Adalet Bakanı Akın Gürlek, İBB soruşturmasına ilişkin maddi delil, MASAK raporları ve HTS kayıtlarının bulunduğunu belirterek “Tek başına gizli tanık beyanına dayanarak işlem yapmadık” dedi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, A Haber’de katıldığı programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Gürlek konuşmasına, “86 milyon vatandaşımızın Adalet Bakanıyım ben. Bu makamın sahibi değil emanetçisiyim. Adalet devletin namusudur. Zedelendiği yerde güven sarsılır. Güven sarsılırsa da kamu düzeni bozulur. Hakka, hukuka kim ihtiyaç duyuyorsa ben onların yanındayım. Adalete ihtiyacı olan kim varsa, hangi vatandaşımız varsa, haktan hukuktan yana bir mağduriyeti olan vatandaşımız varsa benim kapım herkese açık, her siyasi partiye açık. Öncelikli olarak bunun bilinmesini istiyorum. Ben Türkiye'nin Adalet Bakanıyım. 86 milyon vatandaşımızın hak ve hukuk sorunlarının, mağduriyetlerini gidermek için bu göreve atandım. İnşallah bu görevi layıkıyla yapacağım. Daha önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcısıydım. Orada verimli çalıştığımı, önemli işler yaptığımı düşünüyorum. Hakkın, hukukun yanında olacağım. 86 milyonun Adalet Bakanıyım. Adaletin bu konuda hizmetçisiyim” diyerek başladı.

Depremde 51 kişi hayatını kaybetmişti! 3 sanık beraat etti..
Depremde 51 kişi hayatını kaybetmişti! 3 sanık beraat etti..
İçeriği Görüntüle

"Ben bunun örgütlü bir iş olup olmadığını bilemem"

TBMM’deki yemin töreninin sorulduğu Bakan Gürlek, “Anayasa’nın 81’inci maddesi uyarınca bir yemin yapılması gerekiyor. Bu sadece usuli bir işlem” dedi. Programda, “Silivri’den gelen talimat doğrultusunda CHP’nin Anayasa kitapçığı fırlatıldığı söyleniyor. Duyumunuz var mı?” şeklinde konuşması üzerine ise Gürlek, “Ben bunun örgütlü bir iş olup olmadığını bilemem. Ama ben o gün şahsım adına üzüldüm. Çünkü burası bir görev yeri. Burada şahısların önemi yok. Biz kurumlar adına bir yemin yapıyoruz. Gazi Meclis’te, Atatürk’ün kurduğu Meclis’te bunu yaşamamak üzücü. Metin okunurken birden ortalık karıştı. Birden kürsüye saldırılar başladı. Daha önceden özellikle AK Partili vekiller beni uyardılar, ‘Bir karışıklık bekliyoruz, sen de biraz dikkatli olur musun?’ dediler. Daha sonraki olayları ben de televizyondan izledim. Bunlar keşke yaşanmasaydı. Bizim kurumları yıpratmamamız lazım. Buradaki şahıs Akın Gürlek değil, Adalet Bakanlığı. Bu tartışmalarla kürsüyü işgal etmek bize yakışmadı, seçkin milletvekillerine, onları seçen milli iradeye yakışmadı” şeklinde yanıt verdi.

“CHP’li vekiller de tebrik etti”

Yemin töreninden önce CHP’li vekillerden de kendisini tebrik edenlerin olduğunu söyleyen Bakan Gürlek, “Ben şahıs olarak hangilerinin tebrik ettiğini bilmiyorum ama orası çok nezaketli, nazik bir ortamdı. Herkes iyi niyetlerini söyledi, el sıkıştık. Birden bir kapı ve koridordan geçtikten sonra değişmesi beni özellikle o şaşırttı. Meclis’in kürsüsüne geliyorsunuz, birden insanlar üzerinize geliyor. Hatta ben sonradan gördüm, bir de kitapçık fırlatılmış. Bunlar keşke yaşanmasaydı. Özellikle şunu ifade etmek istiyorum. Ben naçizane bir insanım. Akın Gürlek’im ama burada Meclis çok önemli, bizim göz bebeğimiz” dedi.

Bir gazetecinin CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır'ın kendisine el sıkıştıktan sonra “Bugün sizin için zor geçecek” şeklinde konuşup konuşmadığı sorulan Bakan Gürlek, şunları söyledi:

“O gün çok kalabalık bir ortamdı. Sadece CHP’liler değil, AK Parti grup başkan vekilleri ve diğer partilerden de grup başkan vekillerimiz, milletvekillerimiz, herkes nezaket kuralları çerçevesinde el sıkıştı. Ben o sözü duymadım.”

