurluyoruz. Başımız sağ olsun. Elbette onun sadece hayatını vakfettiği diyebileceğimiz sinema yoktu dünyasında. Siyasetten de toplumdan da kendi toprağından, kendi insanından da uzak tutmadı kendini. Sinemanın dışındaki mücadelenin de içinde oldu. Bu da özellikle bugünlerde ve özellikle genç arkadaşlarımızın dikkat etmesi hatta bence örnek alması gereken bir tavır, bir duruş. Zaten bu onurlu sürdürülen hayatlar bugün uğurlarken de bizleri bir şekilde yan yana getirmeyi başarıyor.”
“Benim kuşak artık böyle kayıplarla yaşıyor”
Oyuncu Halil Ergün, duygularını şöyle dile getirdi:
“Artık ben hatıralarla yaşayan birisiyim ve kaybettiklerimizin üstüne kendi hayatımızı devam ettirmeye çalışıyoruz. Çok kişi kaybettik sinemamızda, sanatsal çalışmalarımızda. Ali’yle birlikte başladık sinemaya. İlk filmim, Yılmaz Güney’in senaryosu. O da taptaze bir arkadaşımızdı. Beraber sinema çalışmalarına adım attık. O günden sonra sessiz bir kahraman olarak devam ettirdi. Emekçi iki bir adamdı. Gerçekten kardeşimdi. Işıklar içinde yatsın. Şu filmleri seyrederken bunu da bu arada söylemek istiyorum. Yeşilçam’ı kaybettik. Sinema kültürü başka yaklaşımlar üstünde var olmaya çalışıyor. Sağ olun. Şimdi şu filmlerdeki çalışanları, sahneleri, parçaları gördüğümde çok önemli işler yapmış Yeşilçam’ı ısrarla iddia ediyorum. Ben bunu iyice keşfettim. Cumhuriyetle beraber eksiği, yanlışı, doğrusu olan çalışmalardır ama çok önemlilerdir. Ali, sessiz kahraman olarak bunların içinde çalıştı. Ne kadar değerli bir oyuncu olduğunu da bir kere daha fark ettim burada. Halkın insanıydı. Dost bir arkadaşımdı. Işıklar içinde yatsın. İyilikler diliyorum. Benim kuşak artık böyle kayıplarla yaşamaya devam ediyor. İyilikler diliyorum sizlere.”
“Yeşilçam’ın zor zamanlarında kebapçı işletti”
Yönetmen ve senarist Ömer Uğur, Tutal’ın oyunculuğunun da yoldaşlığının da arkadaşlığının da samimi olduğuna vurgu yaparak “Yeşilçam’ın zor zamanlarında herkes değişik işler yapmak zorunda kaldığında bir kebapçı işletti. Orada bütün sefillerin, bütün gece köprü altında yatanların akşamın bir vaktinden sonra uğrayıp karınlarını doyurduğu, onların hepsinin Ali babasıydı. Bizim Ali abimizdi. Artık ne söylesek boş. Çok üzgünüm. O kadar canlıydı ki, o kadar samimiydi ki, o kadar yani sanki hiç ölmeyecekmiş gibi... Gelen gidiyor, konan göçüyor. Ali abi rahat uyu. Seni çok seviyoruz” derken gözyaşlarını tutamadı.
“Polis baskınlarından kaçtığımız yer onun mekanıydı”
Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mustafa Kul, Tutal ile okul arkadaşı olduklarını belirterek şöyle konuştu:
“Okulda olayların olduğu, her gün polis baskınlarının olduğu dönemde okuldan kaçtığım zaman barındığımız, gittiğimiz mekan Ali’nin Yeri. Orada hepimize kol kanat geriyordu. Hepimize sahip çıkıyordu. Bizden kaç yaş daha büyük olduğundan dolayı bize abilik yapıyordu. Kamu yönetimi bölümünden mezun olduk. O sinemayı seçmişti ama hiçbir zaman da siyasetten kopmamıştı. Her dönem İstanbul’dan kurultay delegesi seçiliyordu. Her seferinde mutlaka Ankara’daki kurultay kulislerinde birlikte oluyorduk. Sadece sinemayla, sanatla değil; siyasete de çok yakın ilgi duyan bir arkadaşımızdı. Son zamanlarında İzmir’de yaşıyordu. Hemen hemen her hafta telefonla konuşuyorduk. Hâl hatır soruyordu. Güzel anılarımız vardı kendisiyle. Birdenbire böyle bir olayla karşılaşmış olmamız hepimizi çok üzdü tabii. Kendisine rahmet diliyorum. Işıklar yoldaşı olsun. Onu anılarımızda yaşatacağız.”
