Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, "Maalesef görevi ihmalden sekiz ay on gün bir ceza aldım. Bu ceza da uygulanması ertelenmiş oldu. Bir çeşit yok hükmünde. Sırf ceza verebilmek amacıyla verilmiş bir ceza gibi. Bu benim göreve dönüşümün önünde bir engel değil. Belediye başkanlarımız da cezalarının önemli bir kısmını içeride çekmiş oldular. Bugün onlarla ilgili de ben beraat bekliyordum. Fakat her birine ağır sayılabilecek cezalar verildi. Bu da beklediğimiz barışçıl ortamı sabote etmiş oldu." dedi.

Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Aziz İhsan Aktaş davasının ardından verilen kararları şöyle değerlendirdi:

"Beraat bekliyorduk. Bana iddianamedeki iki iddiadan beraat verdi. Görevi ihmal ile ilgili 8 ay bir cezaya hükmetti. Bunu da ertelemeye koydu. Biz beraat bekliyorduk. Çünkü benim görevi ihmal diye bir suçum söz konusu değil. Müdahale etmiş olsaydım tam tersine suç olurdu. İhaleye fesat karıştırma ve özel belgede sahtecilikten beraat verdi. Görevi ihmalden 8 ay bir cezaya hükmetti ama onun da hükmün uygulanmasını geri bıraktı. Tabii ki diğer arkadaşlarımıza ceza verilmesi bizi üzdü. Ayrıca, bu benim göreve dönüşümün önünde bir engel de teşkil etmiyor, bu bizi sevindirdi. Umarım kısa sürede görevimizin başına dönüp Esenyurt'ta kaldığımız yerden hizmete devam ederiz.

Öncelikle kendimle ilgili bir durumu açıklığa kavuşturayım. Ben eylem 30 ve 31 ile ilgili yargılanıyordum iddianamede. İki eylemden de beraat ettim. Biri ihaleye fesat karıştırma, biri özel belgede sahtecilik. İkisinden de beraat ettim. Fakat her ne hikmetse görevi ihmal diye bir iddia var idi. O iddia da aslında bilirkişi raporlarında iki bilirkişi, Sayıştay mensubu ve İçişleri Bakanlığı mensubu olup da sonra bilirkişi raportörü olan kişiler bu konularla ilgili benim hiçbir şekilde bir dahlimin olmadığını ileri sürmelerine rağmen bir başka bilirkişi raporunda ‘Ahmet Özer'in bunlarla ilgili hiçbir dahli yok ama görevi ihmal olabilir’ diye maalesef görevi ihmalden 8 ay 10 gün bir ceza aldım. Bu cezanın da uygulanması ertelenmiş oldu. Bir çeşit yok hükmünde...

“İDDİANAMEDE OLMAYAN BİR İDDİADAN, SIRF CEZA VERİLMİŞ BİR CEZA GİBİ...”

Adaletin yerini bulmasını bekliyorduk bugün. Bunun da nevşünema bulması, pratik olarak işlemesi beraat olmasıydı. Bütün avukatlar, herkes benim toptan bütün bu iddialardan berat etmemi bekliyorlardı. Ama bu iddianamedeki 30 ve 31. eylemlerden berat etmeme rağmen, iddianamede olmayan bir iddiadan dolayı sırf ceza verebilmek amacıyla verilmiş bir ceza gibi böyle bir olaya muhatap oldum. Ama bunun sevindirici yanı şu, bu benim göreve dönüşümün önünde bir engel değil. Çünkü bu hükmün geri bırakılmasını beraberinde verdi.

“DİĞER BELEDİYE BAŞKANLARINA VERİLEN ORANTISIZ CEZALAR BEKLEDİĞİMİZ BARIŞCIL ORTAMI SABOTE ETMİŞ OLDU”

Ama diğer belediye başkanı arkadaşlarımıza verilen cezalar tabii ki beni üzdü, bu orantısız cezalar. Hem bu konjonktüre, içinden geçtiğimiz sürece uygun olmayan bir tabloyla karşı karşıya kaldık. Oysa benim beklentim şuydu, içinden geçtiğimiz süreçte zaten o belediye başkanlarımız da içeride yattılar, cezalarının önemli bir kısmını içeride çekmiş oldular, bugün onlarla ilgili ben beraat bekliyordum. Fakat her birine ağır sayılabilecek cezalar verildi. Bu mevcut beklediğimiz barışçıl ortamı biraz gergin hale getirdi, sabote etmiş oldu. O nedenle de buradan üzgün ayrılıyorum.

“BENİM BÖYLE BİR DAVAYLA MUHATAP KILINMAM BAŞLI BAŞINA CEZALANDIRMADIR”

Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali Foça'da başlıyor
Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali Foça'da başlıyor
İçeriği Görüntüle

Bir diğer nokta da şu, ben Esenyurt'ta 7 ay görev yaptım. Bu 7 ay boyunca belki yıllara sari olabilecek hizmetler ürettim. Bunun da şahidi Esenyurt halkıdır. Benim böyle bir davayla muhatap kılınmam bile zaten başlı başına bir cezalandırmadır. Bunu da zül addederim. Yani benim ihaleyle, özel belgede sahtecilikle, görevi ihmalle uzaktan yakından ilgim olmaz, olmamıştır. Ben bugüne kadar 40 kitap yazmış, 40 bin öğrenci yetiştirmiş, kamunun en üst düzeyinde görevler yapmış, üniversitede bölüm başkanlığından rektörlüğe kadar görevler yapmış, çözüm süreçlerinde Meclis’e davet edilmiş görüşlerine başvurulmuş, her zaman ülkemin barış içerisinde, eşit temelde, demokrasi içinde, kardeşçe bir arada yaşaması için çaba göstermiş birisiyim.

"O DOSYADAN TAHLİYE EDİLECEĞİM GÖRÜLÜNCE BÖYLE BİR DOSYA OLUŞTURDULAR”

Esenyurt'ta da seçimi kazanacak ve bu işleri yapacak bir aday olduğum için adaylığı kabul ettim ve seçimi kazandım. Esenyurt'un geçmişten gelen birikmiş sorunlarını çözmek, makus talihini yenmek için gece gündüz çalışırken bir anda bir operasyonla karşı karşıya kaldım. Bana adeta ‘Ver belediyeyi gir içeriye, suçunun ne olduğuna sonra karar veririz’ dediler ve beni içeri aldılar. Sonra o içeri alındıktan sonraki dosyadan tahliye edileceğim görülünce, çünkü boş mesnetsiz bir dosyaydı ayrıca konjonktür de değişti, bu sefer yedekleme yapmak üzere böyle bir dosya oluşturdular. Orada da içeride kaldım. Nihayet 11 Kasım'da tahliye oldum. Üstelik o iddiaların hepsinden beraat ettim. Bu dosyanın aslında ne kadar boş olduğu bir çeşit iftiralarla karşı karşıya kaldığımın ispatı olmuş oldu.

Oysa ben bir bilim insanıyım. İnsanları bu kadar ucuz bir biçimde itham etmemek, bir takım iftiralarla, iftiracılarla karşı karşıya bırakmamak gerekir. Çünkü bizim hakkımızı, hukukumuzu, şerefimizi korumakla görevlidir hukuk. Ve hukuk bunu yaptığı takdirde ancak bir yere varabiliriz. Ve her zaman söylediğim gibi devletin dini adalettir. Adalet zaafa uğrarsa devlet zaafa uğrar. Hukuk kendisi zulme karşı bilimin bir aracı haline gelmezse, kendisi zulmün bir aracı haline gelir. Zira hukuk bir gün herkese lazım olur."

Kaynak: ANKA