Siyasetçiler ile görüşmeyi açık bir tarzı benimseyip benimsemeyeceği sorulan Bakan Gürlek, “Benim kapım herkese açıktır. Parti gözetmeksizin 86 milyonun Adalet Bakanıyım. Mağdur ve hukuka ihtiyacı olan kim varsa benim kapıma gelebilir. Bu A Partisi B Partisi C Partisi değil. Benim kapım onlara da açık. Biz özellikle de diyalog kapılarını kapatmamalıyız. Her zaman gelirlerse, yardımcı olabileceğimiz bir şey varsa, onların da hakla hukukla ilgili bir sorunları varsa onlarla da ilgili görüşürüz. Burada görüşmeyeceğiz diye bir şey yok” yanıtını verdi.

"Biz Cumhuriyet savcısı olarak şahıslara bakmayız. Kişinin makamına, mevkiine, belediye başkanlığına, unvanına bakmayız"

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik operasyonların sorulduğu Bakan Gürlek şunları kaydetti:

“Ben artık Adalet Bakanıyım ve yargılama aşaması başladı. Anayasamızın 138’inci maddesine göre mahkemelere, hâkimlere hiç kimse telkin ve talimat veremez. Bizim burada özellikle yargılama sürecinde yargılama yapılacak heyete, mahkeme heyetine bir tek talimatımız olamaz. Ama biliyorsunuz iddianamenin kabulü ile ilgili artık soruşturma aşaması tamamlandı, kovuşturma aşaması başladı. Ben size soruşturma aşaması ile ilgili bilgi verebilirim.

Cumhuriyet başsavcıları nasıl harekete geçer, ben onları anlatayım. Biz Cumhuriyet savcısı olarak şahıslara bakmayız. Kişinin makamına, mevkiine, belediye başkanlığına, unvanına bakmayız. Suç var mı yok mu ona bakarız. Hatırladığım kadarıyla ihbarlar ve şikayetler vardı yoğun bir şekilde. Hatta bir kısımda kendi içlerindeki vatandaşların bir başvurusu vardı. Cumhuriyet savcısının görevi soruşturma makul şüphe üzerine başlar. Bir şüphe varsa Cumhuriyet savcısı soruşturma başlatmak zorundadır. Cumhuriyet savcısı makul şüpheye rağmen soruşturma başlatmazsa görev ihmali suçu olur. Aynı olayda ben şahsen belediye başkanı olup olmaması ya da bir siyasi kimliğinin olup olmaması, şöhreti, unvanı bizi ilgilendirmiyor. Biz bu şekilde gelen ihbarlar, şikayetler ve parti içerisindeki vatandaşların başvurusu üzerine soruşturmayı başlattık. Soruşturmanın başlangıç aşaması bu şekilde.

Soruşturmaya başladıktan sonra maddi delillere ulaşmanız gerekiyor. Maddi deliller ise MASAK raporları, telefon trafikleri, daha sonra tanık beyanları, ihbarcı beyanları… Soruşturmalar bu şekilde oluyor. Sadece bu İBB soruşturması değil, genel anlamda bütün soruşturmalarda delil durumuna göre savcılık takdir eder, ya kamu davası açar ya da kamu davası açmayıp takipsizlik dediğimiz kararı verir.”

"İBB dosyasında delilleri ayrıştırdık"

İmamoğlu hakkında 123 tane eylem tespitinin yapıldığına ilişkin soru sorulan Gürlek, “İBB soruşturmasında çok ciddi iddialar vardı. Para kuleleri dosyasını zaten inceleme yapıyorduk. Oradaki şahıslar bizim için önemliydi. Çünkü buradaki şahıslar daha sonra İBB dosyasında yönetici olarak karşımıza çıktı. Bu şahısları araştırdığımız zaman Beylikdüzü ekibi olduklarını, daha sonra eski belediye başkanı Ekrem Bey ile birlikte bir yerlere gelmiş olduklarını, görev verildiğini fark ettik. O görüntülere yansıyan kişiler aslında aynı zamanda o dosyanın ana karakteriydi.