“Bizi ihraç etmeseydi seçime giremiyorduk”
Eski Halkın Emek Partisi Genel Başkanı ve Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Sekreteri Fehmi Işıklar, Tutal ile anılarını şöyle anlattı:
“Bir parti kurduk biz, Halkın Emek Partisi. Ali, orada disiplin kurulu üyesiydi. 12 Eylül’den kalma baskıcı yasalardan biri de bir partiden ayrılınca bir başka partiden aday olurken disiplin kurulundan ihraç edilmen gerekiyordu. Ali disiplin kurulundaydı. Biz 11 milletvekiliydik. Bizi ihraç etti. İhraç etmeseydi seçime giremiyorduk. Dedim ki ‘Ali, en sonunda parti genel başkanını da ihraç ettin ya’. ‘Baba yapma bunu’ dedi. Ali şelale gibiydi. Kayalara çarparak gelen ama yolunu bulan biriydi. Çok coşkuluydu. Çok samimiydi. Çok içten, iyi bir dosttu. İyi bir sinema emekçisiydi. Diğer sinema emekçileri gibi hep mağdur oldu. Sıkıntı içinde yaşadı. Sıkıntılarını birebir biliyorum. Onu bu duruma düşüren düzen batsın diyorum. Bütün sanatçılarımız, bütün sinema sanatçıları çok zor durumda. Emeği sömürülenlerin başında gelir sinema emekçileri. Ben onları da bu vesileyle selamlıyorum. Ali Işıklar içerisinde yatsın diyorum. Üzüntümüz büyük.”
“Kendisinin filmleriyle büyüdük”
Sinema Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Galip Görür de bir dönemin yavaş yavaş kaydığını söyleyerek şunları dile getirdi:
“Çok kıymetli değerler bir daha yetişir mi, bilemiyoruz. Çünkü dönemin verdiği bu pragmatist, bu liberal, bu her koyun kendi bacağından asılır kültürü iyice sirayet etmiş durumda. Bu anlamda Ali abi gibi insanların gerçekten tekrar gelmesi, yetişmesi çok önemli. Umarım gençler, yeni gelenler örnek alır. Ali abinin çok dolaylı ya da direkt sinema örgütlenmesine, sinema emekçilerine katkısı olmuştur. Biz kendisinin filmleriyle büyüdük dememiz yanlış olmaz. Çok severek izlediğimiz ve kendisinin ölümü vesilesiyle bir daha izlediğim filmleri Türkiye sinemasına gerçek anlamda çok büyük katkısı olmuş. İyi ki varsın Ali abi, iyi ki vardın.”
“Çok iyi yürekli bir insanı kaybettik”
Oyuncu Nur Sürer, Bereketli Topraklar Üzerinde filmiyle tanıştıklarını belirterek “Çok güzel günlerimiz olmuştu. Şimdi buradan filmlere baktığımda galiba 6-7 tane filmde oynadık Ali’yle. Gerçekten çok üzgün olduğumu söylemek istiyorum. Çok iyi yürekli bir insanı kaybettik. Işıklar içinde uyusun diyorum” dedi.
“Devrimcilerin yeri cennettir”
Tutal’ı 1978’deki sinema yürüyüşünden beri tanıdığını vurgulayan Gani Şavata, şöyle konuştu:
“Ben Malatyalıyım, o Diyarbakırlı. Ondan çok feyz aldım. Onun kalemi onun kişiliğiydi. O iyi bir mürekkep yalayan, iyi bir sendikacı, iyi bir devrimciydi. Bundan iki ay önce en son telefonla görüşmem oldu. Beni de çok severdi. Benim ona saygım çok sonsuzdu. En son Saddam’ın Askerleri filminde beraber yol aldık. Orada bir parantez açayım. Aslında (Kenan) Evren’in askerleriydi. Benim oğlum dedi ki ‘Baba biz kılık değişelim, Saddam’ın askerleri olsun’. Ali abi dedi ki ‘Oğlum kılıf da değişse ne yaparsan yap bu film sansüre uğrayacak. Korkma’. Dedi ‘Ben babamın oğluyum, korkmuyorum’. Keşke değişmeseydik. Ali abi sinemada bir dahiydi. Onun yeri, bu devrimcilerin yeri cennettir. Bunlar çok şey verdiler bu ülkeye. En azından barışın temsilcisiydi.”
