İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “siber devriye” çalışmalarında bu yıl 184 bin “suç unsuru” tespit edildiğini; 40 bin web sayfasının kapatıldığını, 73 bin sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini açıkladı. Ancak hangi içeriklerin hangi gerekçelerle engellendiğine ve kararların hangi makamlarca verildiğine ilişkin ayrıntı paylaşmadı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, AKP’nin “Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” kapsamında gittiği Amasya’da, partisinin il başkanlığında gazetecilere açıklamalarda bulundu. Emniyet ve jandarma birimlerinin internet üzerindeki faaliyetleri sürekli izlediğini belirten Çiftçi, bu yıl yürütülen “siber devriyeler” sonucunda 184 bin “suç unsuru” tespit edildiğini söyledi.
Bakanın açıkladığı toplam içinde muhalif medya ve hak örgütlerinin payı bilinmiyor. Ancak son günlerde peş peşe verilen kararlar, dijital baskının yasa dışı bahis ve suç içerikleriyle sınırlı kalmadığını gösteriyor.
MUHALİF SESLER BİRER BİRER GÖRÜNMEZ KILINIYOR
Evrensel gazetesinin yanı sıra Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, Barış Akademisyenleri, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği ile Ali İsmail Korkmaz Vakfının sosyal medya hesapları hakkında erişim engeli kararı verildi.
Sky News muhabiri Alex Crawford’ın hesabı da aynı dalganın hedefleri arasına girdi. Kararlara “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçe gösterildi.
Kaos GL ve Velvele’nin internet siteleriyle çok sayıda LGBTİ+ örgütü, aktivist, gazeteci ve hak savunucusunun sosyal medya hesapları da Türkiye’den görünmez hale getirildi.
DİJİTAL SANSÜRE GÖZALTI VE TUTUKLAMALAR EŞLİK EDİYOR
Erişim engelleri, hak örgütlerine yönelik operasyonlarla aynı dönemde genişledi. Gazeteci Tuğba Tekerek ile Kaos GL’nin yönetim ve denetim kurullarında görev yapan yedi kişi tutuklandı.
Operasyonları protesto etmek amacıyla Çağlayan Adliyesi önünde yapılmak istenen basın açıklamasına müdahale edildi; gazetecilerin de aralarında bulunduğu 106 kişi gözaltına alındı.
Böylece iktidarın baskısı dijital alanla sınırlı kalmadı; haber yapanlar, hak ihlallerini duyuranlar ve dayanışma gösterenler de doğrudan hedef haline geldi.
“SANSÜR KURUMSALLAŞIYOR”
DİSK Basın-İş, erişim engellerinin “sansür pratiğinin kurumsallaşmış bir boyuta ulaştığını” gösterdiğini belirtti. Sendika, bağımsız medya kuruluşları ile sivil toplum örgütlerinin susturulmasının halkın haber alma, örgütlenme ve hak arama imkânlarını hedef aldığı uyarısında bulundu.
Art arda gelen engelleme, gözaltı ve tutuklama kararları yalnızca mevcut haberleri ve hesapları ortadan kaldırmıyor. Gazetecileri, hak savunucularını ve yurttaşları yeni soruşturmalarla karşılaşma korkusuyla sessizliğe ve otosansüre iten bir baskı düzeni kuruluyor.