Soruşturma başladı diye kimse suçlu değildir. Soruşturma gerçeği ortaya çıkarmak adına başlar ve savcı hem sanık lehine hem de sanık aleyhine delilleri toplamakla yükümlüdür. Bakın biz bunu yaptık İBB dosyasında. Delilleri ayrıştırdık. Yani biz şahsın hem lehine olan delilleri topluyoruz hem de aleyhine olan delilleri topluyoruz. Yani takipsizlik kararı verdiğimiz, tutuklama kararı vermediğimiz, daha sonra delil durumu değişen ve tahliye ettiğimiz kişiler de oldu. Bunun özellikle altını çizmek istiyorum. Burada şahıslarla soruşturmayı karıştırmamak lazım.

Tekrar söylemek istiyorum buradaki şahısların unvanları, makamları, belediye başkanı olması bunlar Cumhuriyet savcısını ilgilendirmez. Cumhuriyet savcısı soruşturmayı gerektirecek şüphe var mı yok mu ona bakar. Bizim başladığımız soruşturmada da ciddi deliller vardı ve bu deliller daha sonradan maddi deliller olarak ortaya çıktı. Biz daha sonra sanıkların lehine olan delilleri de topladık. Bunu yaptık. Delil durumu değiştiğinde de bunları lehlerine değerlendirdik. Bunları da yaptık.”

"Maddi deliller var, MASAK raporları var, HTS verileri ve para hareketleri var"

“Gelecekteki cumhurbaşkanına siyasi operasyon şeklinde kamuoyuna yansıtıldığı, burada bir hukuksuzluk yok denildi ama daha sonra da İmamoğlu'nun a takımı dediğimiz önemli kişilerin itirafçı olduğu görüldü. Aziz İhsan Aktaş bizzat Silivri'de rüşveti nasıl dağıttığını kendisi anlattı. İtirafçılık konusunda onların siyasi operasyon dedikleri şey çöktü. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?” şeklindeki soruya ise Bakan Gürlek şu yanıtı verdi:

“Ben artık Adalet Bakanıyım. Yürüyen süreçlerle ilgili özellikle mahkeme heyetine saygı duyuyorum. Telkinde ve talimatta bulunamam ama sorduğunuz soruyu sorduğunuz bağlamda cevaplayayım. Biliyorsunuz biz iddianamede delillerimizi açıkça ortaya koyduk. Yani kesinlikle tanık beyanına dayanan bir dosya yok. Maddi deliller var, MASAK raporları var, HTS verileri ve para hareketleri var. Tanık beyanları tek başına delil değil. MASAK raporları ve HTS raporları da var.”

"Bu gizli tanıklar mahkeme huzurunda da dinlenecek"

Muhalefetin iddianamenin sadece gizli tanıklara dayandırıldığı şeklindeki iddiasının değerlendirilmesi istenen Bakan Gürlek, “143 tane eylem var. Tek bir eylemden dolayı gizli tanığın beyanından ceza alınan bir eylem yok. Gizli tanık elbette tanık beyanıdır ve biz tek başına gizli tanık beyanına dayanarak bir işlem yapmadık. Gizli tanığa baskı diye de bir şey yok. Çünkü mahkeme gizli tanıkları huzurda da dinleyecek. Savcılık dinliyor, mahkeme de dinleyecek ve tanıklar dinlendikleri sırada sanık müdafileri, katılanlar, tanıklara doğrudan soru sorma haklarına sahip. Kesinlikle biz tanık beyanlarına dayanarak işlem yapmadık. Kesinlikle bunların teyitleri yapıldı. Bu gizli tanıklar mahkeme huzurunda da dinlenecek” diye konuştu.

“Etkin pişmanlık başvurusu yapan ve bu başvurusu kabul edilmeyen başka isimler oldu mu?” şeklindeki soruya yanıt veren Bakan Gürlek, “Örgüt suçlarında etkin pişmanlık ceza indirim sebebi. Çok fazla kişi başvurdu etkin pişmanlık konusunda ve bir yerden sonra kırıldı. Ertan Yıldız ilk çıtayı kıran. Ertan Yıldız kendisi başvurdu ve cezaevinden geldi. 2-3 defa aldık avukatlarıyla ve Ertan Yıldız samimi olarak beyanda bulunduktan sonra ki Ertan Yıldız da örgüt içerisinde önemli bir kişiydi. Tahliye olduktan sonra dediler ki ‘Artık biz de anlatalım bildiklerimizi, biz de bundan faydalanalım’ dediler ve bu şekilde etkin pişmanlıktan faydalanan kişilerin sayısı arttı. Her beyanda bulunanı, her itirafta bulunanı serbest bırakmadık. Mutlaka bu bilgilerin teyit edilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