“Hiçbir zaman ölmeyecek”
Yönetmen Reis Çelik, duygularını şöyle dile getirdi:
“Ali gibi bu ülkesini sevenleri, ülkesinin tam bağımsızlığı için, ülkesindeki halkların kardeşliği ve özgürlüğü için mücadele eden insanların, özellikle de sanatçıların bu arzularını göremeden ayrılması o toprağın altında çok hüzünlü kalmış tohumlara benzer. Ali’nin ölüm nedeni beyin kanaması olarak geçiyor. Biz öyle duyduk hastaneden. Son zamanda bunu ben çok duyar oldum. Bu dünyanın durumuna bakarak, bu ülkedeki adaletsizliklere, özgürlüklerin yok edilmesine bakarak insanın önce vicdanı kanamaya başlıyor. Kalbi kanamaya başlıyor ve dayanamayıp bir süre sonra da beyni kanamaya başlıyor. İşte bu ağır geçirdiğimiz bir ülkenin sonucundaki hüzünlü giden arkadaşımızın arkasından söylüyorum. Ali’yle çok güzel zamanlar geçirdik. Bu ülkenin tarihine ilişkin değerli sözler söylemeye çalıştığımız beraber filmler yaptık. İnsanlar ölür giderler, normaldir ama sanat sanatı yapanlar, sanatı üretenler, sanatın içinde var olanlar hiçbir zaman ölmeyecekler. İnsanlık tarihi var olduğu sürece hele hele Ali Tutal gibi bir devrimciyse, halklarının kardeşliği ve ülkesinin özgürlüğü, bağımsızlığı için güzel mücadele eden birisiyse o hiçbir zaman ölmeyecek ve her zaman yaşayacaktır.”
“Bana pes etmemeyi öğretti”
Dostlarının ardından Ali Tutal’ın kızı Duçem Tutal, gözyaşları içinde şöyle konuştu:
“Burada olan, babamı yalnız bırakmayan herkese çok teşekkür ederim. Babam hayatı boyunca doğru bildiğini savunan bir insandı ve herkesin dediği gibi kimseyi incitmeden ve kendinden de vazgeçmeden yaşadı. Duruşuyla, emeğiyle ve vicdanıyla herkese örnek olmuş anladığım kadarıyla. Evde babamdı, hayatta da insanların abisi, dostu, arkadaşı, kardeşi ve daha birçok şeyi olmuş. Herkesi gerçekten dinleyen, sahiplenen çok barışçıl bir insandı. Benim adım Duçem. Anlamı Fırat ve Dicle Nehri’nden geliyor. Yani gürül gürül akan iki nehrin birleştiği yer demek. Bu ismi bana babam koydu. Bana sadece bir isim koymadı. Bana mücadeleci, savaşçı olmayı, hiçbir zaman pes etmemeyi öğretti. Ben de söz veriyorum ki baba, bana yakıştırdığın gibi mücadeleci, pes etmeden ve her zaman iyi kalpli devam edeceğim hayatıma. Seni çok seviyorum. Başımız sağ olsun.”
Tutal, okunan duanın ve helallik alınmasının ardından dostlarının omuzunda, toprağa verilmek üzere Zincirlikuyu Mezarlığı’na uğurlandı.
Ali Tutal kimdir?
Diyarbakır’da, 1950 yılında dünyaya geldi. Siyasal İşletme Bölümü’nden mezun olduktan sonra çalışma hayatına adım attı. 1975-1976 yıllarında sinema sektöründe kariyerine başladı. Oyunculuk kariyeri boyunca onlarca sinema filminde ve 20’nin üzerinde televizyon dizisinde rol aldı.