"Mahkeme salonlarında siyasi propaganda yapılmaması gerekiyor"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin davanın televizyondan yayınlanmasına yönelik çağrısı sorulan Gürlek, “Bu konuda mevzuatın izin vermesi gerekiyor. Şu anda kanunumuzda bu davaların canlı olarak yayınlanmasına ilişkin bir düzenleme yok. Ama yüce Meclis bu konuda bir irade gösterirse elbette yayınlanabilir. Yani bu yapılabilir. Ben şunu söylemek istiyorum, mahkeme salonları kesinlikle siyaset arenası değildir, siyasi şov ve siyasi propaganda yapılamaz. Hâkimler millet adına dosyadaki delillere göre, vicdani kanaate göre yargı verirler. Bunun özellikle altını çizmemiz gerekiyor. Yani mahkeme salonlarında siyasi propaganda yapılmaması gerekiyor. Ben ağır ceza başkanlığı yaptım, uzun süre heyet başkanlığı yaptım, önemli davalara bakmak nasip oldu. Hâkimler propagandalardan da etkilenmez” dedi.

Duruşma salonlarından görüntülerin sosyal medyaya yansıması hakkındaki değerlendirilmesi sorulan Bakan Gürlek, “Görüntü almak ve görüntü kaydetmek Türk Ceza Kanunu'na göre suç. İçeriye normalde telefonun sokulmaması lazım. Buna vatandaşlarımız ve milletvekillerimiz dahil. Aslında bunun olmaması lazım. Bunlarla ilgili bu dönemde de gerekli hassasiyeti göstereceğiz. Yani duruşma salonlarının kendine özgü bir havası vardır. Orada yargılama yapılır, deliller tartışılır, sanık savunmasını yapar, avukat savunmasına katkı sunar” dedi.

Tutukluların cezaevinden not göndermesi: "Bu konuda yasal bir düzenleme yapılması lazım"

Cezaevinden dışarıya mektup veya notlar şeklinde sanıklar tarafından yazıların gönderilmesi konusundaki düşünceleri sorulan Gürlek, şöyle konuştu:

“Burada bir mevzuat boşluğumuz var maalesef. Ben Adalet Bakanlığı sürecimde bu konuyla ilgili arkadaşlara talimat verdim. Bir yasal düzenleme yapacağız. Tutuklu ve hükümlü ayrımı var biliyorsunuz. Tutuklular cezaevinde avukatları ile istedikleri zaman 24 saat görüşebilirler. Ama hükümlülerde böyle bir şey yok. Tutuklularda böyle bir boşluk var. Avukatlar tutuklularla görüşebiliyorlar, tutuklular avukatlara şahsi notlarını verebiliyorlar, burada kanunda düzenleme yapılması gerekiyor. Tutuklularla avukatların görüşmesi, birbirlerine not vermesi ve bunların rahat bir şekilde dışarı gelip gitmesi konusunda bir eksiklik var. Normalde biliyorsunuz tutuklularda bütün mektuplar ve notlar cezaevi tarafından görüldü kaşesi yapılıyor. Eğer uygun değilse bunlar gönderilmiyor ama bunlar tutuklularda yasal mevzuat boşluğu olduğu için notlar rahat bir şekilde avukatlara verilebiliyor ve avukatlar aracılığıyla da diğer şahıslara veriliyor. Bu konuda da yasal bir düzenleme yapılması lazım. İnşallah bu konuda da düzenlemeyi Meclis irade gösterir.”

"Şike soruşturmaları genişleyecek"

Yasa dışı bahis hakkında da konuşan Gürlek, “Yasa dışı bahis sistemini çözdük. Yasa dışı bahis şirketleri sürekli teknolojiyi takip ediyorlar, yöntemleri sürekli değişiyor. Kaynağın tamamını kurutmak lazım. Bu işin sonuna kadar gideceğiz. Söz veriyorum, yasa dışı bahsin kökü kazınacak” dedi.

Futbolda şikede de önemli operasyonlar yaptıklarını belirten Gürlek, “Şahısların unvanlarına, kim olduklarına bakmadık. Futbolun temiz olması lazım. Şike soruşturmaları genişleyecek” diye konuştu.

Gürlek, ünlülere uyuşturucu soruşturması hakkında ise, “Uyuşturucu bu ülkenin en büyük sorunu. Anneler ve aileler bana geliyor. Cezaevlerimizde en fazla yatan kişiler uyuşturucudan. Mücadele sonuna kadar sürecek. Hedefimizde uyuşturucu baronları var. Çok büyük baronları yakaladık, arkası gelecek” ifadelerini kullandı.